Subscribe to RSS feed

14 Kasım 2018 Çarşamba

ÖZ'et İle




Kaç kez şu sayfayı açıp, yazmak istediklerimi toparlayamadan geri kapattım...

Hala da aynı durumdayım.
Şu kadarını yazayım madem;

Kırgınım... 

22 Ekim 2018 Pazartesi

Bir Cumartesi Güncesi



Sabah 8.30 da hazırlanıp beklemeye başladım. 11 gibi gelecekti ama ben erken toparlandım.
Saat 13 ü gösterdiğinde hala gelen giden olmayınca; beni unuttun galiba diye bir mesaj attım.
Dönüş şöyle oldu; hayır unutmadım ama başka işlerim çıktı seni gelip alamadım,alamayacağım bugün. 

Bu kadar işte...Yaşatılan her şeyin özeti bu kadar. Başka bir alternatife kanalize olmak ve seni nasılsa o orada bekliyor diye ikinci plana atmak,bir başka gün bir başka vakitte aramak üzere rafa kaldırmak...

Ve verdiğim cevabı buraya da iliştireyim.
Keşke haber verseydin,bekledim...Çok bekledim...
Özür dilerim.
Önemli değil...Sağlık olsun...Hiç önemli değil. 
...
Zaten ben beklemeyi çok severim.


17 Ekim 2018 Çarşamba

Güne Başlarken



Günlerdir bu sayfayı açıp,ne yazacağımı bilemediğimden geri çıkıyorum.
Yaz bitti,kış geldi. Hava şartları değişti.Zaman ilerliyor,saatler su gibi akıp ömürden eksiliyor.

Bize de güne keyifli başlamanın sebeplerini bulmak düşüyor.

Keyifli günler olsun hepimize.

5 Ekim 2018 Cuma

Ömrümde Bir Hafta

Keyifsizdim,mutsuzdum...Kendimi haksızlığa uğramış,kalbi kırkbin parçaya kırılmış hissediyordum. Böyle olmamalı diyip duruyor,akan göz yaşlarıma hakim olamıyordum. 
Olsun...
Halam geldi. Rutin kontrolü için hastaneye gidecek 1 gün İstanbulda kalıp geri dönecekti.
Hastanenin sistemi değiştiğinden işler hiç de yolunda gitmedi. Günlerce bir ilacını yazdıramadı ve 2. gün aşırı kansız kaldığını,bunun için kan nakli yapılacağını öğrendi. Tamam dedim geliyorum yanına,tv yi kapattım koşup üstümü değiştirken gelme ben geliyorum akşam oldu,sistem kapandı kan alamıyorum dedi.
Tamam dedim yarın gider,alırız kanımızı ne olacak ki.
Olmadı..Alamadık. 3. gün öğleden sonra kan merkezine gittik. Yapılması gerekenleri bir bir yaptık. Numune kanlarını verdik. Ayrıştırılmasını beklerken,rica minnet yalvar yakar işimizi öne çekip bu gün halledebilmek için dil döktüm.Öne de aldırdım dosyamı. Amma velakin demezler mi bir donör lazım. Sizin yerinize bir ünite kan verecek aynı kan gurubuna ait biri diye.Ve sadece 2 saatiniz var dedi. ve halamın bir cümlesi beni bitirdi; kanı bulamazsak ne olacak ? Bulacağız dedim. Ya bulamazsan kızım dedi.
Ben sana o kanı bulacağım aksi mümkün değil. Bu gece sana bir paket kan verecek donör bulacağım,yarın kanını alacaksın gerisini düşünme bile dedim.O çaresizliği tahmin etmeyin...
Hayatımn en zor 2 günü idi. İki gün çünkü o güne yetişmedi. 
Kız kardeşimin kanı uydu. Yaka paça şirketten onu getirttim hastaneye,yakındı Allah'tan.Ama hastane fobisi olduğundan nabzı ve tansiyonu yükseldi,yalvarsa da kanını almadılar. Yüzü gözü kıp kırmızı ateş gibi oldu onu işe geri gönderdim elimde telefon hem yakın çevrede olup hemen gelebilecek,hem de kalben yakın olduklarımdan ricacı oldum. Bulamadım. Uygun şartlarda bir ünite kan bulamadım.
Kardeşimi aradım,iş yerinden birini bul gönder gönderemiyorsan patronunun numarasını bana ver.
Bu esnada bizim almamız gereken kanın işlemleri o güne yetişmeyeceği kesinleşince siz gidin eve yarın sabah gelin dediler.
Kan bulunmadan gitmem desem de,bulduğunuz kişiyi buraya yönlendirin kanını versin,merak etmeyin sorun olmaz dediler.
Biz halamla eve gelirken kardeşim birini göndermiş hastaneye.Ne o dövmesi varmış.Kanını almamışlar !
Özel telefonum ile üst üste hiç o kadar telefonda konuşmamıştım. 2 saat boyunca aralıksız! konuştum. Neyse birini daha yönlendirdi kardeşim ama tanımadığı biri.Fabrikada bir çalışan.
.gitti mi,verebildimi fikrimiz yok. Delirdim.
Kan bankası kapandı öğrenemiyorum,mesai bitti kardeşim gönderdiği kişiyi göremiyor.
Yeni işe giren biri olduğu için kimsede teli yok ve muhasebe o gün erken çıkmış.
Neyse dilden dile elden ele haberleşerek kanın verildiğini öğrendik saatler sonra.
Sabah gönlümüz rahat gittik.
Kan bankasına uğradık,kemoterapi bölümüne çıkmamızı,kanın verileceğini söylediler.
Ama öyle olmadı.
Halamı odaya aldılar,girdim yerine yerleştirdim çıkıp memurla görüştüm. Ne kadar sürer ne zaman yanımda olacak bilgi aldım.Beklemeye başladım.
Yarım saat sonra halam çıktı odadan,benim kanım eksik hazırlanmış krosu yokmuş içinde. Ne yapabiliriz kızım dedi.
Ne yapabilirim,ne anlarım ben.Sen oturdum dedim ben geliyorum.Önce memura gittim durumu sordum kan bankasını aradı aslında kanın doğru hazırlandığını ama sistemde eksik görüldüğünü hastaya verilmesinde hiç bir sorun olmadığını söylediler. Rahatladım. Hemşire geldi,olmaz,kabul edemem düzelttir dedi.NAsıl dedim bilemedi.
Memura yalvardım nolur bugün bu işi halledelim,ne yapmam lazım beni yönlendirin.
Yok tel tel üstüne içinden çıkılamadı. Yeniden kan verin gidip en baştan kanı hazırlatın formu tam doldursunlar biz de hastaya aktarım yapalım dediler.
Eee tamam vakit kaybetmeden yapalım nereye gidelim. Yan pdada kan alsınlar.
Yan odadaki hemşireye durumu anlattım.Senin demenle olmaz sistemimde görmem lazım dedi.Eee haklı. Görmeniz için ne yapmam lazım dedim. Yan odaya git sistemi açsınlar dedi.
Gittim,açtığını söyledi. Hemşireye geldim,açılmadığını söyledi.
Delireceğim...Halam bembeyaz oldu...Elimde kalacak kadıncağız...
Hemşire ben kanı alırım ama barkot yok git bunu böyle kan bankasına ver dedi.Gittim ama veremedim. Kan bankası ben böyle teslim alamam,barkot yapıştırt dedi.
Sistemde görülmediğini barkot verilmediğini anlattım. Bir başka kan alma odasına git oradan denesinler mutlaka yapıştırt yoksa işlem yapamam dedi.  O Marmara üniversitesi hastanesinin giriş ve birinci katını kaç kez dolaştığını bilmiyorum. Canımdan can gitti.bulamıyorum diye haykırmak istedim,çözüm değil ki.Bir ara elimdeki bir tüp kana baktım.Elimde kaldın,ne yapacağım ben,nasıl halledeceğim nolur Allahım yardım et dedim.
Neyse yarım saat sonunda bir kan alma odası buldum numara alıp sıraya girdim,bilmem kaç hasta bekledim,durumu anlattım barkot alabildim.
Kan bankasına geri gelip elimdeki barkot ve bir tüp kanı verdim.Kameralar var ben böyle de teslim alamam deyince idrak edemedim.İsyan edecektim ki,sen yapıştırmalısın dedi. Yapıştırdım.2 saat sonra gel durumu sor dedi halamın yanına doğru çıkmaya çalıştım. Bulamadım.
O katta onu oturttuğum yeri bulamadım.Dedim şuraya oturayım da öncesinde,sonrasında,şuanda içimde biriken her şeyi göz yaşlarımla akıtayım.Delireceğim,saat geçiyor,bir ünite kanı naklettiremedim.
Neyse halamı buldum ama başımın ağrısını,ayaklarımın sızlamasını anlatamıyorum ve o telaşlanmasın diye yorulmamış gibi yapmaya çalışıyorum. Kızım çok merak ettim dedi.Aa bi de bu arada asansörlerde çok zaman kaybettim. Dakikalarca bnemeyince merdivenden inmek istedim. Meğer giriş kata merdivenden inilmiyormuş -1 e inmişim ama ne de korktum,ne de ürktüm o merdivenlerde. Neyse sonunda hallettim.Hadi dedim yürüyecek halin varsa gel dışarı çıkıp kahve içelim bir kendimiz gelelim. Dönüşte de kan bankasına uğrar durumu sorarız.
Siz yukarı çıkın 15 dk sonra hemşireye beni aratın dedi bankodaki memur.Daha biz  kamoterapi odasına varmadan siz nerdesiniz kanınız geldi sizi arıyoruz diye bağırmaya başladılar. Halam yine yerine yerleşti ben de hemen sorumlu memura gittim. Her şey yolunda mı bu sefer. Eksik bir şey var mı,ne kadar sürecek vs 
ben koltuğa oturduktan sonra halamın kanı geldi :) meğer boşuna velveleye vermişler daha kanımız hazır bile değilmiş.
Neyse takıldı Bir buçuk saat sonra odadan çıktı.
Şimmmddii hemotoloji bölümüne gidip ilacımızı yazdırma vakti.
Sistem gitti.16:00 a kadar bilgi işlemcinin gelmesini bekledik. Tam dr umuzun beyanı üzerine baş hekime gidip şikayet edecektim ki bilgi işlemci kapıda belirdi.Devamında da bir kaç aksilik oldu ve 17:30 da ilacımızı yazdırıp evimize gelebildik. Bu akşam kardeşim eczacılar birliğinden ilacımızı teslim alacak.
Ben orda tek başıma o çaresizliği yaşadım ya,beni bir şey deviremez artık.
O göz yaşlarım içime aktı ya,kimse kırıp dökemez artık.
Tek lokma yemeden günü bitirdim ya açtık,susuzluk,uykusuzluk devirmez beni artık.
O ayaklarım...O ayaklarım kaç kilometre yol yaptı bilemiyorum. en son hatırladığım,tek bir adım atacak halimin kalmadığı ve elimde hala teslim edilememiş bir tüp kanın olduğu andı.Bir elime baktım,bir bacaklarıma...Koş dedim...Koşş...Halam ne durumda acaba.Bayılmadı inşallah...
Şöyle iddialı bir lafla yazıyı kapatayım...
Ben hayatım boyunca hiç bu kadar yorulmamış aynı anda bu denli çaresizliği yaşamamış ve aynı anda bu denli kendimi yalnız hissetmemiş ve aynı anda bu denli keyifsiz,mutsuz,gözyaşları içine akarken gülmek zorunda kalmamıştım.
Elhamdürillah bu işi de kotardım. Bu kadar güçlü olduğumu farkında olmamışlığma hayıflandım.

not: şuan sızlamayan bir hücrem yok desem abartmış olmam inanın:)
not 2: verilen bir tüp kan da halama yeterli değil ne yazık ki ama devlet hastanesi fazlasını gerek görmüyor,yaşayacak kadar veriyor.(!)

22 Eylül 2018 Cumartesi

Şifa Dağıtıcı Kullar

Yaşadığım her şeyi fazlaca içselleştiririm. Ben de böyleyim napalım.
....
Bazı insanlar bazı insanlara şifadır. Hayatlarına girmeleri,eylemleri,gelmeleri-gitmeleri,verdikleri-aldıkları....Hep bir öğreti,bir katkıdır.
Bazı insanlar bazı insanlara bir ilaç faydasındadır.
Görürsünüz mutlu olursunuz,gözünün ışığıyla aydınlanırsınız,bir dokunuşu hayatınızı güzelleştirir,anınıza anlam katar.
Bazı insanlar öyle mucizevidir ki,tam sırtınızın tutulduğu vakit,parmaklarının ucundaki kremle ruhunuza hep verdikleri şifayı, bedeninize aktarırlar.Onlar ki, Allah'ın şifasını size aktarmak için görevlendirilmiş,hayatınızı güzelleştirmek için varedilmişlerdir.

Onların çokluğu değil,onlarla yaşanan anların çokluğunu dilerim...Zira yaşamın tüm zorlukları o anların şifasıyla yok sayabiliyor.
...



11 Eylül 2018 Salı

Yaz Bitmesiinn Olur mu? Olur...Olsun...

Yaz insanıyım. Sıcağı,güneşi,hafif esintiyi sever kıştan,kardan,soğuktan üşümekten geri dururum.
Amma doğum günüme az kaldı ise,kış demek yağmur demek ise ve kış gelse de bu sene benim için yaz çok çok iyi geçti ise ben buna sığınır bu kışı sıcacık geçirebilirim.
Zaten göz açıp kapayıncaya kadar da geçer,bilirim.
-------

Bu yaz tam da istediğim gibi bir dönem geçirdim. En başta hayalimi gerçekleştirip bir ev sahibi oldum. Bundan mütevellit azıcık zor zamanlar geçiriyor olsam da düzenimi oturtacağımdan şüphem yok.
Diğer yandan,ne tamamen yalnız,ne de tam anlamıyla ailemleydim.
Bir çok kez bir takım sebeplerden dolayı gelip 1-2 gün sonra döndüler. 2 kez de ben gittim.
Bugün babam yolda mesela,az sonra yanımda,evimde olacak.1-2 gün kalıp dönecek.
Onlar yokken tek başına olmanın tadını çıkardım,misafir ağırladım.Zamanımın çok büyük bir kısmı evde geçmesine rağmen gayet hoşnut bir yaz mevsimi geçirdim. Gözlerimi kapayıp hayal ettiğim ne varsa büyük bölümünü gerçekleştirdim.
İliklerime kadar mutlu,huzurlu zaman dilimlerinde ruhumu dans ettirdim.
Yani kısaca ben bu yaz mevsimini çok ama çok sevdim. Bu sebepledir ki bitmesin isterim. Biraz daha...Biraz daha uzatabilir miyiz ? Bence olabilir... Hem neden olmasın ki,mevsim insanın kalbinden geçen yolda değil midir? :) Benim ruhum sıcacık,güneşler açıyor,çiçekler büyüyor...Kuruyan dallara,soğuyan havalara,dalgalı denizlere,çakan şimşeklere,yağan karlara zaman var daha...Epey var...

3 Eylül 2018 Pazartesi

Sandığınızdan Öte Hayat

Çocuktum...
Etimden et koparılmadı ama et ete diri diri dikildi, defalarca.
Ben o zaman da ağlamadım.
Bir damla uyuşturucu,bir doz enjeksiyonda olmamıştım üstelik. Tamamen ayık kafa ile etlerimin birbirine yapışması sürecini defalarca izledim.Bizzat yaşadım. 
Yani ben öyle canım sıkılınca,kendimi çok kötü hissedince falan ağlayacak değilim.
Gözyaşımı da, stresimi-sıkıntımı da kalbimin içine gömmeyibilir,gözlerimin parıldısını söndürmeden yaşayabilirim.
Acı çekmeyi sevdiğimden değil, yanlış anlaşılmasın. Tahammülümün bildiğiniz herkesten yüksek olmasından.

Yine de gerek kalmasa,gerçekten,kalpten gülümsemelerimizin üstü örtülmese ne harika olur değil mi?

Evet yaşam başlı başına harika zaten...


16 Ağustos 2018 Perşembe

Halasının Pașa'sı




Bu minik yavru bizim evin yeni ferdi. Adi Pașa. Cinsi golden. Yasi(!) daha gun ile sınırlı.bir bucuk aylik olmak uzere onumuzdeki gunlerde. Kendisiyle henuz sanaldan tanistik. Yanina gitmek icin gunleri, saatleri sayiyorum. Ve bilen bilir ki dort ayaklilara buyuk bir fobim var. Ote yandan sevdigim her seye gosterecek cok daha buyuk cesaretim.ee sevmek bunu gerektirir. Oyle ki her gun kamera acip kendisine alismaya ve kendimi ona asina etmeye calisiyorum. Insallah bir araya geldigimizde hoș bir karsilasmayla da karsinizda olacagiz. Yani oyle umuyorum, diliyorum, istiyorum.hayirlisi...:) imza: kopek halasi :) 🐕

11 Ağustos 2018 Cumartesi

Peki Ya Siz ?

Bir gün hayatımı bir kitaba sığdırsam,tüm detaylarıyla anlatsam inanın sonunu zor getirirsiniz.
Ağlamaktan helak olur,yer yer vay be diye diye başarılarımı okursunuz.
Öyle ki,binbir zorluk falan değil,milyonlarca negatif durumun içinde bir kum tanesi gibi mutluluk arayıp durdum. Buldum da hep.Çok severim " arayan bulur" sözünü. Ne zorluk,ne kötülük,ne acı,ne olumsuzluk yaşadıysam hep içinde ya da sonunda bir güzellik illaki buldum. Bazen fark etmedim,bazen görmek istemedim. Ya da gördüğümün değerini bilemedim. Yok yok değer hep bildim. Acılarımın da, mutluluklarımın da her zaman kıymetini bildim. 
Hepsini çoğaltamadım belki.Kah tükettim,kah sakladım ama hep kendimi iyi hissedecek nedenler üretebildim.

Hayat zor ya hani. Benim ki  ekstra zor. Herkes kendi yaşadığını bilir ya hani,benim ki bir kaç boy büyük gelir bir çoğuna.
Bu sebepledir ki,sizin aldığınız hazlar,sizin kızdığınız insanlar,sizin garipsediğiniz olaylar,sizin canınızı acıtan durumlar,sizin olmadı diye üzüldükleriniz,sizin olsun diye istedikleriniz,sizin varlığında kıymet bilmedikleriniz,sizin tüm değerleriniz... Benim nefes alışverişime biçtiğim değerle eş.
Şükrüm de,minnetim de aldığım her nefeste tekrar tekrar yüceliyor gökyüzüne.

Küçücük mutluluklara,büyük çok büyük fedakarlıklar yapabilirim. Cesaretim bu yüzden benim.
Tüm evren karşıma gelse bildiğimi okuyabilir,sadece mutlu olacağım işi yapar,mutlu olacağım yerde ve mutlu olacağım hayatı yaşar,mutlu olacağım insanları görmeyi seçerim. Hayatın aldığım nefesten ibaret olduğunu ve yarının bana ne getireceğini herkes gibi ben de bilmiyor olduğuma göre iyiye odaklanmak,güzellikleri görmeyi seçmek hakkımı kullanıyorum. 
 Ya siz ; mutlu olmak için daha neyi bekliyorsunuz?

Anda Kalmak




Aldığım her nefes, nefesin içinde yaşanan her an, o ana sığan her anı çok kıymetli. Gerisi tırı vırı...
Zaten geriye ne kalıyor ki...