Subscribe to RSS feed

22 Ağustos 2016 Pazartesi

unutama_ma

Kendime yakıştırmadığım bir üzgünlük içindeyim.

Hatta öyle ki; dünden beri durduramadığım gözyaşlarımla, tüm dünya insanın canı cehenneme diyebiliyorum.

bir şeye ama herhangi bir şeye sıkıca sarılıp çığlık çığlığa ağlamak isteğim peydah şuan...

geçer... bu da geçer yahu.. neler geçmemiş ki...
ama iz bıraktığı muhakkak.
dün geceyi unutmayacağım...Kimbilir kaç kez gün doğacak,aylar yıllar geçecek ama  zihnim dün geceyi unutmayacak...


21 Temmuz 2016 Perşembe

İçindeki huzura sarılmaca

Yazacak ne var bilmiyorum ki...
Şahsım adına ruhumda kendime dair huzur,milletime dair büyük kaygı var.
Terazi dengesini huzurdan yana arttırabilirsem kendimi daha iyi hissececeğim.
Eve kapanıp kaldım bu günlerde.Bizim burası akşamları pek karışık.gündüz de benim iş durumum karışık. Öyle arada derede zamanlar geçip gidiyor işte. Ben iyiyim neticede. Çok iyiyim...Sağlıklıyım,huzurluyum..Dedim ya teraziyi eşitlersem daha da iyi olacağım inşallah...
...

Çabuk geçsin bu günler... Toplumca refahtan pek uzağız... Hızlıca toparlanmak lazım...İçinizdeki umudu kaybetmeyin...Ve hattta zaman geçmeden yeşertmenin yollarını bilin...

Her şartta gülümseyin efenim...Sizi diri tutacak yegane şey bu dur...

Umutlu-mutlu günler dilerim...


14 Temmuz 2016 Perşembe

Uzun Lafın Kısası mı?

Buralardayımm...
İyiyim...Hoşum... Gayet coşkuluyum...
----------


Anlatacak hem çok fazla satır başım var hem de hiç bir şeyim yok..
Bayram öncesindeki son iki haftayla beraber çok uzun bir iş tatili yaptım.  Bu sırada bayram için plan yapma ve bu planları gerçekleştirmek için fırsatlar oluşturmaya vaktim oldu.

İstediğim gibi bir bayram geçirdim diyebilirim.
Cumartesi sabahı 03 de yola çıktım kız kardeşimle beraber. Sağolsunlar  araçlarıyla götürdü bizi İstanbul'dan Karasu'ya gidecek tanıdıklar.
Ertesi gün teyzemler ailece geldiler kendi evlerine. aynı bahçe içinde olmamız sebebiyle 7/24 bir aradaydık. Yani şöyle ki en az sayımız on kişi idi. Enfazla 20 ye yaklaştığımız saatleri hatırlıyorum.
Benim için bayram arefeden geldi.
Neden mi?
Hayatımdaki çok özel erkeklerden biri olan Abicim... Kuzen sıfatıyla bilinen ama benim abi bile demeye kıyamadığım,abicim...canımm...arkadaşım... dostum.. sırdaşım...
Arefeden geldi yani,bayramı getirdi bana. 1 güncük kalabileceğini biliyorduk 2 ye çıkardık.
Böylece 2 araç olmuş oldu evde. Fırsat bu fırsat ya gezip görülebilecek turistik yerleri sıraladık 2 güne.
Şoförler gitmeden,biz tatili bitirmeden gezelim dedik doyasıya.
İlk gece abimle bir sahil turu yaptık 4 kardeş. Şahaneydi.
Ardından 2 gün boyunca nereye istersek,neyi tavsiye edersek oraya doğru yol aldı araba...
Meğer benim abicim ne harika fotoğraflar çekermiş,ne profosyonelmiş. 
ahh benim şu güzel kalbim... ah benin şu abimden vazgeçemeyen benliğim...onu herkesten üstn tutuşum...kimselere değişmeyişim,herkesten özel bilişim...
sırf bu yüzden bile üzüldüğüm dakikalarda gözyaşlarımı tutamayışım...Yine abime sarılışım...
İyi ki sen varsın... Senin için hrkese kafa tutabilirim diye kendimi sakinleştirişim...
Kendini bilmeyenlerle,beni kıskanmanın bana değil kendine zarar vereceğini hala anlayamayanlarla ömür tüketişim...

Bayram bayram içimdeki coşkuyu aşağı çekmek isteyenlere karşı direnişim...

Olsun... Yıllar sonra abimle aynı sofrada bayram kahvaltısı yapabildik ya kocaman ailemle...Öncesi ve sonrası bol bol sohbet edebildim ve hatta gezip tozduk ya birlikte... 
Daha ne...
Dahası da olsun isterdim elbette.
Bayramdan beklediğim bir kaç şey daha vardı ama azla yetinmeyi de bildim nihayetinde.
Doyasıya yaşadım her anımızı birlikte.
...

Veee sonra...
Ben hala bayram tadında günler geçiriyorum aslında.
Bu kadar uzun yazınca okunmayacağını da biliyorum ama yazmak istediklerim o kadar fazla ki,bunlar özetin özeti aslında.
Kalbimde kelebekler uçuşuyor bu ara. Hem de sebepsizce,ardı ardına... 
Teşekkür ederim dünya...
Kendimi değerli hissettirdiğin için... Bana istediğim güzellikleri ardı ardına sıraladığın için...
Ve daha içimden geçirdiğim ama yazamadığım bir çok şey için teşekkürler sana.
İyi olmayı isteyin ve lütfen iyi olun... İyi yaşayın... İyilik saçın...
Yüzünüz hep gülsün...

------------
aa bu arada ben daha sahilde yüzüme gelip dudağımı parçalayan deniz şemsiyesini anlatmadım değil mi size?
o da bir daha ki sefere...





28 Haziran 2016 Salı

Başlıksız Olsa Olmaz mı?

Öyle sersem haldeyim ki şuan. Ne yazacak halim,ne de yazacaklarımı düşünecek adaptasyonum var. Uzun zaman olmuş yazmayalı diye bir iki satır kaydedeyim dedim.
Anlatırım bir ara uzun uzun inşallah.
Biri beni bayrama ışınlayabilir mi lütfen. 10 tane antibiyotik iğne bitmiş olsun,annemin yanında,ailemle beraber hamakta dinlenirken bulmak istiyorum kendimi.
Bu bayram diğerlerinden farklı güzellikte olacak inşallah.
Uzun yıllar sonra içimde bayram heyecanı da var ya bu nedemek bilemezsiniz. Ben ki İstanbul aşığıyım,işkolik bir insan evladıyım. Yalnız yaşamayı en az ailemle yaşamak kadar çok severim.
Bir an önce annemlerin yanına gitmek istiyorum.Yıllar sonra ilk kez denize bile girme isteğini taşıyorum ruhumda.
Böylesi bayrama odaklıyken bir antibiyotiğe yenilecek değilim ya(pardon 10 adet en ağırından iğne demek lazımdı,hafife aldım azıcık:) )


Dedi ki dün akşam; ne olur rica ediyorum senden bir daha içinde tutma söylemek istediklerini. Hasta olmaya değer mi? !
Bu öğreti bana pahalıya patladı ama Olsun du... Hallederiz di... Neler geçmedi ki...
...

Haydi bir gülümseyelim şimdi... Dün gece gelen abinin evimize,ruhumuza getirdiği mutluluğa,onun için saatlerce yaptığım hazırlıkların yorgunluğuna,öncesinde çok ama çok yorucu bir gün geçirmiş olmama,bir çalışıyor bir izinli olduğumu öğrenip bocalıyor oluşuma,fena halde bozulan düzenimin nasıl yrine geleceğini bilmiyor oluşuma...
Düşünüp düşünüp mutlu olduğum bazı güzel an_ı lara...
Haydi bir gülümseyelim şimdi...Tüm dünyaya.
İyi olduğumuz,mutlu olduğumuz her şeyi yanımıza alıp kafa tutalım negatif durumlara.
Yapabiliriz var bu güç ruhumuzda. Hisset...Farket...

4 Haziran 2016 Cumartesi

Çilekli Pasta

Fotoğrafı gördüğünüzde ıyhhh diyeceğinizi düşünüyorum. Bir de benim gözümle bakın isterim.Şöyle ki ; 

bak sana ne aldım diye 2 paket uzatıldı elime.Pek aram yoktur tatlı,tuzlu bu tip şeylerle. Hemen açmadım o sebeple.
Aradan zaman geçti,merak nüksetti. Elime aldığım ilk paketten çilekli pasta diğerinden üstteki pasta çıktı. Üzerinde isim falan da yazmıyordu. Çileklinin bana denk gelmesi şaşırtıcı.
O an kendimi öyle özel hissettim ki.! 
Gözümün kenarında biriken 1 damla yaşı düşürmemek, teşekkürüme eklememek için zor tuttum kendimi. Öyle içten teşekkür ettim ki,ilk kez böyle kalbimden dilime bir yol oluverdi sanki.
Vallahi de billahi de, çok uzun zaman var ki böylesi önemsendiğimi hissetmemiş,bu kadar çok mutlu olmamıştım.
...

En son geçen seneydi sanırım. Otobüsten inip elinde turuncu bir kraker paketiyle yanıma gelen arkadaşım... Aynı şeyleri hissetmiştim bugün ile.
Hep diyorum ya ben içimden ve dışımdan,iyi ki...İyi ki kimseyi dinlememiş,kendi bildiğimi okumuşum vakti zamanında. Ben ne sevap işlemişim ki böylesi güzel insanlar girivermiş hayatıma.
Dilimde bin bir tattan arınmış,çilekli pastamın tadı, kalbimde şükür nidaları,aklımda bir şarkının nakaratı... "hep sonradan"gelirmiş güzel günler,sabretmek gerekirmiş.
..

Çilekli pasta getireniniz çok olsun.

31 Mayıs 2016 Salı

Mantıkla Kalp Arasında

Çok güzel bir günün hayalini kuruyorsun,hayalinin kırıldığını avuçlarının içinde paramparça olduğunu fark ediyorsun. Ne fena...

Öyle ki; yanında olması için neler feda etmeyeceğin birini,gelme,yorulma buraya kadar,buraların tadı kaçtı diyorsun. Özlemini tarif edecek kelime bulamazken,gelmesin diye çabalıyorsun.Çünkü; kıyamıyorsun. Bu sıcakta,bu kalabalıkta İstanbul'un kargaşasında eziyet çekerek yanına varmasına gönlün razı gelmiyor. Kal orada, rahatça ve huzurla.Yeter ki yorulma ben dayanırım sensizliğin ağırlığına diyorsun.
Dayanıyor musun,dayandığını sanıyor herkes. Elinden bir şey gelmiyor çünkü.
İç çekiyorsun bazen... Öyle derin nefes alıyorsun ki verene kadar gün geçiyor,mevsim değişiyor.

Ahh bir sarılsam diye düşünürken gelme dediğiniz oluyor mu hiç.
Sırf onun rahatı bozulmasın diye yanınıza istemediğiniz
yani mantıkla kalp arasındaki köprünün zincirlerini kopardığınız olmuyor mu sizin?


23 Mayıs 2016 Pazartesi

Yaz Gelsiinnn

1 ay olmuş neredeyse yazmayalı.
Ne yazmalı bilmem ki.
İyiyim,hoşum,keyifler yerinde. Yaz geliyor,içim kıpır kıpır. Küçücük bir çocuk gibi bekliyorum yazın gelmesini. Tatil yapamayacak olmama rağmen hemde. Olsun ben kendimi mutlu edecek başka sebepler bulurum nasılsa. Yaz bir gelsin de hele.* kendini mutlu etme işi  bende.

* /babama bir şey söylediğimde,yapmasını istediğimde o iş bende der. Yapamayacak olsa da o iş ondadır. Ona emanettir gerisi düşünülmemelidir.O o işi halleder. En azından senin artık onu düşünmemeni sağlar./




4 Mayıs 2016 Çarşamba

Hayali Mutluluk





Bir buket çiçek konsa kapıma veyahut bir tek papatya
ne iyi gelirdi şu sıkkın canıma...!

Me_li Ma_lı "Gereklilik"



Günün her saati çekinmeden arayabileceğin, aradığında her ne halde olursa olsun seninle keyifle ilgilenebilecek, dünyanın yükünü bir kenara bırakıp seni sırtlayacak veyahut o an içinde bulunduğun durum her ne ise meraklanıp anlatman için ısrarcı olacak,ardından en az senin kadar o duyguya kapılacak,seni şartlar ne olursa olsun önemli kılacak arkadaşlar olmalı hayatınızda.
Olmalı,olsun,ol

27 Nisan 2016 Çarşamba

Dönüşüm

Dün gece o kada rmoralim bozuktu ki düşündüm.! İyi olmayı seçiyorum dedim kendi kendime. Bugün iyi olan ne yaşadıysam onun ruh halinde kalacağım.Tabi bunu düşünmem için beni iyileştiren,yargılamadan dinleyen, arkadaşın varlığını yadsıyamam. Neyi mi düşündüm;
...
18.30 civarıydı... Annemler dışarıdaydı,kız kardeş işten gelecekti ben ise her zaman ki tekliflerin çok dışında,çok daha itina gösterilmesi gereken ve pek önemli bir teklif hazırlamakla uğraşıyordum. Bir yandan da akşam yemeğini hazırlamaya koyuldum. 24 saat önce bilgi verdiğim mesul müdürümün bilgisayar başına geçtiği anda karşılıklı yazışıyor,hazırlamam gereken teklif için kendisinden yardım istiyordum. Daha önceki binlercesinden  kat ve kat farklıydı çünkü. Ben yazdım o düzeltti.O söyledi ben yeniledim.Tam son halini gönderecektim ki,bilgisayar bozuldu. Kapanmıyor,açılmıyor.Mutfakta yemek yanıyor. Mesul müdürüm bilgisayar başından kalkmadan da halletmem lazım. Nasıl panik haldeyim. Dedim ki oğlum sen şu bilgisayarı kapat ve aç pilini çıkar tak hemen açılsın geliyorum ben. Mutfağa gittim koşarak geldim ki oturmuş,almış kucağına bilgisayarı bakıyor öyle. Lenn niye düzeltmedin diye çıkışmaya başladım. Ne biliyim ben,ne yapmak lazım ki,bilmem ki gibi bir takım saçmalamalar. 
Aldım bir hırssa elinden, pili çıkardım taktım düzelmedi. Panik haldeyim. Demez mi şarjını çıkarırsan bilgisayarın kapatabilirsin.Sonra da açarsın düzelir. Madem biliyorsun neden yapmadın diye başladım bağırmaya.
Görmüyor musun telaş içindeyim insan bir yardımcı olur sanki zor bir şey istedim diye söyleniyorum.Ki benim ona söylenmişliğim sayılıdır. Yani öyle her lafa söze tartışma olmaz bizim evde.Hele ki Doğanla benim aramda. Bilirim onun ergen psikolojisini. Önceden de çocuk diye sabrımız fazlaydı ona. Yani her daim iletişimimiz iyiydi paşayla. O ne yapıyorsa izahı mümkündür aramızda. Konuşarak anlaşabiliriz kavgaya,tartışmaya ne hacet. Biz anlatırız o dinler. bu devran böyle yürür gider.Çok şükür...Bin şükür...
Ama öyle zor durumda kalıp yardım etmemesine bozuldum ki tutamadım bu sefer kendimi. Baktım ki cevap vermiyor duruyor öylece karşımda.Hafiften söylendi sadece iyi ki bilgisayardan anlıyoruz herkes de yükleniyor diye. Sus konuşma dedim.Kapa çeneni.Bana yakışmadı o da ablasına yakıştırmadı zaten. Ayağa kalktı önüme dikildi. Sakin ol bebişim tamam düzeldi işte dedi.
Baktı,yüzüne bakmıyorum. Özür dilerim dedi.
Dileme dedim istemiyorum özür falan bebek misin sen anla biraz halimden.
Öyle sakin öyle mülayim bir tavırla geldi,yaklaştı iyice gel öpeyim dedi.
ÇEvirdim kafamı başka yöne. Yaklaştı iyice o pamuk elleriyle tuttu yüzümü. Ya gel işte gel öpeyim de barışalım. Zaten hep bunları seni öpeyim diye yapıyorsun demez mi. Gülmeye başladım... Kocaman öptü...Bekledi... Ben de öptüm rahatladı odasına gitti.
Bir kez daha şükrettim. Allahım bana hediye ettiğin bu can için sonsuzdur sana minnetim.
Daha bebekti belki 1 yaşında var yoktu.Gece ben ona kızdım diye sabahlamış,gözüne uyku girmemiş. Annesi hadi uyusana artık dediğinde ablam bana küstü nasıl uyuyayım demişti.
Sabah yanıma gelip öpüp baırşalım mı dediğinde ben sana küsmedim ki,insan kardeşine küsebilir mi dediğimde o gülümsemesi hala gözlerimin önünde.
Annem dedi ki sonra bir daha bu çocuğa küstüm sana deme.
Hele gece vakti hiç söyleme.Küseceksen gündüz küs,barış.Ne çektim senin yüzünden,dert oldu yavruma senin o yüzünü asmaların.
O gün bu gündür küsmeyiz birbirimize.Kızacaksak da kızar hemen ardından sakinleşip konuşur anlaşırız illaki. Her ne olursa olsun küslüğümüzü,kırgınlığımızı konuşarak sonlandırırız.
Benim yüzümden uykusu kaçarsa gecelerim kararır benim. Nasıl üzerim bile isteye.

O üzülürse benim canım daha çok yanar sebebi her ne ise.
Yani demem o ki;  kırsanız da, üzseniz de, hata yapsanız,bile isteye yanlış da olsa tavrınız kırmak dökmek yerine yapıcı olmayı biliniz. Bunu isteyiniz. Bir yolu illaki vardır. Özür dilemek öyle geniş kapsamlıdır ki.Bazen bir öpücükden geçer yolu,bazen bir bakış kafi.
Önemli olan niyettir. Ben seni üzmek istemedim ki mesajını verebildiğiniz sürece, öncesinde ne söylediğiniz,ne kadar bağırdığınız,ne kadar umursamaz davrandığınızın bir önemi yok bence.
Sevdiklerinize değer veriniz. Onlar için önemli olduğunuzu biliniz ve siz de kalbinizdeki yerlerini hep belli ediniz.Kırmayınız...Dökmeyiniz... Hayat kısa gidip yanaklarna bir buse konduruveriniz...
Sonra bırakın onlar benim gibi sayfalarca yazsın,günlerce mutlu olsun.Herkesin ifade şekli farklı.Siz bildiğiniz yolda sevginizi ifade ediniz. Ne olur bunu yapınız. Yaş,mevkii bilmeden sevginizi sevdiğinize akıtınız...