13 Aralık 2017 Çarşamba

İyilik Bulaştırın

O zaaammannn tap taze bir yazıyla başlayalım....Siz çoktan güne aymış olabilirsiniz ammaa ben yeni başlıyorum şu sıralarda.
Bu günlerde yaptığım yegane şey kitap okumak. Evet o hep yaptığım şey ama şu sıralar soluksuz okuyorum diyebilirim. Göz tansiyonuma rağmen hem de.Kendime eziyet etmeyi seven biri değilim ama bu ara biraz zihnmi meşgul etmeye ihtiyacım var. İçimde var olan enerjiyi tutmaya,lazım olana aktarmaya,iyilik,güzellik,pozitiflik bulaştırmaya çalışırken,kendi ruhumu da tek parça halinde tutabilmem lazım.

Zor vakitler.Ardı ardına gelen sıkıntılı haberler. Ama benim içim bahar-bahçe.Her şey güzel olacak eminim. Bu bilgeliğimi başkalarına pay etmek için de enerjimi kalp kapakçıklarım arasına,beyin duvarlarıma falan sıkıştırmam,muhafaza etmem lazım. Bu sebeple okuyorum,okuyorum,okuyorum.
Tavsiye ediyorum;okumak iyileştiriyor.Şuan her ne haldeyseniz,en yakınınızdan bir kitap alın ve başlayın okumaya. Elinizin altında yok ise gidin bir kitapçıya,indirimden,incecik bir kitap alın,kapağını sevin,arka yazı sizi cezbetsin.Başlayın okumaya. Dünyadan birazcık uzaklaşmak iyi geliyor sonuçta.Döndüğünüzde enerjinizi toplamış,farklı bakış açılarıyla bakmaya başlamış oluyorsunuz.
Tabi herkesin kendini toplama,etrafına iyi yansıma şekilleri değişebilir. Siz size neyin iyi geldiğini biliyorsanız onu uygulayın.Yani demem o ki,kendinize iyi gelecek birşeyler yapın.İllaki yapın. İyileşmenin tadını alın.Hep iyi kalın.

5 Aralık 2017 Salı

Yoğun Hisler

dün sabah 9 da evden çıktık. 12 de babam kolonoskopideydi. saat 14 e doğru ameliyata alındı.lazerle yapılacak olan işlem bir şeylerin ters gitmesinden dolayı normal ameliyata dönmüş. Doktorumuz istersek eve dönebileceğimizi ama kalmamızın babam için yararlı olacağını söyledi.Elbette kalacaktık,kaldık. Kızkardeşim de yanımızdaydı. Onunla birlikte hemennn koşarak eve geldim.Yine hiç soluklanmadan almam gereken biri kaç parça eşyayı sırtlanıp annemin yanına,hastaneye geri döndüm.Tekli koltukta 2 kişi uyumakla sabahlamak arası bir yolculuktu bizimkisi.
Babam uyanır da tek başına tuvalete gitmek isterse hemen annemi dürtmem gerekiyor sorumluluğuyla gece 02 yi geçe dalmışım uykuya.sıklıkla gözlerimi fal taşı gibi açıp tavana gözlerimi dikip dakikalarca koridordaki ışığı izledim.Ayak ucumda oturarak uyuyan annem,hafif kıpırdanırken gözlerimi yumup uyur numarası yaptım ki kaygımı fark etmesin.06:50 de de tamamen kalkıp oturdum bir köşeye.Çok uzun zaman var ki gecenin karanlığında güne başlamamıştım valla. Gözlerimin açık olduğu tüm dakikalar,saatler boyunca,o hastane odasında içimden şu cümleyi sayıkladım; Allahım,babama ve tüm sevdiklerime şifa ver. nolur şifa ver. Şifanı esirgeme onlardan lütfen...Yalvarırım babamla beraber şifa bekleyen herkese ve benim sevdiğim,onlarsız yapamayacağım herkese şifa ver diye diye sabahladım.
Babam iyi çok şükür. bugün öğlen 12 gibi taburcu olduk.Tam taburcu işlemlerimiz yapıldığı sırada ben de hastanelik oluyordum az daha. İlacımı evde unutmuşum,hemşirelerde o ilaç yokmuş.Annecim koşa koşa eczaneye gidip gelmese idi biraz da benim için hastanede kalmamı gerekebilirdi.Traji komik bir durumun köşesinden döndük yani.

Babam iyi. Evde dinleniyor,çok iyi bir operasyondan çıktı. doktoru,hastaneyi,canı hiç yanmadan geçen bu süreci çok sevdi. Bin şükür ki Allah beni mahçup etmedi. Referans olup,övüp övüp yerlere göklere sığdıramadığım doktorumdan memnun kalmasaydık,vicdanımı nasıl rahatlatırdım bilemiyorum doğrusu.
Vicdanım rahat ama aklım kalbim bir başka konuda bir başka insanda takılı şu sıra. diyorum ya herkes iyi olsun,herkes huzurlu olsun zira ben ilmek ilmek ördüğüm huzur ve sağlık dolu dünyamda rahat olamıyorum. Nefes alamayacak kadar daralıyor,kuş olup uçmak,parmak uçlarıma bahşedilecek sihirle şifa dağıtmak istiyorum.
Cürmü kadar yere sahip bir kul olarak hiç bir halt edemeyerek kendimi zamana teslim ediyor,sadece dua edebiliyorum.Velhasılı kelam; herkes,tüm sevdiklerim iyi olsun,keyifli olsun,sağlıklı olsun diliyorum. Tanımadığım için sevemediğim yer yüzündeki milyarlarca insan için de aynı temennilerimi evrene yolluyorum elbette.
Hadi iyilik bulaştıralım bu gece. İyi düşünelim,güzel yarınlara uyanalım inşallah.
----------
Anlatacaklarım bitmez benim. 24 saatlik hastane odasından günlerce uyduracak cümle hapsettim zihnime.En iyisi ben susayım da şimdi,yerli yersiz damlamasınlar kaleme. Sevgiler efeniimmm...Huzurlu vakitlerr.


28 Kasım 2017 Salı

Şifaya Giden Yol


Bir kitap okuyorum; unutma dersleri isimli. Nermin Yıldırım'ın bir kitabı. beklentimin epeyce üstünde bir kitap. Zihinde istenmeyen anıları vs silen bir merkezden bahsediyor kısaca. 
Daha çok başlarındayım zaten ama pek güzel gidiyor.
Keşke benim de bugünümü zihnimden silecek bir sistem olabilseydi.
Yani demem o ki,pazartesi sabah babam bir ameliyata girecek. Biraz önem arzediyor,yaş ve hastalıkları bakımından riskli görünüyor. Aklınıza geldiğinde dualarınıza eklerseniz seviniriz efenim.
Her ne gelirse Allah'tan elbette ama keşke üst üste gelmese Ama biz şifa bulmanın peşindeyiz,şuan tek yapabildiğim herkesin asılan yüzünü güldürmek,hep yaptığım gibi varolan durumu ve ciddiyeti hafife alıp amannnn ne varki bunda hadi toparlanın diyebilmek.


Bugün şunu anladım ki; insanın kendine gelen hiiç bir şeyin ama hiç bir şeyin önemi yok. Sevdiklerinizin canı yandığında,onlar o hastane odalarına girip çıktıkça canınız öyle yanıyor ki,anlatmak imkansız. Canı yanan ağlar ya hani,gülmek zorundasınız.
Dua etmek ve gülmek... Şifa bekleyen herkese ve tüm sevdiklerime. Allah'ım varlıklarındna mutlu olduklarımın yokluklarını gösterme.

22 Kasım 2017 Çarşamba

İyi ki Doğdum

Hani yeni yıl heyecanı firmalarda hep çok önceden başlar ya. Genellikle son bir ay boyunca nereye gitseniz ışıl ışıldır,kampanyalar başlamıştır,tv de yılbaşına özel hediyeliklerin reklamları dönmektedir.
Yani son bir ay yeni yıl coşkusuyla geçer.Hissedebilene,kalbinde o heyecana yer açabilene.
Bende de öyle olduç 2 Aralık doğum günüm. Ve bir de 26 aralıkta yeniden doğduğumu kabul ediyorum biliyorsunuz.
Ama 2 hafta önce 2 arkadaşımın doğum günümü kutlaması ve hediyelerini erkenden iletmeleri,pastadaki mumu 3 hafta önceden üfletmeleri ve bundan duyduğum heyecan ve mutlulukla 1 kare fotoğrafı sosyal medyaya sızdırmam sonucu,benim doğum günü heyecanım başladı. O gece gelen mesajlar, sabah erkenden yaa kusura bakma nasıl da unuttum diye uykumdna uyandırılmalar.
Açıklama yapmaktan yorulmalarım,her çalan telefona,gelen mesaja gülümseyerek cevaplamalarım.
Çok mutlu oluşlarım bir o kadar da bu yanlışı düzeltmeye çalışmalarım.
sonrasında kardeşlerimin de erkenden kutlamak istemeleri,dayanamadık napalımmm nasıl da girdin sen doğum günü havasına demeleri.Yani demem o ki,ben her günümü doğum günü havasına çevirdim bu ara. Daha çok var ama her gün ama her gün yeniden hatırlatılması,yeni yaşın bu denli coşkuyla kutlanması,sevildiğimin bu derce hissettirilmesi.Yaşın 33 oluşu ne önemsiz.Her anımda sevdiklerimin varlığının şükrü ile ne hissiyatlı günler geçiriyorum bunca cümleye rağmen aslında hiç bir şey anlatamıyorum.:)
Velhasıl kelam,bu yıl erkenden doğdum ama hiç bu doğum hikayesini bitirmeye niyetim yok. Her günümü özel kılan insanlar ömrümce hayatımda olsunlar lütfen Allah'ım. Ben onlarla bu yaşamı tatlandırdım. Varlığımdan duydukları sevinçle günlerimi en canlı renklere boyayıp rengarenk bir kış hediye ettiler bana. Çok şanslı olduğumu hep bilirdim ama bir kez daha bir kez daha idrakine varabildim bu sayede.
Ezcümle; iyi ki doğdum bee ! :) 

28 Ekim 2017 Cumartesi

Nasıl Anlatmalı Bu Halleri

Tam olarak bu haldeyim.Ojemin, bardağımın ve saçımın rengi farklı.Yorgunluk aynı.
Aa bir de bilgisayarımın bana özel kapak kaplaması :)
Yani diyeceğim o ki.Günlerdir,haftalardır işle ilgili bir sistemsel düzenleme içinde olduğumuzdan ve maalesefki firmanın en eski elemanı ben olduğumdan yani en çok bana ait müşteri portvöyü bulunduğundan canım çıkmış durumda. Dün öğleden sonra evden çıkıp telefonlarımı unuttuğum için yana yakıla geri döndüm 1 saat sonra. Telaşımı tahmin edemezsiniz.Neyseki arayan soran olmamış o zaman diliminde.
Gece eve geri geldiğimde saat 22:40 idi. Üstümden çantamı bile çıkarmadan telefona sarılıp Jülideyi aradım.
Hadi anlatsana bana şu sistemdeki olayı diye başladım derdimi ona aktarmaya.
Sağolsun,varolsun,yarı yanım benim şu şirkette.En kolay haliyle yapabilmem için yollar gösterdi. Başladım tüm bitirdiğim işleri ennnn başından kontrol etmeye. Neden mi? nedeni benim aptallıım efenim. Neyse boşverin.
Patronum fark etmeden eksik olan şeyleri düzenleyip yerli yerine oturttum dataları.Gözüm açık rüya görmeye başladığımda ve elimi yüzümü yıkayayım diye banyoya gittiğimde sabunu tutamayıp ellerimin arasından kaydırdığımda anladım ki biraz dinlenmem lazım.Saat 04 küsurdu.Sabah 9 da mobilden sistemimi açıp biraz daha yatayıp ortam sakinken dedim ama kargo telefonuyla uyandım. Elektrikler yok,asansör çalışmıyor,kapıyı da açamıyorum gelip kargonuzu alın dedi eleman. 10 kat aşağıya ayaklara kuvvet başladım yürümeye. 4-5 kat kadar indim,bekliyorsun değil mi geliyorum,gitme dedim. Gelmeyin ben bina görevlisine bıraktım o size verir dedi. Sevineyim mi üzüleyim mi bilemedim. Döndüm tabi tekrar uyumak istedim biraz daha ama aklımda yapılacak onca şey varken ne mümkün.Geçtim yine bilgisayar başına. Hem söyleniyorum patronuma hem düzeltiyorum bir şeyleri.Haberi yok tabi. Olsa bu kadar üzmezdi sanırım beni.
An itibariyle bitti herşey bence. ama biliyorum ki son dakika gölü atacak yine. Daha kaç gece sabahlayacağız böyle bilmiyorum. Sırtım tutulu,eller,ayaklar fena.
İşimi seviyor oluşum tüm bu sıkıntıların üstünü örtüyor.yine de rahat çalışmak,huzur ve dinginlikle işleri halletmek hepimizin ortak tercihiği olmalı. Zira yıpratıcı oluyor bir süre sonra.
Neyse...Nokta...

2 Ekim 2017 Pazartesi

Hediye












Ne siz sorun ne ben söyleyeyim. Yazayım ve unutayım. Öyle bir gündü yani.
Duyduklarımı unutmam epey zaman alacak olsa da kendime gelmem gerektiği bilinciyle toparladım kendimi.

Öyle ki tansiyonum 10-5,şekerim 150 ile çıktım evden. Acıbadem'e vardığımda 2 saat kadar geçmişti herşeyin üzerinden.Karşısına geçmeden önce anlatacağım bir konudan haberdar olduğu için son derce keyifle ve gülen gözlerle bana baktı. Ama gördüğü manzara karşısında sana ne oldu bile demekte zorlandı.
Bunları sana getirdim dedi ve uzattı. Henüz durmuş gözyaşlarım bu sefer mutluluktan akıp boynuna sarılmak istedim.Yapamadım tabi.Teşekkür etmekle yetindim. Kalpten,gerçekten.Ondan ilk defa hediye alıyor olmam bir yana,böyle bir günde tamamen habersizken hissetmiş olması,çok manidar ve özeldi.Bir hediye daha vardı yanında. biliyorum sende var kitabım,ama neden bilmiyorum sana hediye etmek istedim dedi.Sen de birine hediye edersin belki,an bu da senin dedi.
Ne hissettiğimi anlatmam mümkün değil.
Şöyle söyleyeyim;
bir süre önce kendimi öyle yalnız hissediyordum ve destek olunması gereken bir zaman dilimi geçiriyordum ki,ben sana bakarım,yemekte yaparım,sofra da kurarım diyen arkadaşımın boynuna sarılıp ağlamak istemiştim mutluluktan. Tabi ki yapamamıştım onu da. Teşekkür edebilmiştim sadece.
diyeceğim o ki,çok hediye verir,çok da alırım şükür. Ama bu iki kalp,iki beni hisseden,anlayan,gerçekten mutlu etmek için yapılan eylem ve verilen hediye çok ayrı önemliydi bence.
böyle güzel insanların varlığına minettarım ömrümce.
Kendim her zaman kendime yeterim ama gözyaşlarımdan açılan o koca boşlukta beni düşünen birilerinin olduğunu bilmek muazzam.

28 Eylül 2017 Perşembe

Başlık Yok,Duygu Çok

İnsan bazen;
Birileri onun için bir şeyler yapsın, bazen en sevdiği yemeği pişirsin,en sevdiği bardakta bir meyve suyu ikram etsin,senin için aldım diye bir şey uzatıversin ya da yapması gereken bir işin ucundan onun için tutuversin veyahut ne bileyim,seni düşündüm,senin için desin,yalnız olmadığını bilmesini sağlasın istiyor.
Sonra  düşünüyor insan; sevdiklerinin hepsi hayatında ve sağ. ! Her istediğinde olmasa da gözlerinin içine bakabiliyor,her zaman söyleyemese de sevdiğini duyurabiliyorsun.Ara sıra da olsa sarılabiliyor,enerjilerini birleştiriyorsun. Nadiren de olsa öpüp sevdiklerini kalbinin üzerine koyuveriyorsun. Varsın yalnızlık hissi sarsın ruhu. Varsın,tek başına olduğunu sansın insan. Varsın yorulsun,varsın üzülsün,varsın çıkmaza girsin.Biliyoruz ki sevdiklerimiz bir göz,bir kaç adım,bir kaç saat uzaklıkta. Varlıklarına bin şükür edebildiğimiz her gün,yalnız olmadığımızın farkında olmak umuduyla. gücümüzü geri toplayalım ve yorgunluğun kıymetini bilelim. 
Bir varlar,bir yoklar ve sonra hiçç olmayacaklar...Düşünürken bile gözlerimden akan yaşlar,günlerdir kalbimi havuz yaptılar. Bir tarafta olmasını istediklerim ve yalnızlığım diğer tarafta şükr'üm.
Allah'ım sevdiklerimi ömrüme eş kıl. Bu bencillik biliyorum ama sevdiğim herkesin varlığını mutlulukla ve sağlıkla donat. Zira onlarsız yaşamak beni eksik kılacak.Buna hazır değilim.

16 Eylül 2017 Cumartesi

Minnet Duygusu

Yazmiyorum diye yasamadigimi dusunmuyordunuz degil mi? 
...
Gozlerimi kapatip yasanan guzel gunlere dalardim eskiden.simdi gozlerim acik ve gun isiginda da dalabiliyorum.sahiden!
Yemek yaparken,kiyafet dolabimi duzenlerken,kitap alisverisi yaparken,hatta kendime parfum alirken bile...dalabiliyorum oyle mutamadiyen.
Her geri gittigimde,bin sukurle donuyorum suanki vakte.iyi ki beni seviyorsun Allahim diyorum.biliyorum,hissettiriyorsun.sana layik olamiyorum ama sen her seferinde benim gozyaslarimi huzur ve mutlulukla siliyorsun.tesekkur ederim.verdigin,yasattigin tum gerceklere minnettarim.

14 Ağustos 2017 Pazartesi

Sonuç

Eveeettt aşağıda anlattığım konuya son noktayı koyuyorum.
Doktora gittim,rontgen çekildi.Muayene edildi.Ayak orta parmak çatlak.Doktorun yorumu şöyle;
"Bileğin nasıl kırılmadı hayret ediyorum. Parmağın kırık da diyebiliriz ama yapısı tam anlamıyla bozulmadığı için çatlak demek daha doğru geliyor bana.Yapılacak şey alçıya almak ama ben hayatını kısıtlamamak için 3 hafta dayanmanı ve kendiliğinden iyileşmeni öneriyorum."Kem ve hap var ama işe yaramayacağını ikimizde biliyoruz.Tek yapman gereken hareket etmemek,istersen iş için rapor vereyim,gidemezsin çünkü dedi.Yok ona gerek yok işi hallederim de hareketi ne yapacağız bilmiyorum dedim istemsizce.
Sonra annemi aradım gelmek için benden haber beliyordu çünkü.Bak dedim gördün mü bir de kırık olsa duramazsın derler,dediniz.Valla durmuşum hem de üç gün.Morarmasa daha da dururdum.
Neyse efenim annem gelmedi,ben tek başıma idare edebilirim sanıyorum.Zaten haftasonu için yine yanlarına gitmeyi düşünüyorum. Sonuçta doktor bana hareketlerini kısıtla dedi,yolculuk yapma demedi ki :))
Anneme bunu deyince çok kızdı ama olsun.Patronuma da gel bi gün kahve içelim deyince kızdı.Senin ayağın rahatsız değil mi,parmağın çatlamadı mı,dinlenmen gerekmiyor mu gibi bir sürü ardı ardına yazdı durdu.Ee tamam yürütmezsin sende araban var zaten bi kahve içemeyecek kadar da düşmedik ya dedim.En kısa zamanda bir akşam geleceğine söz verdi.Aaa lütfen ama  Enerjimi hiç bir şeyin aşağıya çekmesine izin vermeyeceğime söz vermiştim kendime. Tutuyorum.Siz de yardımcı olun dimi? :)


Bir Başka Haftasonu

Aldığım her nefese şükür ile...
Hadi başlayalım yazmaya,vira bismillah.
Geçtiğiiz bayram ailecek keyifsizlikle geçmişti.Birbirimizle bayramlaşmayı bile unutmuştuk,o derece.
17 yıllık aile dostlarımız mehmet amca ve sevtap abla. aralarında 20 yaş fark olan ve öncesinde bir çok evlilikler yapıp çoluk çocuk sahibi olan iki insan... çok ama çok ama çok sevdiğim iki insan.
Mehmet amcanın benden bir kaç yaş büyük oğlu 3 çocuk babası,son bebeği 1 aylıkken bundna bir ay önce intihar ederek vefaat etti.Bayram arefesiydi. Şoke olduk,kime,neye üzüleceğimize şaşırdık.Güç toparlandık.Mehmet amca kocaalide oturduğundan ve cenaze için istanbula geldiklerinden ben karasudaki yazlık evde onları göremedim.Aklım fikrim hep ondaydı. Bir insan 2 çocuğunun 17 sene arayla ölümünü nasıl kaldırabilirdi. Nasıl bir acıydı bu yarabbim. Nasıl bir kaderdi.Bayram boyu Mehmet amcayı göremedim. Ben istanbula evime geldim O buradan Kocaaliye evine döndü.Görüşemedik. Annemlerden haber aldım sık sık. İyi olduğunu toparlandığını,tam da açmak üzere olduğu iş yeri için çalışmalarını hızlandırdığını öğrendim.Çok sevindim. Hayata bağlanmak için bir yol bulmuştu işte. İnsanoğlu,illaki bir sebep buluyor tutunmak için.
...
3 gün önce cuma gecesi...1 hafta önceden biletlerimizi almıştık kız kardeşimle. O zaten her hafta sonu gidiyor da ben kalıyordum evimde.Akşam 20 arabası için haremde olmamız gerekiyordu.Olduk da. Tam servisten inip yazahaneye gideceğimiz vakitttt....Ben düştüm Öyle bir tökezleme gelmesin aklınıza. Yüzüm hariç tüm vücudum çakıldı yere dümdüz.Etrafımdakilerin bakışları,bir kadının çığlığı ve önden giden kardeşimin yüzüme donup kalmış bakışı ile kalktım  yerden bu insanlar neden bana bakıyor ki alt tarafı düştüm işte canım edasıyla girdim otobüs firmasına.Sadece saniyelerce oyalansaydım giremeyecekmişim :)
Yerime oturdum ayakkabımı çıkardım bi daha da giyemedim zaten:) bir anda davul gibi şişti ve parmaklarım,tabanım ve üst kısmı şişti ve parmaklar kasıldı.Ne yaparsınız? Otobüs geldi. Dursam kaçacak.Gitsem gidemiyorum.HErkes otur iyi değilsin derken yok iyiyim ben diyip kalktım yerimden.Zar zor ayakkabıyı giyip otobüse bindim ve biner binmez ayağımı elime aldım.Kardeşim korkmasın diye ses çıkaramıyorum,el bileğimi ısırmaya ve göz yaşım akmasın nolur diye yalvarmaya başladım içimden. Kardeşim inip buz bulup geldi,boynundaki fularını çıkarıp bana bandaj yaptı. O bunları yapmasaydı ben napardım inanın fikrim yok.Ben ki hızı hiç sevmeyen insanım./Sırf hız yapıyor söz dinlemiyor diye,kuzenimle görüşmüyorum bizi alıp bir yerlere götürmesinden rahatsızlık duyuyor beni özlersen bize gel diyorum./
KArdeşim de korkudan ne yapacağını bilemedi tabi.Annemi arayacağım dedi.Ne kadar yapma etme çok merak ederler desem de aradı.Ben o 3 saatlik yolu nasıl geldiğimi bilmedim annem de ben kaç kere aradığını bilemedi.VE ben ilk defa bir aracın aşırı hız yapmasından dolayı Allaha şükrede ede geldim o yolları. Allah'ım ambulans gönderdin bana,acımı iyileştirmek için anneme kavuştur beni.Yavaşlamasın araç nolur diyerek bitirdim o yolları. Yolcular isyan etti aracın hızına. tutunmadan gelmek mümkün değildi neredeyse.Olmaması gereken bir hız ile ilerledik. Yarı yolda isem bi yere gidemezdim.Gideceğim yere daha çok vardı dayanamıyordum. Bir yolu yok mu Allah'ım derken aracın hızlanması...Ambulansla gitsem sanırım aynı hızla gidebilirdim.
Mehmet amcalar sırf biz görelim diye bizden önce eve gidip beklemeye başladılar. Benim durumumu öğrenince aracıyla gelmiş bizi almaya. Gelme ben gelirim iyiyim,yorulma nolur dediysem de pek ikna edici olmadım sanırım:)

babamın ve kız kardeşimin kolunda hatta kardeşimin kolunu morartacak kadar sıkarak arabaya bindik.
Eve gittim bir bahçe dolusu insan.Hepsi korkuyla yüzüme bakıyor. Ben gayet sakin öptüm,sarıldım bir yere oturdum. Sevtap ablacım getirdin mi butiğinden kıyafetleri,hadi deneyelim çok merak ediyorum dedim. 
Annem elinde kas gevşetici kremlerle bekliyor karşımda.Ayağıma dokunacak oldu ben çığlık çığlığa...Orada ele verdim kendimi :) Sevtap ablacım aldı kremleri eline nazikçe masaj yaptı. Annem bandajlar vs derken aa dedim gecenin yarısı oldu be.Hadi görelim şu kıyafetleri artık.Gördük,baktık,aldık.Bu kadarcık mı yani,dükkandaki tüm mallar bunlar mı dedim.Ooo daha neler var keşke gelip görebilsen dedi.Yarın gelirim inşallah zaten denize de gitmeyeceğim dedim. Gitme imkanım yok demek istemedim :)
Ertesi akşama kadar ayağımı yere basamadım. Parmaklarım ve ayak tabanım kasıldı ve çok kuıvvetle ağrıdı.Sabah 4 e kadar yapılan masaj ve kremler çok az işe yaradı.En sonunda ilacı artık yesem deyince annem beni zorla uyuttu.Ertesi gün ne ayakkabı giyebiliyorum ne üzerine basabiliyorum. Allahım mucizene ihtiyacım var,bu akşam mehmet amca bizi almaya geldiğinde o arabaya binip butiğe gidebileyim. Zaten 2 gün için geldim kimseye zehir olmasın.Benim için üzülmelerine fırsat verme,nolur tadını çıkarabileyim deyip durdum. Akşam oldu ayakkabımı giyebildim. Zonklamayla da olsa o arabaya bindim. Tabiki sadece ayağımda değildi problem karnımdaki şant kısmında da ağrı vardı fakat kimseye söylemedim.ala karın boşluğumu tutarak yürüyorum aramızda kalsın:) şant tıkansaydı anlardım onun için velveleye vermeyelim lütfen.:)şişen kol bileğim ve diz altımı hesaba hiç katmıyorum bile kimsenin haberi yok nasılsa,geçti bile.

Neyse yolunuz kocaaliye düşerse mutlaka uğramanız gereken çokk güzel bir butik yapmış sevtap ablam. Kıyafet alışverişini ihtiyacı dışında hiç sevmeyen biri olarak bayıldım ben.
Gece hep birlikte bize geldik,yedik içtik. Mehmet amcaya ne zaman gözüm gitse o hüzünlü hali içimi parçaladı. Bir de beni merak eden,bana üzülen hali...Hadi dedim kalkın şuradaki yeni açılan avm yi gördünüz mü siz,hadi göstereyim size.
Sen mi dedi? kıızım sen hastasın nasıl geleceksin. Yoo iyiyim ben bak kalktım bile,yürüyorum ohh mis gibi. Şimdi oturursam yarın nasıl dönüş yoluna geçeceğim,hadi gidelim dedim. Mehmet amca eşine baktı. Sevtap abla,çok canı acıyor Mehmet.Hem de çok ama seni böyle görmek istemiyor.Senin için toparlanıyo hadi kalk dedi.Gözümden bir damla yaş düştü,kimse görmedi.Mehmet amca ikiletmedi.Çok yakındı zaten 100 m falan gidecektik herhalde.İki kişinin kolunda da olsa yürüdüm.O gün bitti.Pazar oldu.Ayakkabı giydim,yola çıktım. Canım da çıktı.İstanbul'a,evime döndüm ama baktım ki ayak daha fazla şişmiş, ve biraz da morarmış.O dakikadan sonra annem karasudan merve yanıbaşımdan yedi bitirdi beni. Sabah kalkar kalkmaz hastaneye gittim. İş bu ya doktor ameliyata girmiş.Ee beklerim,çıkınca görüşüm dediysem de bu gün hasta kabul edemeyecekmiş.Tamam bari yarın geleyim dedim yarın da izne çıkıyormuş. Ee ben bu sancıyı nasıl izne çıkarayım...
Eve gelene kadar 3 hastane ile görüştüm. Şimdi birinden randevu aldım.Akşam gideceğim.
sonrasına bakacağız artık.Nasıl bir işlem olacak,ayağımı kullanabilecek miyim.Ne yapacağım bilmiyorum şuan.Tek bildiğim çok güze bir hafta sonu geçirdiğim.Deli misin bu anlattıklarınla mı güzel geçti haftasonun dediğinizi duyar gibiyim. Evett 2 küsur yıldır görmediğim insanları görmek,onların yeni oluşumlarına şahit olmak çokk iyi geldi.Şuan çok ağrım var,kafamda deli sorular.Kendimi doktora geçmişimle beraber nasıl anlatacağıma dair ve anlaşılacağıma ait kaygılar.
Yine de iyiyim şükür.Aklım yerinde,zihnim açık,şantım çalışıyor. Ne çok uzattım değil mi? Sabahtan beri ilgiyi sevmiyorum yahu bırakın beni.Arayıp durmayın sürekli diyen ben pek detaylı yazdım kendimi.Ama benim okurlarım bilir ki geçmiş olsun denmesine hiç gerek yoktur.Gelmiştir ve geçecektir.Güç hepimizin kendi içindedir.  dua ederseniz şifa bulmama yardımcı olursanız sevinirim.zira yapacak çok işim,kuracak çok hayalim,gerçekleştirecek çok planım var. Hepsi içinde beden sağlığı lazım. Bunun için de kendimi bırakmamam,hasta psikolojisine girmemem lazım.
Bana yardımcı olur musunuz? :)
sevgiyle kalınız efenim,sağlıkla...

31 Temmuz 2017 Pazartesi

Sifatlar ve Sevdiklerimiz

Gecenlerde annemlere gittigimde,Doganla sohbet ederken dedim ki;insanlar birbirlerine ozellikle de annebabalar cocuklarina ismiyle hitap etmeliymis.annecim,babacim,pasam,kuzum,lokumum gibi sifatlarla hitap edilmemeliymis.cunku o zaman cocuk kendini o sifat gibi hissedermis.roller karisir,kendini nasil,hangi turlu hissecegini bilemezmis.Dogan dediki;demeki ben ondan seni annem gibi goruyorum.cunku hep bana oglum diyorsun.aa bak cok dogru dedin,ama fark etmez ben de seni cocugum gini goruyorum zaten.demeki bu tanimlamadan dolayiymis diye konusurken aklima geldi.cok yakinlarima hayatim demeyi severim.kiz olsun erkek olsun.cok yakinsa sohbet sirasinda ama hayatim diye basladigim cok olur,pek az kisiye kullanirim bu sifati ama en derinimde hissederim.iliklerime isleyerek soylerim.veee dusununce en cok onlardan gelen ters tepkilerden incinirim.oyle kirilirki kalbim,hayatim avuclarimin icinde kanar sanki de ara bandi bulamam,iyilestiremem.taki gelip hayatim olan kisi-ler guler yuz gosterene kadar.bu farkindaligi yasadiktan sonra dikkat ediyorum kimseye hayatim dememeye.ama oyle cok hayat buldugum kalpler var ki,nasil demeyeyim.onlar gercekten hayatim benim.siz siz olun size kullanilan sifatlarin degerini bilin.bir de bakin bakalim siz kimlere neler yuklediniz? Bana ise ismimle hitap etmenize gerek yok,istediginiz sifati yukleyebilirsiniz,hakkini veririm emin olabilirsiniz:) 

29 Temmuz 2017 Cumartesi

Yemekten Yazmaya; Yaşamaya

Bu ara yemek işine fena sardım. bu ara dediğim ne kadarlık bir zaman onu düşünüyorum da şuan epey bir öncesine dayanıyor aslında:)Ama ciddi anlamda bir yemek kursuna gitmeye karar vereli daha pek kısa önceydi.Hemen akabinde ismekte makaron kursu olduğunu öğrenip kayıt yaptırdım.Ama öyle bildiğiniz kayıtlardan değil. Bir "küçük" aksilik çıkınca internet formunda,yeri göğü inlettim.Pendik belediye başkan yardımcıları,ismek merkez ve şube yetkilileri seferber oldular gönlümü yapmak için..Sonunda hakkımı aldım ve kursa yedekten de olsa kayıt yaptırdım. Olsun,hakkımda varsa sıram gelir o kursa katılırdım.Arandım,davet edildim,gitmek üzere evden çıktım.
Canım da çıktı ama.
Kurs merkezi minibüsten indikten sonra 100 metre ilerde denmişti. Bir kilometre kadar 3 ayrı dik yokuş çıkıp hala kurs binasına varamayınca ve artık alacak tek bir nefesim bile kalmayınca geri dönmek zorunda kaldım. Başladığım hiç bir ama hiç bir işi yarım bırakmışlığım olmamıştı o ana dek. O yolu tamamlayamadım. Saat geçti,yol bitmedi,ben bittim. Alacak nefesim olsa idi yorgunluğu önemsemeyecektim. Geri dönüp o günü başka şekilde değerlendirdik.O günden sonra yemek kursu lafı etmedim evde. Aklıma her geldiğinde makaron kursuna gidemeyişim ve öncesinde kursa kabul edilmek için verdiğim çaba geliyor.Utanıyorum!. O kadar uğraş,hakkını ara,kabul gör gideme. Vardır bir hayır illaki,göremediğimiz.
Yani demem o ki ben yemek yapmayı çok severdim çocukluğumdan beri,artık tutku halini aldı. Evet bu konuda bir meslek falan edindiğim yok.Zaten demek istediğim de öyle bir şey değil.İdda etmek,iyi yaptığımı söylemek haddim değil. Tek içtenlikle söyleyebileceğim,yemek yapmayı çok çok sevdiğim.Ehh elimde lezzetliymiş biraz.Yemekleri kendime göre uyarlar,tarif aldığım kişiye bile tarif verirmişim aynı yemekte.:)
Bir tarifi aynısının tıpkısı yaparsam şaşarlarmış.Bambaşka bir şey oluveriyormuş.Tadı tartışılır.Arada yakarım,tuzunu ayarlayamam falan ama o haz...O terapi hali...Tüm düşüncelerimden,tüm acılarımdan,tüm kıvranışlarımdan kurtarır beni. En önemlisi de bu bence. Bunun gibi bir çok yol var benim hayatımda,yaşadığım o olumsuzluğu bertaraf etmek adına,deneyimlediğim.Yemek yapmak herkesin gördüğü halim.
Ve fakat ben konuyu nasıl bağlayacağımı unuttum. Tüm bunları neden anlattığımı da.Yazmaya neden başladığımı da. Vardı elbet bir hikaye kafamda ama bağlayamadım sonuca. 
Yaşam koçum dedi ki geçenlerde,amma devrik cümle kuruyorsun yazarken,farkında mısın? Evvett dedim buna bayılıyorum. Benim kalemimin en önemli tarafı devrik olması. Düz cümleyi herkes kuruyor benim farkım da bu olsun.Beğenmeyen göz yumsun,beğenen buyursun.
güldü,güldüm. Sana inanıyorum dedi,sustum. Sadece o anlık...Yüreğim coştu oysaki.Hayattaki tüm güzel şeylerin bana verdiği haz gibi.Bir yemek kursu olsa da gitsek bari :) 

26 Temmuz 2017 Çarşamba

Ordan burdan,hayattan

Cok mutlu oldugum bir anda gozumden iki damla yas aktigini fark ettim.Vay be ben de mutluluktan aglayabildim.
-------
Bayramdan bu yana binbir sey oldu hayatimda.once tiroid bezlerindeki hastalik takibi,tam bayram gunu alinan cenaze haberi.ardindan hayatima dair heyecan verici bir kac gelisme ve ayagimda cikan bir kitle.tabiki doktora gitmedim.cunku bir ameliyat daha kaldiracak gucte degilim suan.neyse bunlari gecelim.gecenlerde bir ruya gormustum o gunun gecesinde uzun uzun hayal kurmus,cok ama cok ama cok istemistim.eskiden hayal kirikligindan korkardim.artik kendi gucumun farkindayim.sadece ama sadece mutlu olmak icin yasiyorum.Böyle olunca kulaklarim cok guzel deyler duyuyor ama ben birine-birilerine mutluluk olabiliyor muyum bilmiyorum.demem o ki;gulumseyin hayata.sevdiklerinize,kendinize.oyle iste.iyi geceler herkese.

itiraf : yazmayı tarif edilemeyecek kadar özlemişim.

11 Haziran 2017 Pazar

Biliyorum Deme,Öğren

Ee dünya hali işte.

Geçen hafta teknisyenimize bir konuda şöyle yapma böyle yap deyince,sen nereden biliyorsun o öyle olmaz gibi bir laubali tutumla karşılaşmıştım. Bunu patronuma söylememiştim. Benim gibi müşteri kaydı alan diğer arkadaşım da aynı kişinin tutumundan rahatsız olup patronuma aktarınca ve konu benim duyacağım şekilde konuşulunca,ben de anlattım karşılaştığım saygısızlığı.Günler geçti gitti üzerinden. Velhasılı kelam diğer böceklerle ilgili konular da iyi biliyorum fakat toz akarı dedin mi orda dur !
O konuda patronuma kafa tutan,müşteriye neden öyle dedin olmaz öyle diyebilen ve bu konuda kesinlikle haklı olduğumu bildiğim bir mevzu. Neden mi? Çünkü bu işin her iki tarafında da varım da ondan. Hem toz akarı alerjisi olan,hem de ilaçlama işinin içinde olanım. Konuya çok hakimim.
Yine aynı teknisyene sen toz akarı ilaçlaması yapmasını biliyor musun dedim geçenlerde.biliyorum deyip geçiştirdi ama söylediklerinden anladım ki sıradan bir iş çıkartacak,durumun önemini farkında değil.
Patronuma mail yazdım.Yeni gelen teknisyenler toz akarı ilaçlamasını biliyorlar mı? Bilmiyorlarsa anlat lütfen. Şöyle şöyle zararlar olabilir,müşteri madur edilebilir.firmamıza leke gelmesin.Bilinçli olsunlar dedim.
Az önce gelen bir mail. tüm böcekler hakkında ve özellikle toz akarı...Bir bilgilendirme yazısı yazar mısın? Teknisyenlere vereceğim hepsi aynı uygulamaları ve en doğru şekilde yapsınlar.Bilmiyorlarsa öğrensinler. Ee dedim teknisyen zaten bilir,ben müşteri temsilcilerimize anlatayım,onlar öğrensin nasıl konuşmaları gerektiğini.Ben teknisyenden iyi bilecek değilim ya.!
Senden iyi bildiklerini sanmıyorum. Hepsinin eksikleri,bilmedikleri var. Sen güzel bir döküman hazırla araçlara koyalım. Buna rağmen senin söylemenin dışında iş çıkarırlarsa bak izle o zaman neler oluyor. Senin işi bilmediğini düşünen,teknisyenliğiyle hava atan olursa,haberim olsun,sakın benden gizleyip içine atma kızarım.
...
Müsait vaktimde seve seve hazırlarım dedim. Acil olursa sevinirim dedi. 1 saat sonra dosyam hazırdı.Ve şimdi patronumun mail listesinde onaylanmayı bekliyor.
Böcek türüne dair ilaçlama şekli,temizlik,müşteriden gelebilecek sorular ve cevapları,mekanlara göre periyot ve garanti süreleri.
...
Yarın dosyaları karşılarında gördüklerinde ne hissecekler merak ediyorum doğrusu.Ben şahsen kendimi çok iyi hissediyorum. Kimseye işini öğretmek gibi bir egoistlik içinde değilim ama bildiğim konuda da susabilen,tamam bu senin işin seninki doğrudur diyebilen biri olmadım,olamadım. İyi bildiğim her ne varsa aktarmaya niyetliyim.Böceklerle ilgili detaylı bilgiye sahibim ve sağlık bakanlığından sertifikalı bir teknisyenle bile boy ölçüşebilirim. Deneyim...5 yıllık bir müşteri ilişkisinden bahsediyorum azizim. Alaylı olmak,deneyim sahibi olmak,işin mutfağından yetişmek ne derseniz deyin. Firmanın tek elemanıydım ve kimse bana hazır bir kaç cümle yazıp vermedi. Hiç bilmediğim bir sektörde her şeyi araştırarak öğrendim ve gelen hiç bir soruya hazırlıklı değildim.O an ürettiğim cevapların doğruluğundan emin olup arkasında durmayı öğrendim. bilmiyorum diye bir cevap verme hakkım yoktu,doğru bilgilendirmek zorundaydım.Araştırdım,sordum,çok uğraştım ve şimdi bir döküman hazırlayacak,bana işimi öğretme diye üstten konuşanı al şunları oku da doğru iş yap diyecek kıvamdayım.
Diyeceğim o ki kimseyi küçük görmeyin. Ben bu işin eğitimini aldım,piriyim demeyin. Eksiklerinizi öğrenmenin peşinden gidin.Her zaman kendinizi ileriye taşımayı bilin.

Bunları neden anlattım ? Aslında çok başka bir şeyden bahsetmeyi istiyorum ama şimdi yeri değil onun için zırvalıyorum.Hadi bana iyi geceler,güzel yarınlara uyanalııımm...

30 Mayıs 2017 Salı

Dünya Telaşı



Anlatacak neler var diye düşünemiyorum bile. Ne fırsatım var ne gücüm. O zaman içimden geçen şu cümleyi fısıldayıp kulağınıza,kaçıvereyim dünya telaşıma...

Kulaklarınızın güzel şeyler işiteceği,duyduklarınızın ruhunuza çok iyi geleceği bir gün olsun...

2 Mayıs 2017 Salı

1 Mayıs !

Şimdiiii nerden başlamalı,nasıl anlatmalı. 
bodoslama dalmalı...en iyisi öyle gibi.Aklıma geldiği gibi,ortaya karışık yazıvermeli hisleri...
/1Mayıs işçi bayramıydı değil mi? Onu kelimelerle dansın bayramı olarak değiştirelim lütfen,bi zahmet.../
Pazar öğlen saatlerinde bir mesaj aldım.Ben mesaja cevap veremeden telefondan watshap uyarısı geldi. Fotoğrafını gördüm ama numarası kayıtlı değildi.NAsıl buldun numaramı kaç yıldır telefondan iletişim kurmuyoruz ki derken bennn çorap söküğü gibi geldi hikayenin devamı...
Benim canım...Benim çok kıymetlim...10 yıl önce eski bloğum sayesinde tanıştığım,yüz yüze hiç görüşmediğim ama değeri herkesten başka olan,çok fazla paylaşımımız  ve  birbirimize koskocaman sevgimiz olan arkadaşım...dostum...ki herkese bu sıfatı yakıştıramam.Herkesle kalbimi paylaşamam. Ama dedim ya o başka.Bambaşka...Son on yıla dair ne varsa hayatımızda bazen sekteye uğrasa da bildik genel hatlarıyla bazen detaylıca.
O bu sürece bir evlilik sığdırdı,ömür boyu sürmesini dilediğim.Ben bir kaç ameliyat.İkimizde iş değişiklikleri yaptık yani yepyeni hayatlar içine daldık.Bazen aylarca iletişim kurmadık.Ama birbirimizi hiç gözden ve kalpten çıkarmadık. Özledim seni diye bir mesaj atıp kalplerimize yeniden,yep yeni sayfalar açıp sohbete daldık.
Aylardır hiç konuşmamıştık.Pazar günü demez mi ben geliyorum istanbula diye.Ben nasıl şoke oldum..Nasıl bir şaşkınlık içindeyim ki sormayın...Hani yani hiç böyle bir hayal kurmamıştık öncesinde. Sana sürpriz yapacaktım ama işini bırakıp gelmezsin diye eh bir de malum istanbul keşmekeşinde nasıl buluşuruz diye önceden planlamak istedim.Tek diyebildiğim sen telefonumu nerden buldun :) Soruya bak soruya. Şaşkınlığa gel işte...
Meğer bir planortağı varmış.Bana en yakın isimlerden biri olan insan...Sağolsun varolsun köprü olmuş...Buluşmamıza harika bir gün yaşamamıza destek oldu.
O günün gecesi pek güzel değildi açıkçası...Ben ertesi gün çalışacaktım ama elbette rotayı Ayşe'me göre çevirdm,aksi söz konusu olamazdı.İş hali bir şekilde ayarlandı. Pazartesi sabahı memleketim üsküdarda buluşuldu.Sarıldık...Göz göze,gönül gönüle,yan yana saatler geçirdik.
Kilometrelerce yürüdük.Sayısız basamak çıktık...Sayamadığımız kadar fotoğraf çekildik. Bilmem kaç bardak çay içtik.
Üşüdük,terledik,doyduk,acıktık...Güldük,eğlendik,sohbetin dibini bulduk.Birimizin gözlüğü kırıldı,birimizin bluzu söküldü,ikimize birden kuş pisledi...
Ben ne yaptım da böylesi bir günü hak ettim bilmiyorum. Ben her ne verdim de hayata,bana böylesi güzel iki insan kattı hayatıma bilmiyorum.
Bir yerlerde,bir şeyler yapmışım bilmeden ki bu özel gün bahşedilmiş bana.
Kim ne derse desin,kim ne düşünürse düşünsün.Tıkadım kulağımı yaşadım günümü.
Evet akşam eve gelince de iş konusunda ufak bir prüz çıktı.Evet hala çözmüş değilim ama nolur bu konuya değinmeyelim. O konuyu ben dahil kimse irdelemesin,Allah'a havale ettim.
Ben bana verilen o güzel günün tadını hala çıkarıyorum. Koskoca bir gün geçti üstünden ben sanki daha yeni ayrıldım yanlarından.Keşke çok daha sık görebilsem,çok daha fazla zaman geçirebilsek lakin farklı şehirler olunca ancak ara sıra,müsait vakitleri kollamak kalıyor bize. İnşallah bundan sonra çok daha fazla paylaşımımız olacak...Olsun lütfen...Olmalı mutlaka...Sanaldan reele bir bağ kurduk öür boyu sürmesini gönülden diliyoruz. Ki sanal demek pek yanlış olur,br araya geldiğimizde sanki hep görüşüyorduk da epeydir ayrı düşmüş gibiydik.
Yani uzun sözün kısası; sürprizleri sevmeyen şahsım,dünü hep hatırlayacak... 
Hani kendime söz vermiştim ya istemediğim hiç kimseyle görüşmeyeceğim,hiç bir şeyin içinde olmayacağım diye. Beni değerli kılan,yanında rahat olabildiğim,kendim gibi davranabildiğim  insanlarla bir arada olmak sözünü vermiştim kendime ya hah işte tam da öyle. Her günümüz ılık bahar havasında,dost muhabbetlerinde,kalbinden sevgi akan yüzlerden gülümsemeyle geçsin...İyi olan ne varsa hayatlarımızda bağlarımız daim olsun.Ömürlük olsun...Sonsuz olsun...
Bir de seni seviyorum diyebilmek çok önemli. Ben bunu erkek kardeşimden öğreniyorum mesela.Seni seviyorum diyor sık sık...O zaman ben de söylüyorum sizi seviyorumm...Gerçi bilineni söylemeye ne hacet ama olsunnn bir kez de duyulsun,bilinsin,sesimiz,sevgimiz evrene yükselsin...Her günümüz çilekli pasta tadında geçsiinnn :)

1 Mayıs 2017 Pazartesi

Tercih...

Bir yanim sinir stres.bir yanim nasil heyecanli,cokk mutlu. Bir tercih yapiyorum ve heyecanimi yasamayi seciyorum. Heyecanlarimizi buyuk mutluluklara donusturebilmek dilegiyle.iyi geceler efendimm...

27 Nisan 2017 Perşembe

Mevsimlerden Yaz

Size iç karartcı şeylerden bahsetmeyeceğim.
Ağrılarımdan,can sıkıntılarımdan,moral bozukluklarımdan,stresli günlerimden,bitmek bilmeyen bahar alerjimden ve hatta kabuslarımdan bahsetmeyeceğim.
Bir şey soracağım sadece,bahar mevsimi hangi ay bitiyordu.Diğer bir deyişle yaz ne zaman tam anlamıyla gelmiş oluyordu? 
:)
bir başka sorum da mevsimler size neyi çağrıştırıyor? Mesela ne olunca yaz geliyor,kış demek ne demek...Ne zaman bahar doluyor kalbinize.
Benim için bahar,iş tatilimin bittiği gün zihnimi sarmalıyor. Yaz ise annemlerin yazlık evimize gitmesiyle başlıyor. Bu biraz göreceli bir durum oluyor tabi.Çok sevinemiyor,pek de içerlemiyorum gidişlerine.Ardı sıra bir çok güzel şey yazın geldiğini anlatıyor.
Kış ise..Hmm düşünüyorum da hiç kış gelmiyor galiba bana yaa. Eskiden kar yağışını eve hapsolmak olarak düşünürdüm meğer çok yanlış kodlamışım beynime. Bu sene karın yağması da keyiflendirdi mesela.Gerçi düşünüyorum da keyfimi ne bozuyor diye. Çok az şey...Sadece bir kaç tavır,bir kaç durum,bir kaç mesele.Neyse konu o değil şimdi.Size yaz ne zaman geliyor söylesenize ? :)


Yine kısa yazamadım.Altı-üstü bir soru soracaktım.Çok konuştuğum doğrudur da çok yazdığımı herkes bilmiyor Allah'tan :) 


19 Nisan 2017 Çarşamba

Evden Çalışmak

Bugün yani sadece bir kaç saattir yalnızım.Tek başıma çalışıyorum.Öyle yoğun,öyle stresli bir gün ki,aile bireylerinin evde olmaması avantaj oldu vallahi.Zira kalp kıracağım,ters davranacağım diye ödüm kopuyor.Ehh bazen kendime hakim olamadığımda olabiliyor.
Yani demem o ki, evden çalışmak kolay değil.Aa nerde öyle iş,bana da bulsana deyip sırıtan herkese bir günlüğüne yerime geçsene demek isteyip,hafifçe tebessüm ediyor,sandığın kadar kolay değil deyip geçiyorum.
Zaten hayattaki çok şeye gülüp geçiyor,önemsemiyormuş gibi yapıyorum.Tek içimi döktüğüm nokta burası işte.O da kendi kendime takılıp pek kimsenin okumadığını bilmenin rahatlığıyla.

8 Nisan 2017 Cumartesi

Nikah Güncesi

Başlıyorum anlatmaya hazır mısınız? :)

3 gün önce ben anneme güldüm bu havada üşünür mü,böyle de hasta olunur mu,tam nikah üstü yatılır mı kalk topla kendini yahu dedim. Demez olaydım.dilimi eşek arıları soksaydı.Aynı gece üşüme titreme ateş belirtisiyle yattım kaldım.Ertesi sabah işe başlayamadım.Tüm gece de uyumadım boğaz ve eklem ağrılarından.
Perşembe günü çalışmadım.Yiyemedim,içemedim. Tek yaptığım dua etmekti.Allahım beni nikaha yetiştir.İyileştir.Orada olmalıyım,abimin yanında olmalı onun mutluluğunu paylaşmalıyım.Bu halde mümkün değil:Ne olur mümkün kıl Allahım dedim durdum sayısız kere.
Ben dün kendimi toparladım.Boğazlar berbat ama bir güç geldi ki sormayın.Ne mi oldu annemle halam yatak döşek yatmaktalar şuan.Onlar nikaha gelemediler !
Abim...En sevdiğim kuzenim,ilk arkadaşım,can dostum...Gözlerine baktığımda kalbini okuduğum.Yanında kendimi huzurlu hissettiğim,değerlim...
Bir abisi var onu çok severim.Annesi...Kocasından dolayı yıllardır görüşemediğimiz biricik halam. Hepimiz için çok özel ve kıymetlidir ama benim için çok çok çok başkadır. Huyumu,suyumu,giyimimi kuşamımı,karekterimi oluşturan bir çok şeyi ondan aldığım tanıyan herkes tarafından söylenip durur.
Eşi...Şu hayatta sevmediğin kimler var deseler ve kaç hak verseler her maddeye aynı ismi yazmak istediğim...Babaannemin gözünün açık gitmesine sebep,dedeciğimi çok üzen tek insan...Ailemize yakışmayan,halacığıma uymayan bir adam. Pardon çok pardon ama öküz sıfatıyla hitap etmek daha doğru olacağından adam kelimesini harcamayalım onu anlatırken.
Tüm öküzler de beni affetsin,onlar kadar bile olamayan bir varlığa sıfatlarını yakıştırdığım için.
...
Sabah önce babam ve kardeşlerim çıktı evden.Sabah 9 du.Ben hazırlanmaya başladım.9.30 da amcamı arabasının basında görünce tam evden fırlayacaktım ki gözüm yanmaya makyajım olduğu gibi akmaya başladı. 5 dk içerisinde silip yeniden makyaj yaptım. Evet tüm makyajımı tam 5 dakikada yeniden yaptım.O esnada aldı beni bir titreme. Allah'ım nasıl zangır zangırım. Eller tutmuyor ki hazırlanıp çıkayım.Biliyorum sebebini ama bilinç altımı susturacak zamanım yok.Ayakkabılarımı giyip küpelerimi elime alıp,güneş gözlümü çantama tıkalayıp indim aşağıya.
Bir baktım ki gözlük kırılmış kutusunda.Yenisi alınır elbet ama o gözlük olmada nasıl durur gözlerimin akması !
Öyle çok aktı,öyle zor durumda kaldım ki tüm gün gözümde batma yaşadım.Neyse Nikah salonuna iki eksikle ve bir kaç parça halinde gittik. Toplandık,oturduk saati bekledik.Bol bol da fotoğraf çekildik. Abimlerden önce halam ve eşi geldi. en son babamla halam ne zaman görüşmüştü hatırlamıyorum.On sene kadar olmuştur herhalde.Düşünün herkes tarafından kıymetli olan bir abla-hala var.Ama herkesten uzak,herkesin yüzüne hasret...Ben bir kaç yıl öncesine kadar görebiliyordum.Bu sebeple bana aşina ama erkek kardeşim ve babamı görünce o ketum,o duygularını kendinden bile saklayan insan,canım halam...Göz yaşlarına hakim olamadı. Babam...duygulandığını hiç görmediğim,anne-babasının cenazesinde bile herkes kadar ağlamayan canım babam...Ablasına sarılışı...O anda kalmak istedim.O an öyle uzun sürsün ki bir daha hiç ayrılamasınlar diledim.
Güle oynaya nikah masasına gelen abim.Onu görmek için çırpınışım...Bu arada hala ellerimin aşırı derecede titremesi,bir türlü durmaması,kimseye belli etmemeye çalışmalarım.
Yıllardır görmediğim bir çok insanı görmüş olmak...Ama onların beni değil de erkek kardeşime ilgi göstermeleri.Öyle hoştu ki...17 yaşında bir kardeşiniz var.Giymiş takım elbisesini gitmiş kuzeninin nikahına ve bir çok kişi bebekliğinden itibaren görmemiş.İlk kez görüyorlar,kim bu genç diyorlar.Halası bile ! şaşkınlıkla gözyaşlarıyla ve vayy be nidalarıyla seviyor,seviyor,öpüyor... Ve o öküz kocası yanımıza gelmedi biliyor musunuz? Şükür bin şükür ki öylece çok uzaktan baktı bize. Yanımıza gelip bir laf edip,hoş geldiniz yerine ne işiniz vardı diyebilme potansiyeline çok rahat sahip adam yanımıza gelmedi. Haa gelseydi ve bir hoşgeldin deseydi pek tabi ki güzel olurdu.Yerinde olurdu ama onun gelmesi hayra alamet sayılamayacağından uzakta kalması daha hoş oldu.Sanırım bizi görünce şoke oldu. Benim abimin yanında olmayacağımı,dayısının yeğeninin en özel gününde orada olmayacağını düşünmesi de onun aklına yaraşır bir tavır olabilirdi ancak.Neyse efendim bu kadar satırı kendisi için harcamalayım şimdi.
Tam takımızı takmış çıkıyorduk ki,abim gitmeyin işiniz yoksa,birazdan yanınıza gelirim de sohbet ederiz dedi.Bunu duyan kelimelerle dans gider mi? Hiç bir kuvvet beni oradan alabilemezdi.
Yaklaşık on kişiydik birbirimize bağlı hareket eden.Gitmiyoruz dedim,en son kişi kalana kadar burdayız,lütfen. ! :)
Bize ayrılan saat bitip de artık dışarı çıkılması gerektiğinde, gelin ve damat çıktılar bahçeye.Ee hadi yok mu bizimle fotoğraf çektirmek isteyen dediler. sohbetler,objektifler derken biraz da öyle zaman geçirip ben bir akrabamızla babam da kardeşlerimle dönüşe geçtiler.

Dönerken annemi aradım daha iyi misiniz mervenin doğum gününü kutlayabilir miyiz diye.Yok kızım dediler ne bugün ne yarın.Biz uyuyoruz halanla kafamızı kaldıramıyoruz.
O zaman dedim ben gelirken pasta alayım evde kutlayalım.Girdim fırına en güzel pastayı aldım kendimce.fotoğraf üstte.
Marketten de bir kaç şey alıp çok çok çok zorlanarak taşıdım eve.bir geldim ki,annem demez mi babanlar yemek yemişler dışarıda biz yataktan çıkamadık ve çok acıktık.Sen ne yapmayı düşünüyorsun.On dakika ver bana anne dedim.Bir soluklanayım da hemen gider bir şeyler alıveririm.Tekrar gittim fırına istediğim hiç bir şeyden kalmamış olsa da,biraz börek çörek aldım geldim.Daha giderken patronum aradı.Diğer ortağıyla beraber 1 saat sonra bana yakın bir noktaya geleceklerini,toplantı yapmamız gerektiğini söyledi. Mümkün değil dedim,ben doğum günü yapmak için koşturuyorum şuan.Biraz alındı gibi ama yapabilecek bir şey yoktu.Kutlamamız bittikten sonra aradım kendisini çok uzak bir yerde buluştuklarını,gelemeyeceklerini belirtti.Benden günah gitti.Zaten çok yorgundum.İkinci kez fırına gittiğimde şantımın karnımdaki kısmı acımaya yürüyüşümü zorlaştırmaya başlamıştı.O esnada teknisyenim aradı.Teklif hazırlamam gerekti.Bu gece mutlaka gönderilmeliydi.Az önce onu da hallettim.Şimdi kahvem yanımda size yazıyorum işte.Evet çok uzattım.Ama çok ihtiyacım vardı içimi dökmeye. Daha içimde bir çok konu var da onları anlatıp sizi iyice sıkmaya niyetim yok.Ben dinlediğiniz için teşekkür ederim. Bu günü yaşayabilecek gücü verdiği için Allah'a şükrederim. Bilen bilir ki,aynı güne bir çok plan sığdırmayı çok çok severim.Sırf o sebeple bile kendimi iyi hissediyorum inanın. Negatif sebeplere takılamayacak akdar hastayım.Eee hadi o zaman ben biraz dinleneyim...






5 Nisan 2017 Çarşamba

Dogum gunu plani

Oncelikle yazim stilim sebebiyle affiniza siginiyorum.cep telefonundan yazinca boyle oluyor.firsat bulursam yarin harfleri duzelterek tekrar yayinlarim.
Simdi efenim soyle ki;10 nisan kiz kardesimin dogum gunu.o gun halk oyunlari alaninda gosteriye cikacak oldugundan ve sahne saati gecee denk geldiginden o aksam kutlama yapmamiz zor gorunuyor.ben de biraz ozel bir yas gunu olsun istiyorum.pazar gunune cekeyim kutlamayi dedim ama o gun de son provalari var.uzar falan gun yitip gidebilir.ee o zaman cumartesi kutlayalim dedim.onda da soyle bir durum oldu.benim canimin ici abimin yani biricik kuzenimin saat 12 de kadikoyde nikahi var. Biz sabah 8 sularinda 2 ekip olarak yola cikacagiz.tragik vs her turlu ihtimali hesap ederek erken davranacagiz.nihaktan sonra da ben muhtemelen bir akrabamla geri donecegim,annemler ayri gelecekler.cunku annem o akrabamizla cok uzun yillardir gorusmemeyi tercih ediyor.bu aksam gelen bir telefonla benim o arkabayla yolculuk etmem onerildi hatta rica edildi.tabi dedim neden olmasin ama dogum gunu planini tam oturamistim kafamda.hala da muallakta.kadikoyde birseyler yapabilirdik ama ikiye ayrilarak donmek zorunda oldugumuz icin o ihtimal simdilik ortadan kalkti.ya evde pasta alip siradan bir kutlama olacakki.hediyemi bile dun aksam vermistim tamamen siradan heyecansiz bir kutlama olacak.ya da diyorum ki annemler benden once eve gelip en yakindaki avmye kardesimi bir bahaneyle ama tam kadroyla getirsinler.ben dr biraz gecikmeli olarak yanlarina gelirkeen elimde pastayla oturduklari mekana giris yapayim.hic de beceremem boyle ataklari ama aklima daha iyi bir fikir de gelmiyor suan.siz ne dersiniz? Basit ama mutlu edici detaylar akliniza gelirse paylasirsaniz sevinirim...ee o zaman iyi geceler. :)

3 Nisan 2017 Pazartesi

Ne Istiyorum Biliyor musun ?

Bazen ne istiyorum biliyor musunuz?
Yaz gelsin; yalniz kalayim.Keyfim olmadiginda,canim konusmak istemediginde hic kimse bir sey sormasin.Gormesinler beni.Kimsenin etki alaninda olmayayim.Icimden geldigi gibi davranayim.Ne hissediyorsam onu yasayayim. Yaz gelsin ve ben ozgur olayim...

31 Mart 2017 Cuma

İyilik Bulaşıcıdır

Hiç yok yere bir şey oluveriyor;insan mutlu oluyor.Kendini bir değerli hissediyor ki sormayın gitsin.
Kiminle nasıl paylaşacağını bilemiyor hissettiklerini.
Ardı ardına devrik cümleler kuruyor da bir dosdoğru ifade edemiyor içindeki güzellikleri.
Yani demem o ki; Beklediğim kargo geldi. Tam da düşündüğüm gibi bir kaç eksik vardı ama beni düşünmüş olmaları,hiç yok yere bir hazırlık içine girmeleri kendimi çok iyi hissettirdi.
Keşke daha açık paylaşabilseydim sizinle.Bir fotoğrafla anlatabilseydim her şeyi.Bazı şeyler sadece içte kalıyor. Ne cümleye ne de fotoğrafa yansıtılamıyor. 
İnce davranışın için çok teşekkür ederim  diye bir mesaj gönderdim. Ne demek sen de ailemizin ferdisin aksi düşünülemezdi diye bir yanıt geldi. Ehh ben bir kez daha mutlu oluverdim. Yaklaşık 1 saat içinde 30-40 aramayı cevapladığım,artık söylemem gerekeni ezberlediğim,otomatiğe bağladığım ama yorgunluğuma engel olamadığım vakitleri unutup gittim.
Bin tane şey olsa bir güzelliğe bakar tüm dünya.
Bir tek şey insanın enerjisini evirip çevirip iyileştiriyor haliyeti ruhiyesini. Ben gerçi son derece iyiydim günlerden beri.Ama bu da bonusu oldu özellikle dün yaşadığım duygu durumundan sonra toparladı,katladı,böldü özüme döndürdü beni.
Tüm mesele değer vermekte. Arkadaşım,dostum,işim,komşum fark etmez.Değer verildiğini hissettiğimde yanlarında huzur bulduğumda her şeye ama her güçlüğe sapasağlam durabilirim. Belki böyle olmamalı.Dik kafalılığıma geri dönmeliyim,hoşuma gitmeyen şeylerde rest çekebilmeliyim. Lakin ben iyi olan,değer verilen tarafları görüp her şeyi sineye çekebilmeyi yeğliyorum.
Bir verin bin alın modunda ruhum. Dilerim hep iyiliklerle karşılaşır,iyi tavırlarla yaklaşırız birbirimize.Hayat böyle çok güzel çünkü.Onca zorluğun içinde iyi niyetli tavırların güzelliği sarıp sarmalasın tüm ilişkilerimizi.Zorlaştırmayın yani,seviyorum deyin,başarılısın deyin,önemlisin deyin,aferin deyin...İllaki onure edin. İnat etmeyin,aksi konuşmayın,davranmayın.İyi olun yahu...İyilik bulun... Gülümsetin her daim...Ruhunuzu,sevdiklerinizi.Onlara iyi niyetinizi armağan edin. Allah daha çok verecek emin olun...Sevgiyle kalın efenim...Hep sevilen,tercih edilen,yanında huzur bulunan olun... 



30 Mart 2017 Perşembe

Hassas Saatler

Gune cok guzel baslamistim.Aldigim bir haberle keyfim kacti.oyle bir kacmak ki gule oynaya evden ciktim aglaya aglaya yurudum.rast geldigim tanidik yuzlere gulumsedim ama kendimi toparlamakta bir hayli zorlandim.ne zaman dara dussem ona yazarim ya da ararim.bazen bilmez neden aradgimi bazen aglar sizlarim.ondan baska dayanagim yok gibi hissedeli seneler oldu.
Baktimki eve gelirken gozyaslarim sel oldu.oturdum bankin birine ve durumu ustu kapali da olsa yazdim.gule oynaya eve girdim.rolumu eksiksiz yaptim.bir iki saat ecti aradan.erkek kardesim geldi yanima. neyin var senin diye sordu.benden once de anneme sormus.yok bir sey dedim gayet iyiyim.anneme dondu;bak dedi bir sey yapip uzmussunuz ablami.icine atmis kim ne yaptiysa soylesin.onun o beni sorgulama ve destek olma halleri guldurur hep beni.odanin ortasinda ayakta oylece ardi ardina biraz espirili biraz ciddi tavri nasil mutlu etti.annem biz biseydemedik oglum derken o kim uzdu kiz seni bak kizdirmayin beni dogruyu soylryin diye israrciydi. Zaten icinde bulundugum durumu kotarmaya zorlaniyordum.beni aldi mi bir gulme.midemin kasildigini hissettim bir ara,o derece. Bir kez daha anladim ki o varken benim sirtim yere gelmez.ve bir kez daha anladim ki keyfimin olmadigini saklamakla cok dogru yapiyorum.kimseyi uzmeye hakkim yok.beni bu kadar seven aileme,ailesini karsisina alan kardesime bunu yapmaya hakkim yok.hep iyi olmak,keyifli gorunmek benim boynumun borcu.yani demem o ki;dun nasildik,bugun nasiliz.yarin cok daha iyi olacagiz...

29 Mart 2017 Çarşamba

Pozitif Duygular Topluluğu

Hayatta öncelikleri vardır insanın.
...

Aylar önce bir konuda terapi alırken yaşam koçum sormuştu.Önceliklerin kimlerdir,nelerdir senin?
Hemen o an ilk aklıma gelenleri sıraladım. İkinci sırada işim vardı.Üç-dört derken güzel bir sıralama ortaya çıktı.
Öyle ki; İşim herşeyin önündedir.Ona olan sorumluluğum,patronuma olan saygım,itibarım.Mesele para değil yani,hiç değil.
İşimin önüne geçecek çok ama çok az şey vardır.Tüm sevdiklerim,tüm isteklerim işimin akışına göre sıralanır ve program yapılır.
Beni de bilen bilir zaten üstelemezler,kırılmazlar. Hayatım bu şekilde bir program üzerine kuruludur.
Bugün sabah kalktığımda bir şeyi düşündüm.Öyle çok düşündüm ki,öyle çok olsun istedim ki...Hani yanından yakınından geçerken bile denk gelsem,bi görüversem uzaktan,belli belirsiz...Yetecekti.
Yetmeyecekti de idare edebilecektim yani.
Saatler sonra aklımdan geçeni karşımda buldum. Üstelik ben mobilden de yürütebildiğim işimi en kaliteli şekilde yapmak adına bilgisayar başından kalkmaz iken,günün ilk yarısı henüz olmuş iken evime yakın bir avmde idim.
Tabi ki işimi bırakmadım,boşlamadım.Sayısız kez telefonla iş arkadaşlarımla ve müşterilerimle konuştum,işlerini hallettim ama neticede hiç yapmadığım bir şeyi yaptım ve iş saatinde bilgisayarımdan,home ofisimden,rahat çalışma şartlarımdan uzaklaştım.Tüm ekibi arayıp bana yazılı değil de telefondan sesli ulaşmalarını,zira yanıt vermekte gecikebileceğimi,mobilden çalıştığımı izah ettim. Her biri şaşırdı,nasıl yani sen mi gibi tepkiler aldım.
Ben de kendime soruyordum aynı soruyu nasıl yani,ben mi? Benim şimdi burada ne işim var,ne ara hazırlandım,makyaj yapıp giyinip evden çıktım.Nasıl olacak,ya planladığım gibi yürümezse,ya işler bir anda yoğunlaşırda sıkıntı yaşarsam...İçimden bir ses; Allah her şeyi olması gerektiği gibi yola koyar.Teslim ol ve kendini güne bırak dedi.Öyle yaptım...
Hani dün çok bunaldığımı ima etmiştim ya.Bugün nefes aldım. Günlerce yetecek kadar ciğerlerime depoladım.Ve bir kez daha kendimi iyi hissettiren insanların varlığına bin şükür ettim.
Beni yoran,üzen hiç bir şeyden bahsetmedim.Meğer o kadar da kötü değil mişim.Bu kadar enerjik olabileceğimi düşünmemiştim.
Dünkü yazımın son cümlelerini hatırlıyorsunuz değil mi? Negatif başlayıp pozitif bitirmiştim. Evrene iyi enerjiler yayalım sevgili okuyucular...Dönüp dolaşıp başımıza yağıyorlar.
Bunu bugün güzel bir gün geçirdiğim için söylemiyorum sadece. en son ne zaman heyecanlandım bilmiyorum. Bugün...Öyle güzel bir haber aldım ki,yarın olmak bilmiyor.Nasıl değerli hissettim kendimi.Nasıl özel,nasıl mutlu...Bir insan yarın gelecek kargosu için bu kadar heyecanlı olabilir mi?
İçinden ne çıkacağını bildiğim,muhtemelen bir şeyde yanlışlık da yapıldığını düşündüğüm,yine de düşünüldüğüm ve önemsendiğim için çok mutlu olduğum bir gecedeyim.
Yani uzun lafın kısas insan bazen işini bazı şeylerin arkasına atabilir,önceliği değişebilir.Bazı şeyler bunu hak eder.İVe gelen bir haber insanı hiç ummadığı kadar heyecanlandırabilir,kendini çok değerli hissetmesine sebebiyet verebilir.
Hani her gece şükretmek için sebepler sıralanır ya yatmadan evvel.Bugün şükür heybem oldukça kalabalık.Ama heyecanım hepsinden âlâ... Mutluluğa dönüşmesi umuduyla...

28 Mart 2017 Salı

Bahar...

Epeydir yazmıyordum ve tabi ki bir sebebi vardı.Belki de bir kaç sebep.
Dün gece içimdeki duygu yoğunluğuna dayanamayıp gözyaşlarına boğulunca bir kaç kelam etmek istedim.
Evet içimdekileri anlatmayacağım,siz son zamanlarda neler yaşadım neler hissettim bilmeyeceksiniz; hiç kimsenin bilmediği gibi. Ama ben yazmış olmaktan dolayı bir nebze rahatlayabilirim belki.
Bugün günün en güzel saatleri olan 14-16 arsında dışarıdaydım.Farkettim ki biraz hava almaya çok ama çok ihtiyacım var.
Birileri ile sohbet etmeye de aynı şekilde. Ama yaşadığım ya da hissettiğim hiç bir şeyi anlatmak zahmetine girmeden,havadan sudan konuşarak rahatlasam olabilir mi acaba?
Yorgunum...Sanki bir kaç günde,bir kaç ayda bambaşka bir insan oldum.Katılaştım her şeye ama her şeye.Öyle işte. Yazmıyorsak var bir sebebi yani. Hayat güzel...Çok güzel...Her şeye rağmen harkulede...Mucizelerle dolu ve umutlu...
Hissedin sadece...iliklerinize çekin iyilği...güzel olan her şeyi...gerisini dışarda bırakın.



3 Mart 2017 Cuma

Sükretmeli

Hic bir seyin yolunda gitmedigi ama her sey yolundaymis gibi davrandigim bir donem.saglik olsun desem o da yok zaten.batti balik yan gider moduyla devam...hayirlisi...yasiyorsak var bi sebebi.sukretmeyi ihmal etmemeli...

27 Şubat 2017 Pazartesi

İşin Özü

8 nisan 2017
Kadıköy evlendirme dairesi
Saat 12:00
-------------
Hayalimdeki evlilik seramonisi aynen şöyle idi ; anne,baba ve kardeşlerin katıldığı bir isteme töreni.Ardından bir kaç ay sonra sade bir nikah ve duruma göre aynı gün yakın arkadaş ve dostlarla belki küçük bir yemekli eğlence.  Sade ama  çok kabarık bir gelinlik ve sıradan bir alyans ile durum tamamlanmalı bence.
Tabi ki bu iş böyle olmuyor herkes herşeye karıştığından şuana kadar bilidğim hiç kimse tam anlamıyla kendi istediği gibi hareket edemiyor.
Bugün gelen habere bakılırsa canımın içi tam da hayalimdeki gibi bir yol izliyor. Eleştirilere tıkamış kulağını,çizmiş kendi yollarını.
Çok mutlu olurlar dilerim. 

24 Şubat 2017 Cuma

Bitmeyen Ön Hazırlık/ Bitiren Sancı

Ne anlatayım
Sinirliyim desem az kalır.Çok gergin vakitler. Her yıl mart başında yeni sezona başlarız biz.Öncesinde hazırlık sürecimiz var. Bu süreç ki bir anda programımız tepetaklak oluyor,herkes bir yandan feveran ederken yenilikler ekleniyor.Olmamış,böyle kullanamayız,şu eksik bu eksik sesleri kulaklarımızda çınlıyor. Madur oluyoruz,çok yoruluyor,çok fazla kafa patlatıyoruz. Daha çalışmaya başlamadan,müşterilerimize daha iyi hizmet verebilmek adına kendimizi bir hayli stres altında buluyoruz.
Hele bir de işinde iyi olduğu düşünülen ama söylediğimizi tek seferde anlamayan bir web master arkadaşımız varsa işler daha da zorlaşıyor. Bir yeri yaparken,iki yeri bozduğu çok oluyor.
Ardı ardına mailler,bir web master a,iki,üç,beş patrona... Ee dayanamıyor tabi bir yerde patlıyor.Bazen hiç olmadık yerde,beni en madur etmiş olduğu vakitte kızıp bağırıyor,yüzüme telefon kapatıyor. Aradan saatler geçip de aynı konu tekrar gündeme gelince beni anlıyor,yaptığını fark ediyor ama olan olmuş,kalbim kırılmış oluyor.Bu gibi durumlar ise hemen her gün günde bir kaç kez oluyor bu günlerde.
Yıpratıcı,yorucu.Aaa ama bakın tüm bunların yanında pek iyi geçinen iki insanız aslında. Ne derdim olsa yanımda buluyorum kendisini. 
İşini gücünü bırakıp bana yardımcı olmayı da çok iyi bilir ki mahçup ediyor bu tavrı.
Dün gece mesela telefonum bozuldu.Hem iş telefonumla hem de özel hattımla ekibimle iletişimde olduğum için kendisini arayıp bana bir süre bu hattan ulaşamayacağını,cihazımın servise gideceğini ne kadar da kalacağını bilmediğimi belirttim.
Mail göndermiş bir süre sonra,yarın sana elemandan telefon gönderiyorum demiş.Hep söylerdi ama kabul etmez,ihtiyaç duymazdım. Bu sefer itiraz edemedim. bugün geldi cihazım elime.Ayarlarını yapıp kullanmaya başlarken,biz yine bir iki problemin içinde bulduk kendimizi. Şu an bu yazıyı yazarken bile ona gönderdiğim maile ne cevap vereceğini düşünüyorum.Diyebilirsiniz ki,ne gerekiyorsa onu yap neden strese giriyorsun,neden çabalıyorsun.
Yapılan işlerden prim düşüyorsa ve bu primin takibini kendiniz tutuyorsanız sistemdeki bir takım değişikliklerden muzdarip olmanız kaçınılmaz.
Ama o sekme bana lazımdı. O çentik benim işimi kolaylaştırıyordu diye ötüp duruyorum. Genellikle de pardon düşünemedik tamam o zaman eski haline döndürüyoruz cevabını alıyorum ama bu gün mücadelesini verdiğim iki konudan birinde hiç hoşuma gitmeyen bir yol izlemek zorunda kaldım. Diğeri için cevap bekliyorum. Zor bir iş yapıyoruz,hiç değilse sistemimiz kolay olsun diyorum,olmuyor bazen. Bazen hiç bir şey istediğimiz gibi olmuyor.
Neye ne kadar çabalarsak çabalayalım olamıyor. Ve hatta haklıyken özür dilemek zorunda bile kalabiliyoruz hayattan.
O kadar ki şuan geberircesine ağrıyan böbreğimden bile özür dileyesim var. Ne kadar yorduysam kendisini,ne kadar zorladıysam,ne kadar ihmal ettiysem dayanamayacağım kadar ağrıyor.
Sırf siz geçmiş olsun demeyin ve halime acıyıp,bu kız da hep hasta yazık vah vah demeyin diye detaya girmiyorum ama ilaç saatim gelene kadar yazsam diyorum. Bir tek yazarken rahatım,bir tek yazarken transa geçmiş hissediyorum kendimi.
Her hale sonsuz şükür tabi ki... Keyfimi hastalığın bozma olasılığı mümkün değil ki...

22 Şubat 2017 Çarşamba

Duyduklarım Bildiklerim

Kolay gözyaşı döken biri değilim. Hatta bu konuda çok ketum bile sayılırım. Bir hayli sabırlıyım.Kolay sinirlenmem. Alıngan biri degilim. Bir konu varsa çözmek benim işim. Annem bendeki sabrı taktir ediyor bu aralar.
Çok yoruldum sevgili okuyucular.
Bazı şeyler çok yoruyorlar. Yazdim,anlattim,aradı konuştum olmadı. Anlaşılamadım.
Peki ben şimdi ne yapayım diye geçirdim içimden.
Ya tüm emeklerimi bir kenara bırakıp arkamı dönüp gitmem lazım ya da sabredip çözüm bulmam gerek.
Saat 15 den beri úzerinde konuştuğum konuda Ikisini de yapamadım.şuan 01.00...
Yarına Allah kerim...
......
Aķşam 20 sularıydı. çok gergin ve hatta üzgündüm.dedi ki;" seni öyle çok seviyor,öyle çok güveniyor ki.kelimelerle dans bir tanedir. taniyinca çok seversin.kıymetlimizdir bizim..."

Senin hakkinda söylediklerini bir duysan...inan eksik anlatmışımdir diye ekledi. peki benim yaşadığım neydi? ben onun yüzünden bu halde değilmiydim? nasil sevmek,nasil değer vermekti bu? ben gemileri yakmamak için gözyaşlarımla bile pazarlik ederken duyduklarım mıydı gerçek,bizzat hissettirdikleri mi?
Vallahi de billahi de yoruluyorum bazen. söyleyeceklerim bundan ibaret.

20 Şubat 2017 Pazartesi

Sonra Geçiyor

Ne söylesem,ne yazsam luzumsuz sanki. içimden geçenleri ne söyleye biliyorum.ne yazabiliyorum.ne yaşayabiliyorum.
Gördüklerim,duyduklarım,bildiklerim...içime sığmıyor bazen.sonra geciyor.sonra yine.sonra sonra...
Omür geçiyor... güzel şeyler olsun yaşamlarımızda.sadece buna ihtiyacımız var. diğer herşey boş aslında.
...
Hep sonradan  türküsü dilimde bu gece... dinleyin siz de.seversiniz bence.

13 Şubat 2017 Pazartesi

Son Bir Hafta

Aslında pek kötü ve keyifsiz bir hafta geçirdim. Ama çok keyifli ve güzel bir hafta da geçirdim.Ve her ikisi de aynı haftaya denk geldi:)
Şöyle ki; canım sıkkındı,keyfimi kaçıran durumlar,kalbimi kıran insan_lar oldu. Hak etmediğimi düşündüğüm halde çokca ve pek güzel üzüldüm...
Derken bu böyle olmaz dedi zehra ve sinem...Kalk gel yanımıza ne oluyor sana öğrenmemiz lazım.Bir yüzünü görelim ne sebep olmuş enerjini emmeye bilelim dediler. Bir şey anlatamam ama sizinle olmak iyi gelir hadi buluşalım dedim.Yedik içtik,gezdik alış veriş yaptık. 
O çok sevdiğim saray muhallebicisi optimumda da açılmış.Orada prenses tatlısı sipariş ettim. Ve o kelimenin benim için ne denli önemli olduğunu bilmeyen garsonun sunumu...
Belki de 15 sene olmuştur küpe takmayalı.Yepyeni gümüş küpelerim var artık; deniz yıldızı !
Tam yorgunluğu atmaya çalışırken,cumartesi akşam üstü amcam aradı.Avmye gidiyoruz sen de gidiyorsan götüreyim diye.Telefonu kapatıp pijamalarımı çıkartıp giyinip makyaj yamam ve otoparka inmem arasında sanırım 10 kadar bir süre vardı.
Hızlı hazırlanırım bilirim de bu kadar değildi be :)
Tam otoparka inerken patronum aradı,buluşalım mı sana yakın bir yerde webmaster cı arkadaşla toplantıdayım dedi.Olur ama yarım saat sonra dedim. Şimdi bir yere gitmeliyim. Eve dön bilgisayarını al öyle buluşalım dedi ama iyi ki alamam demişim.Koca gün taşımak pek zor olacaktı.
Amcamlarla alışveriş yaptık,yengem biz çay ısmarladı günün sonunda.Yedik içtik falan derkennn ee artık ben gideyim iyice size yapıştım kaldim güya ben kendi halimde gezecektim dedim ama konu çocuklarsa ve onlara bir şeyler alınacaksa bensiz olması düşünülemez tabi ki.Bin şükür bu kervana yengemi de kattıktan ve alınanları arabaya gönderdikten sonra yanlarından ayrıldım.Bir yere oturup kahve içmeye başladım ki patronumaradı geldim nerdesin diye. Olduğum yeri ona anlatma kısmını geçiyorum bilen bilir yön problemimi. Ama bu sefer sorun sadece bende değildi neyse :)
Tam bir iş toplantısı niteliğinde oldu buluşmamız.Yaklaşık 2 saat kadar görüştük. Ne var ne yok konuştuk ama bir konu var ki o konuda beni anlamamakda kararlı.Sindirmeye çalışıyorum haksızlığı.
bir konumuz vardı öyle olmasını istediğim ama istediğim gibi olmayan.Tüm gece düşünüp,benim istediğim gibi olması için nasıl bir teklif sunsam patronuma diye uykum kaçmıştı hattaç Ve gecenin bir yarısı mail atmıştım ona.Bak bir yol buldum diye.
Okumamış daha. İyi oldu o zaman ben sana anlatayım dedim ve tüm ikna yöntemlerimi kullanarak herkes için güzel sonuca varacak teklifimi sundum. Yine kabul etmez sanıyordum ama demez mi tamam öyleyse gayet güzel düşünmüşsün diye. O an ki zafer çığlığımı duymalıydınız.Kalbimden beynime nasıl çınladı :))

Neyse yani sonuçta bir kişiyi daha gloria jenas deki o harika kahveyi sevdi. İstiyorum ki benim sevdiklerimi,benim sevdiklerimde sevsin. Zevkime güvenen,damak tadıma inananlarda beğeniyorlar.
O firmanın tanınan müşterisi olmak,bir süredir neredesiniz siz merak ettik denilmek bilseniz ne keyifli...en keyiflisi de sık sık bedava kahve içiyor olmak :) bilen biliyordur zaten bilmeyen içinde kısaca şöyle,firmanın programını telefonunuza indirdiğinizde ilk kahveniz bedava.Sonraki her kahvede barkot alıp uygulamaya okutursanız her beş kahveden biri yine dava oluyor.
Bir de size tavsiye vereyim mi? crema brulee latte için mutlaka. karamelli ve kremalı olsun diyin ama. :)
Dün... annemlerle birlikte bir taziye ziyaretine gidecektim ama sabah ufak bir rahatsızlık geçirince erkek kardeşle evde dinlenmenin en güzeli olacağını düşündüm. Ahh ne güzel dinlendik ne keyifli bir gün geçirdik. Akşam üstü baktım ki iyi hissediyorum kendimi yine en yakındaki avmde buldum bedenimi.Bir tur atıp geliyorum ben gitmeden yemek hazırlayayım mı dedim ama tab ki gelirken yemek almam konusunda ikna etti beni oğluş.
Bir iki parça çok iktisatlı alışveriş yaptıktan sonraa ona yemek alıp geldim.Hem yürümüş oldum,hem hava aldım hem de eve yakın olması sebebiyle sağlığımı tehtid edici bir durum oluşmadı.
Aferin bana,evde yatıp kös kös oturmadım...Bazen yapıyorum böyle akıllıca hareketler:)
VE haftasonunu anne baba gelmeden demlediğimiz çayla ve kocaman birer kase patlamış mısırla sonlandırdık.Yazıyı da sonlandıralım öyleyse.Hayırlı haftalar dileğimleee

6 Şubat 2017 Pazartesi

Babam...

Bizim evde günlük market/bakkal ihtiyaçlarını babam giderir.Ekmek mi alınacak,un mu bitti,ah bir cips olsa da yesek mi,bankaya para yatırmak lazım faturanın son günü,ya da akbil doldurmak gerek yarın dışarı çıkılacak. Hepsi babamdan sorulur.Hani evin küçük çocuğunun yapacağı işlerden bahsediyorum.İşte bizde babacım üstlenir o işleri,çocukları yorulmasın diye ve yürüyüş yapmak maksatlı. Kendisi 59 yaşında bu arada,öyle çok yaşlı bir baba gelmesin aklınıza. 

Yaklaşık 1 ay önce idi.Bir gün burnu kanadı...Alışık olduklarımızdan daha fazla,daha uzun süre. Kalp hastası olduğundan mütevellit kan sulandırıcı ilaç kullanıyor 17 senedir. Ara ara bu sebeple kanıyordu burnu,alışıktık. Ama bu sefer alıştığımızın dışında bir durum olduğunu sezdim. Ertesi gün bir yakınımızın cenazesine gittiler annemle. Gece gelince yine kanama oldu. Çok korktum.Ki bilen bilir sağlık bilgisi yüksek bir insanımdır,soğuk kanlılığım ve o an o durumda çözüm üretme imkanım bir hayli yüksektir.
İnsanın babası olunca konu,öyle kolay olmuyor o işler. Gece acile gitmek için yalvardıysam da kabul ettiremedim. Ertesi sabah aile hekimine götürdüm.Götürmek... Babamı elinden tutup doktora götürmek... Öyle canım acıdı ki... 32 senedir beni doktorlara götüren,ameliyathanelere eliyle teslim eden, kapısında bekleyen adamı şimdi ben doktora götürüyor ne olduğunu dinliyor ne yapacağımızı öğreniyordum. Aile hekimi ertesi gün tahlil sonucunu görünce risk almak istemediğini durumun ciddi olabileceğini derhal bir hastaneye gitmemiz gerektiğini belirtti.Eve geldik,randevu alıp hastaneye gidelim dedik. en erken randevuyu 3 hafta sonraya görünce ve son 1 saat kalınca doktorların çıkmasına fırladım yerimden. al tahlil kağıdını gidiyoruz dedim. Babam hazırlanana kadar ben kapının önünde,ayakkabılarımı giymiştim. Çok sevdiğim,kapısındaki kuyruğun dillere desten olduğu,odasına beşer beşer girilebilen,randevu alsanız bile saatlerce bellemeniz gereken doktoruma gittim. Bankodan tabiki numara vermediler. Sen arkamdan gel ben koşuyorum dedim babama.İzin istedim kapının önündekilerden ama verdiler mi bilmiyorum,ben daldım doktorcuğumun odasına. Acilen numara almam lazım,bana imzalı kağıt yazar mısınız dedim.Öyle panik halindeydim ki yüzüme baka kaldı canım doktorum.Ben iyiyim babamı getirdim,acele eder misiniz dedim. İmzalayıp verdi bir kağıt.İndim bankoya aldım numarayı,tekrar çıktım doktorun kapısına.Babamı oturttum ha gelir,ha geliyor diye beklemeye başladım elimdeki numarayı.1 saati geçti herkes gitti en son sora bana geldi.Anlattaık derdimizi,kısaca sağlık öykümüzü. Anlattık diyorum çünkü babam öyle sersem haldeydi ki ben konuştum onun yerine.Öyle üzüldüm ki haline.!
Tekrar aşağıya indik acil bir şeker ölçümü için ve tekrar yukarı çıktık sonucu göstermek için. Beni görseniz deli dana tabir edersiniz. Bu güne kadar kendim için hiç bu kadar çat kapı girmemiştim doktora.İstediğim izinlerin cevabını bile beklemeden daldım her seferinde.Çünkü bir gün bile kan sulandırıcısını içmemesi sorun teşkil edecekti.Bu sorunu o gün çözmek gerekliydi.
İlaçlarımıza ilaveler yapıldı. Şekeri 400 den aşağı hiç düşmeyen babamın burnu,yüksek şekerden kanıyormuş meğer.
Ekmek arası bir şeker ilacı daha eklendi listeye üçüncü olarak.Ve diğerleri. Aldık geldik eve ama babam şaşkın,korkulu,üzüntülü...Ben ise tabi ki ne var ki bunda tey tey teyyy modunda...
aldık ilaçlarımızı geldik eve gelmesine de şimdi ne olacaktı. 2 ilaçla dfüşmeyen şeker 3. ile de ya düşmezse...
Bu böyle olmaz dedim bak şimdi beni dinle.Babamın o halleri dün gibi gözümün önünde.
Diyet yapıyoruz.Erken kalkıyorsun,tatlıya bir süreliğine ara veriyoruz,ekmeği azaltıyoruz şekeri indiriyoruz bu işi çözüyoruz.Ben yapmam diyet falan dedi önce. Ne dedi doktor,ilaç çok ağır,şu şu yan etkileri yapabilir,şekerini de düşürmeyebilir.1 hafta dene gel,olmazsa başka yollar buluruz.
Ben yardım edeceğim sana,sadece 1 hafta. bir hafta düzenli hareket edersek,ilaç dokunursa gider değiştiririz,fayda etmezse başka yol ararız.Ya herşey düzelirse?  düzemek zorunda babacım... Anlamak zorundayız ilacın sana nasıl etki edeceğini.Bunun da yolu diyetten geçiyor. Ben sana yardım edeceğim merak etme.
....
Her öğün içeceği ilacı bile bana sordu babam.Sanki 20 sene biren bir anda yaşlandı gözümün önünde.İlaçlarını karıştırdı,yediklerini beğenmedi,konuşmadı,uzandı yattı.2 hafta kadar evden çıkmadı.ve günde 6 kez şekerini ölçtüğüm için bana kızdı! Sesinin tonunu bir tek kez bile yükseltmezken bana,hırpaladı birazcık. Her ölçümde durumun iyiye gitmesine sevinirken,onu motive etmeye daha çok yetlenirken,onun halsiz halleri nasıl korkuttu anlatamıyorum şuan,kelimeye dökemiyorum.
Geçen yıl bir arkadaşımın babası hastalanmıştı.Uzun süre hastanede yattı.Elimden geldiğince destek olmaya,sorup ilgilenmeye çalıştım. Allah biliyor ya gece gündüz aklım onlarda,dualarımda oldular.Fakat düşündüm de ben hiç anlamamışım. Meğer kat ve kat beter bir durummuş insanın babasının bu yaşlarda hastalanması,halsiz güçsüz kalması.Bu korku ne menenmiş... İnsan anladığını snaıyormuş da,yaşamadan hiiiççç anlayamıyormuş.
15-20 gün kadar sonunda babamın şekeri normal düzeylere yaklaştı.diyeti biraz daha rahatlattık.Ve ben bu süreçte sadece bir iki kez evden zaruri işler için çıktım. Babamın yapması gereken,halsiz olduğu için bana devredilen işlerde.Bir nefeslik gidip gelirken,yoldan arayıp şekerini ölçtün dimi demesem,eve geldiğimde ah kızım bunlar bana bakmıyor nerdesin sen leri duyar oldum.
Sanki hemşiresi, özel doktoru ve yahut ne bileyim işte yanından ayırmak istemediği,yanında olmazsam sağlığının bozulacağını düşündüğüydüm.Kendini bana teslim etti desem abartmış olmam herhalde. Çok üzüldüm,çok ağladım gecelerde. Kimseye de anlatamdım bu güçsüz hallerimi.Ancak şimdi siz okuyorsunuz işte. O da iş işten geçti diye.
Çok şükür ki burnundaki kanama durdu,ee çünkü şekeri düştü.Yıllardır ilk defa.Diyet ve pozitif telkinlerle hallettik galiba.Öyle umuyorum yani.Canı çok tatlı istiyor biliyorum,alışkanlık sonuçta.Halsizlik devam..Ee haliyle 400-500 şekerlerden 150 lere inmek bünyeyi sandığımızdan fazla etkiledi tabi. Her şeye bin şükür.Geçti...Geçiyor... ama benim yaşadıklarım ne olacak. Korkularım...Üzüntülerim...Kabuslarım...

O iyi olsun,onlar iyi olsun da varsın ben düşündüğüm kötü senaryoların etkisinde yaşıyor olayım hala.Varsın sinir sistemim azıcık yıpranmış olsun.Varsın kimseden destek görmediğim şu günlerde güçsüz ve yorgun hissedeyim kendimi,olsun...Benim içimdeki pozitif enerji ve yaşama dair umutlarım,bana da size de hepimize de yeter... Sağlıklar dilerim efenim...Varsa eğer kıymetini bilin...



3 Şubat 2017 Cuma

Zeynep...

Haftalarca istedik...Çok istedik...dün gece üçümüz bir araya geldik ve yarın ki buluşma için yer kararlaştırmaya başladık. Beni bilen bilir ki uzaklık hiç dert değildir.Önemli olan zamanlamadır.
Ordan aldık oraya koyduk,o araçtan indik öteki araca bindik.Zihnimizde bir çok yer gezdik de beni adı istanbul olan ama istanbul sınırları dışında kalan evimden,avrupa yakasındaki o yere gitmemi sağlayamadık.
Oysaki ben her iki arkadaşım için minik hediyeler hazırlamış,kıyafetlerimi planlamış, evden giriş çıkışımı ayarlamış,çantama koyacaklarımı hazırlamış,akbilimi fullemiştim.
Ah benim kapalı alan fobim...ah benim metroya binemeyen psikolojim...
Ne sultanbeyliden giden otobüsler kaldı,ne kadıköyden geçenler. Havaalanından geçen havataş araçlarını da araştırdım ama bulamadım bir yolunu. En son baktım olmadı aradım havataşın yöneticisini.Yahu dedim bu sefer de benim özel bir isteğim var sizden,iş konuşmak için aramadım.
Şaşırdı adam.Beni o noktaya geçiremez misiniz dedim ama onunla da bir kaç yol konuştuk yine varamadık bir çıkışa.
Dün gece sabaha kadar yaptığım araştırmalarım...bugün bir çok kişiyle görüşmelerim...Olmadı...Çok üzgünüm...Benim yüzümden bozulduğu için planımız.Ve çok heveslendiğimiz halde buluşamayışımız...
Ne diyeyim ki ben yarın gece size bu planın gerçekleşmiş halini anlatacaktım yorgunlukla ve içimde arta kalan mutlulukla.Kısmet olmadı.
gidemediğim için veremediğim kitaplarını kargo yapmak için hazırladım...Çok can acıtıcı.İnsanın hevesinin kırılması mı diyeyim,benim yüzümden iptal olmasının üzüntüsü mü diyeyim neresinden tutup düzeleyim diye bir şarkı var ya hani o hesap benim de içim şuan:)
Bir an önce büyü Zeynebim...Ağlamadan yolculuk yapabilecek hale gel de buluşalım istediğimiz her yerde.Teyzenin yaşadığı üzüntüyü mutluluğa bir tek sen çevirebileceksin çünkü.
Çabuk büyü,sağlıkla büyü,neşeyle büyü.Uslu hanım hanımcık bir kız ol da sarıp sarmala bizi dostlukla.