Subscribe to RSS feed

10 Temmuz 2018 Salı

Uyuyan Guzel

Cocukluguma dayanir bu huyum.
Uyuyan bir yakinimi seyretmeye bayilirim. 
Kucucuk bir cocuktum uc katli aile apartmanimizda sadece dis sokak kapisi kapaliydi. Daire anahtarlari kapilarda takili ve kapilarimiz hep acikti. Hasta bir bebek ve cocuktum. Iyilesemeyecek kadar hasta tedavisi bulunamayacak kadar caresiz. Ama umutlu.
Gunde saymadigim kadar babaanneme iner cikardim. Huzurdu onun evi. Huzurdu ona sarilmak, huzurdu bir iki kelam sohbet etmek. Huzurdu varliginin orada oylece durdugunu bilmek. O hep evdeydi. O hep baktigim yerdeydi. Hep benim babaannemdi. Hep sevgi dolu, hep iyiydi. 
Oglen uykusu vardi gunde bir saat kadar. Merdivenlerden sessizce iner uyudumu acaba diye odaya yavasca girerdim. Uyuyor ise eve cikmaz karsisina gecer izlerdim. 
Oturma odasinda ise karsidaki cekyata oturur, yatak odasinda uyuyor ise dakikalarca karsisinda durur izlerdim.
Onun zaten melekle es deger bir kalbi vardi. Ama uyurken daha da tatli ve masumdu. Acaba her insan onun kadar guzel uyur muydu? Ne zaman bir yakinim yanimda uyusa izlemelere doyamamam bundan oturudur. Kardesim, annem, babam, arkadasim...farketmez. Seviyor olusuma siginip, izlendigini anlayip uyanana kadar ya da odadan kovulana dek:) izlerim. Uyuyan bilmez zihnimin nerelere gittigini. O ani pamuklara sarip saklamak isterim. Ama olmaz... Zaman acimasizdir. Tum guzellikleri once gozler onune serip sonra aliverir elimizden. Tipki babaannemin simdi cennette olmasi gibi.
Sukur ki icimde tek bir keskeye yer birakmadan ugurladik onu bu dunyadan. Tum sevdiklerimizle cok guzel gunler yasarken, hicc keskelere yer ayirmayalim lutfen. Kiymet bilelim. Cok gec olmadan...
Veee tavsiye ederim efenimm, izleyin... Bi de uyurken izleyin sevdiklerinizi. Sevip kirildiklarinizi. Sevip de kizgin olduklarinizi. Izleyin de gorun, uyurkenki masumluklarini. Hayat o kadar iste. Bir uyku arasi. 

7 Temmuz 2018 Cumartesi

Mutluluk (.)

Teșekkür ederim Allah'ım.Çok ama çok teșekkür ederim.
Hayalini kurarken bile kalpten inanamadığım, asla olmaz ya yine de nolur Allah'im... Diye devam ettiğim șeyi gerçek kıldığın için minnettarım.Bugun, yarın, hep. Ömrümün sonuna dek.  🙏

3 Temmuz 2018 Salı

O Bir Cümle

Geçmişten bugüne zihnime yapışan bir cümle.


Aklıma geldikçe mutlu eden ve hatta duygulanmama sebep olan.Yalnız değilsin hissini kalbime yapıştıran o bir cümle. Söyleyen gayet normal zikretti belki ama benim duymaya ihtiyacım olan,çok kıymetli bir hediye gibiydi.

Ne miydi o cümle? Dedim ya çok sıradan söyleniveren ama söylenenin kalbinde çiçekler açtırıp gözlerini dolduracak cinsten.
Bazı insanlar,bazı ilişkiler,bazı söylenenler fazlasıyla kıymetli.
Tabi buna oranla üzüntüleri,kırgınlıkları da bir o kadar katmerli...


19 Haziran 2018 Salı

Son 1 Ay

Ne çok şey olup bitti şuncacık zamanda.
İçinde bir tane iyi bir şey yoktu. Ama her zorluğun içinde de kocaman mükafatlar yatıyordu.

Halamın durumu henüz netleşmedi. Perşembe günü bir teşhis konulmasını umuyoruz.Canımız ağzımızda bekliyoruz. Kendisi halsiz,bitkin.
......
Ben geçtiğimiz ay bir kanama geçirdim bilmiyorum aşağıdaki yazılarda bahsetmişmiydim.
Ardından doktorumu aradığımızda 1 hafta sonra tahlil yaptırmamı istedi ve çıkan sonuç pozitifti. İç kanama geçiriyordum. Bu Halde benden 3 saat uzaktaki arkadaşıma hastane ziyaretine gittim. Çünkü onu çok merak ediyordum durumu kritikti. (Çok şükür şimdi evinde ve iyi).
Çıkan pozitif sonuç beni kolonoskopiye götürdü.
Öncesindeki hazırlık süreci baygınlık geçirerek,kendimden geçerek tamamlandı.Sürüklenerek hastaneye gittim ve uyandıktan hemen sonra işe başladım. Öyle bir manyağım :)
Bir yat,uzan,uyu,dinlen,naz yap dimi. Naz yapmanın kelime anlamını bilmeyenlerdenim.
Neyseki sonuç temiz çıktı. Vücut bir şeye tepki olarak vermiş o kanamayı.Olurmuş arada,bazılarına.Zaten ben biliyordum etkileşim olan şeyi.

ve iki buçuk hafta önce...İş bitti,dedim markete gidip bir şeyler alayım,hem de yürümüş olurum,hava alırım. Aldım havamı !
Daha markete girmeden düştüm hem de düz yolda. Önce ayak bileklerimin üstüne düştüm ardından popomun üstüne sert bir şekilde oturdum.Cadde üzeriydi.Mecburdum kalkıp eve gelmeye.Oturacak,dinlenecek bir yer yoktu.Olsa da durabilecek gibi değildim.Evden birinin gelmesini bekleyemedim.
Eve gittim durumu anlatana kadar akla karayı seçtim.Annem gerekli ilaç ve araç gereçi aldı ve uyguladıysa da olmadı. Ben yani ben.Diri diri dikişler atılırken gık demeyen,emg ler çekilirken gözünden bir damla yaş akmayan çocuk iken 10 dk zor durdum evde.
Gidelim dedim.Gidelim hastaneye.Geçmeyecek bu böyle.
Gitmek işkenceden başka bir şey değildi. 3 kişiye tutunup taksiye zor bindim.Hastanede zaten tekerlekli sandalyeye bindirildim.Bir ayak bileği burkulmuş,bir ayak bileği önemli bir yerden çatlamış.Hemen alçıya alındı. Diğerine bandaj takmamız söylendi. Ağrı kesici iğne de yaptıktan sonra az da olsa rahatladm.
Eve gelince sol kol bileğimdeki ağrı da peydah oldu.Ona da bir bandaj ve akabinde belimin üstüne düştüğüm için popo kısmında da tahribat ve şişlikler olduğunu fark ettim.Neyseki belim sağlamdı.Zaten daha kısa bir süre önce tutulmuş ve yakılarla düzelmişti. 3 hafta kalması gereken alçı 1. haftada ayağımın üstüne basabiliyorum diye çıkarıldı. ama asla 1 ayı tamamlayana kadar basmamam gerekiyormuş.Zaten hala mosmor ve şiş. Kesinlikle tuvalet harici yerimden kalkmıyorum,kalkamıyorum. Ayağın altında 2 minder öyle oturuyorum. !
Dünden bu yana tuvalete gitmek dışında 1-2 kez kalktım bir iki metre yürüdüm. Ehh alışmam da lazım.
Zoru gitti kolayı kaldı.Şimdi ayağım bandajlı bilek fazlaca ağrılı ama bin şükür en zor durum geçti gitti.kaldı bir on gün daha.
Evde olmak hiç önemli değil de kendi işimi görebilmek ve azıcık hareket yetecek bana.
Öyle işte. Acıtasyon olmasın diye ilk anın acı ve duygusuyla yazmak istemedim size.
Ama özledim de buraları.
Yazmak ap ayrı bir heves bende.
bu aradaa; bana kitap önerisinde bulunsanıza ? Gözlerim okumaktan ağrısa da iyi okudum bu süreçte.Kişisel gelişimi abartınca biraz romana kaydım haliyle.Ama gönlüm çocuk ve kişisel gelişimlerdeeee....

Sağlıklar dilerim efendim hepinize.Ve neye ihtiyacınız varsa o hissiyat gelip bulsun sizi en kısa zamanda.


9 Mayıs 2018 Çarşamba

Sanatsal Etkileşimler

Biraz da güzel şeylerden bahsedelim.
Dün akşam kız kardeşimin halk oyunu yıl sonu gösterisi vardı. Sahnede devleşti resmen. 3 yıldır onu izlememe rağmen hala aynı heyecan ve duygusallıkla seyrediyorum. 
Öncesinde de çocuk bale gösterileri vardı. İlk kez bale gösterisi izledim. Çocuklarınkini izlemek ise nasıl duygulandırdı beni ah bir görseniz. Sanki aralarında benim çocuğum varmış gibi.
Olmayan çocuğum için etkilendim yani. 
Bir çocuk için sosyal aktivite,spor ve dansın ne kadar önemli olduğunu bilirdim bir kez de gözlerimle görüp farkettim.

Keyfim pek yerinde değil ama bunu sonra anlatırım. Şimdi dünün ve bugünün tadını çıkaralım. 
Ehh arada böyle kısa da yazarım :)
Hayranlıkla izlemekten pek fotoğraf çekemediysem de bir kaç örnek şöyle ; :) 





19 Nisan 2018 Perşembe

Iki yuzlu kelimelerle dansin sevdikleriyle imtihani




2hafta once sunlari yazmistim. '' Tam da bu iki yüzlü elma gibiyim bu günlerde. Keşke video hali olsa da üzgün elmanın sesini,kendini ifade edişini falan duyabilseydik.

Elmanın sesi çıkamıyor ya benim de aynen öyle sesim kesik bu ara.

Annemden farksız yeri olan halam. Aynı evde yaşayıp aynı bütçeyi tüketip aynı birikimlerden nasibimizi alıp,aynı dert tasayı paylaşıyor,aynı mutluluklardan besleniyoruz.

Pek tabiki şuan onun başına gelenler tüm ailemi ve beni fazlasıyla üzmeye yetti.

Konu çok derin neresinden tutup bahsedeyim bilmiyorum da kısaca söylemek gerekirse geçen hafta hastaneye yatıp aldığı kanların sonucunda yapılan araştırmalarda lösemi hastası olma olasılığının çok yüksek olduğu hatta kesin gözüyle bakıldığı bu sebeple hemotoloji bölümünden devam etmemiz istendi.Şimmdi marmara üniversitesi hemotoloji bölümündeki randevumuzun gelmesini bekliyoruz. Bir ayağımız buradaki özel hastanede,gidip kan alıyor,durumuna bakıyoruz. 2 haftayı böyle geçirip sonra daha doğru tedavi şeklinin belirlenmesini bekleyeceğiz.

Bunları anlatırken bile nefesim kesiliyor. Ben ki sayısını unuttuğum kadar ameliyat geçirmişim 7-8 vs vs. Bu bambaşka. Sevdiklerini kaybetme korkusu dayanılmaz ağırlıkta. Ve ben son 6 ay da bunu çok kez deneyimledim. 

Ve çok uzun zaman sonra bugün 1 saat kadar evde tek başıma kalınca tüm  içimde birikenleri göz yaşlarımla boşalttım ve Allah'a yakardım.

Şimdi öncesinde olduğum gibi dimdik, ailemin başında en motive edici halimle ve en araştırmacı kimliğimle varım. Hem onları her şeye hazırlamak hem de konunun sanıldığı kadar kötü sonuçlanmayacağına inandırmak için canımı dişime taktım. Bir de yanımda korkularım.

Tam da o kadarım. ''O kadarcık... ''

Simdi ise

En yakin arkadasim, dostum kanser ameliyatindan eve ciktiktan 2gun sonra fenalasarak yogun bakima alindi. Bir haftadir hastanede ve durumu iyi degil. Ama sebepler doktor hatalari (!) yumurtalik ameliyatinda bacak sinirini kesmek, bobregi zedelemek gibi gibi bir cok sorunlar zinciriyle savas veriyor simdi. Paramparca kalbim. Halam bugun hemotolojiye gitti 10tup kan verdi. 1ay sonra teshis konacak ama kuvvetle muhtemel losemi uzerinde duruluyor. Ve bana cok is dusuyor. Kardez universiteye hazirlaniyor, anne gibi sevdigi halanin durumundan rn az etkiyle bu sureci gecirmesi icin vargucumle cabaliyorum. Aile in tum bireyleri icin de ayni sekilde.


VE dun gece blog alemine girmeden de once(tam 10yil)  sayfasini kesfetmis zaman icinde dostlugundan, guzel karekterinden, guven verici insanligindan nasibimi almis oldugum cok kiymetli arkadasim kalemhanem in babaciginin vefaatettigini ogrendim. Kalbim onunla olsa da yaninda olamamanin, bu acili gununde uzakta kalmanin sancisini yasiyorum. Babasina rahmet arkadasima sabir diliyor, tum bu yasananlardan dolayi dolan gozlerimi kimse gormeden silip hayata devam ediyorum.iyi geceleriniz olsun. Iyi gunlere uyanalim. Cok basinizi agrittim affedin. Akliniza geldikce ölmüslerimize birer fatiha yasayan yakinlarimiza da saglik icin dua edin lutfen. 

31 Mart 2018 Cumartesi

Yüklerim Ağır Çok Ağır

Gizli gizli ağlamalarımdan mı bahsedeyim. Üzüntümün boyutunun git gide artmasından mı ?
Yalnız-yapayalnız kalışımdan mı. Kendime yetmeme korkumdan mı
Her geçen gün bir şeylerle yüzleşecek olmanın korkusundan mı
En sevdiklerimden biri kaybedecek olma ihtimalinden mi,onu en az benim kadar seven insanlara karşı sorumlu olduğum için dik durmaya çalışmamdan mı
...
Uğradığım iftiradan mı bahsedeyim,her şeye rağmen düzenimi bozmamak için ve haklı olduğumu bilmenin sancısını dibine kadar yaşamanın zorluğundan mı

Hiç kimseyle konuşamıyor oluşumdan mı,kimsenin zaten önemsediği bir insan olmayışımdan mı

Etrafımda insan dolu olduğu halde en istediklerimin halimden bi haber olmasından duyduğum üzüntü ve kırgınlıktan mı?

Söyleyin bana neyden bahsedeyim.
Ya da hadi hep beraber susalım,hep yaptığım gibi. Aksi kimsenin işine yaramıyor nasılsa.
Biliyorum geçecek bu günler de. Geçti bitti diyeceğim bir gün ama o günler pek yakın değil sanki.
Sabır Ya Rabbim...Sabır ve Güç...
Kendi kendime ve ihtiyacı olan yakınlarıma yetebilme gücü ver ruhuma.
Zira önümüzdeki günleri planlarken oturmadığım şeyler var. Yardım Ya Rabb. Yüklerimi sırtımdan düşürmeden taşımama yardım et.

21 Mart 2018 Çarşamba

Neler Oluyor Hayatta,Keşke Herşey Rüya Olsa

Çok kötü 3 gün geçirdim.
En son dayanamayıp ona yazdım.Görüşelim nolur,dayanamıyorum dedim. Bana bir soru sordu. Hayır o değil derken,düşündüm. Evet benim en kötü olacağım konu oydu. Bir tek başıma o konu gelirse  çok kötü olurdum.Diğer her şeyin altından kendi aklım ve duygularımla çıkabilirdim.
Ama olmadı. Yapamadım. Başıma gelmesinden en çok korktuğum şeyi yaşamıyordum fakat bu sefer de dibe vurmuştum. Yaşama sevincim elimden gitmişti.
Ve dedim ki;Bu kadar mı kötü olabilir insanoğlu. Bu kadar mı yaa.Bu mu yani.
Ne pislik bir kalbiniz var yahu. Neyle kirlettiniz ne yediniz içtiniz ne düşündünüz de bu hale geldiniz.
Meğer ben ne harika duygular ve bembeyaza boyalı bir hayatın içinde yaşıyormuşum. Bazı duyguları ve bazı insan tiplerine ne uzakmışım. Yaşadıklarımı sindiremedim,kendimi akşamın bir vakti adeta koşarak onun yanında buldum.
Dedim ki "alın şu kafamı,duvardan duvara vurun da beni kendime getirin,yaşama sevincimi geri verin. Dünya bu kadar kötü bir yer mi lütfen söyleyin.
İnsanlar bu kadar pislik olabiliyor mu bana deyiverin."
Ve bir de şunu bildim,şu son üç günde.
Hayatımda olan insanlar vallahi çok şanslı. Şöyle ki ; sinirlenme hissimi kaybetmişim ben. Bunca şeye rağmen sakinliğimi korumam aptallıkla eşdeğer.
Benimle kavga edene ödül verecekler o derece yani:)
Ne yorulmuşum insanların çiğliğinden,yola gelmeyişlerinden,anlayış nedir bilmeyişlerinden,dinlememelerinden, dinlediklerini anlamamalarından vs vs vs. Mücadeleyi bırakmışım da bambaşka boyuta geçmişim meğer ben.
Yanlış...Böyle olmamalı. Neyse ne tüm mesele o toz pembe,güpgüel dünyamı içindeki pisliğe boyayan,tüm değerlerimi yeniden gözden geçirmeme sebep olan insan... Ben seni Allah'a havale ettim. İşin zor biliyorum,O sana yardım etsin. 



1 Mart 2018 Perşembe

Yönetici misin, İnsan mı? İyi misin, Kötü mü?

Öyle zor ki evden çalışmak...
Ohh ne güzel canın isteyince çalışıp,istemezse keyfine bakarsın diyenleri sayısız kez gördüm duydum işittim. Önceleri kızıp kendimi ifade etmeye çalışıyordum,artık hafifçe gülüp geçiyorum.
...
Belli bir mesai saatine tabiiyim ve sonrasında da çalabilecek her telefonu açmakla yükümlüyüm./ gün 24 saat 365 gün. Ve işin komik tarafı maaş almıyorum:) yani ben yan gelip yatıyor,keyfime bakıyorum:)
Tüm bunları yazarken eklemeliyim ki işimi çok seviyorum. Zaten tüm bunlar başka türlü izah edilemez herhalde. Ve patronumu da çok sever,sayarım.Zira başka türlüsü bu gemiyi yürütmezdi.
Ben çalışma şeklimden bir gün bile şikayet etmedim. Herkes yıllık izne çıktı ben çalıştım.Herkesin mesaisi bitti ben iş almaya devam ettim.Uyurken telefonla konuştum,yolda mesajlar yazarken kendimi buldum. Arkadaşım geldiğinde ağırlamakta güçlük çektim,önce işim dedim. Dedim de dedim.
Bunlarn hepsi tabi ki benim tercihimdi.Yoksa kimse zorla yaptıramaz.
---
Son günlerde hiç yaşamadığım iş sıkıntıları yaşıyorum.6 yıldır bu şirketteyim ve kurumsal olmayan halden koskoca bir şirket haline dönüşümüzün her sancısını patronumla birlikte kanımın son damlasına kadar yaşadım,hissettim. Hiç kolay olmadı bazen pes etmeye niyetlendim bazen amann hallederiz yahu sıkma canını diye patronuma omuz verdim.
Şirketin fahri ortağısın der hep. Sen olmasan çok şey eksik,sen olmasan olmazdık der durur.Beni sever ve fikirlerime her daim kulak verir.
Ama o önemseyecek diye, her şeyi gelişi güzel de dile getirmem. Geçen yıllarda yaşanan bir ortaklık ve bir olumsuz eleman la ilgili açıkça fikrimi söylemiştim. Dinlemedi.
Kızmadı ama haksız gördü beni. Gücendim,sustum.
Bazı şeyleri kendisinin görmesi lazımdı. Ben sabır edebilirdim,ettim.
Herkes bilir ki kolay lokma değilim. Üstüme basıp ezmeye çalışıldım,daha çok dik durdum. Beniim işime karışılamazdı,karıştırmadım. O işi herkesten iyi biliyordum,karıştırmadım. O işi onlardan daha çok sevip patronumu sayıyordum,işime karıştırtmadım.
Ama şimdi...
Bir eleman...
Sık sık da ofise gidiyorum sırf kendimi göstermek,yeni gelen elemanlarla tanışmak ve ben burdayım,ihtiyacınız olduğunda yardımcı olabilirim demek için.
VE bir eleman...
Kendini akıllı sanan,acitasyonla firmada tutunmaya çalışan,işi anlamak için yeterli süre bizimle olan ama hala sistemi kavrayamayan,kavrayamadığı sistemde yanındaki yeni gelenleri eleştiren.Kızan bağıran,bu böyle olmaz höytttt diye bağırıp çağıran. Huzur kaçıran.
Beni gördüğünde yüzü gözü değişen,keşke gelmeseydin,nerden çıktın sen şimdi diye iç sesini susturmaya çalışırken ayyy canımmmm niye geleceğini haber vermedin seni iyi ağırlayamadık diyen.Samimi görünmeye çalışıp,fazlaca sahte bir kalbe sahip olan.
Üstünlük taslayıp,ekip başı moduna giren ama bilgisi ekibi yönetmeye de işlerin düzenini kurmaya da yetmeyen o eleman...
bugün 2 kişiyi işinden etti !
Daha ilk iş gününde sırf kendisi beğenmediği için bir erkek elemanı da geldiği gibi göndermişti.O neyse hadi,görmedim tanımıyorum onu geçiyorum.
2 hafta kadar önce ofisteydim.
Kendisi odadan çıkar çıkmaz iki kız da bana dert yanmaya başladı. Aramızda çok samimi bir iletişim olmadığı için önce çekindiler. Sonra açıldılar.Ahh ne dertliler.Çektim bir döner sandalye oturdum karşılarına.Onlar anlattı benim şaşkınlığım arttı. 
Bir ara nasıl davranacağımı bilemedim doğrusu. Politik olmam gerekiyordu,olmakta zorlandım.Ama başardım.Kimsenin arkasından konuşamazdım. Patronumla ilgili bir cümle duymak beni acıtırdı,karşılığını vermek ise yakışmazdı.O eleman hakkında bile onlarla birlik olmak doğru değildi.
Ama yanlarnda olduğumu ve doğruları gördüğümü bilmeleri gerekirdi.
Uzun süre dertleştik.O esnada o eleman yan odada  eleman alımı için görüşme yapıyordu. Ben o sebeple patronumun odasından kibarca çıkartıldım :) Hiçç önemli değil. Kimseye patronluk taslamaya gitmedim zaten oraya. Her gün onlar birlikte olacaklar,gönlünce seçsin aynı ortamı paylaşacağı insanı.
Meğer kızlardan biri işten çıkmak istediğini daha fazla onun tarafından kötü muamele görmeye dayanamadığını söylemiş. 
Çok üzüldüm. Birlikte yeni sezona girmek çok güzel olurdu. Seni kaybetmek istemezdim ben dedim.Ama o kararını çoktan vermiş ve kabul edilmişti.
DEmez mi diğer elemanda;ben de çıkmak istediğimi söyleyeceğim.Onunla aynı odada çalışamıyorum diye.Yuhh dedim yaa...Nasıl bir insansın sen.. Bu kadar huzur bozmaya ne gerek var. Akıllı,iş adaplı,saygılı,güler yüzlü iki insanı neden canından bezdiriyorsun.Ne kazanacağını umuyorsun.
Onlara yaptıklarını dinledikçe,arkamdan konuşulanları duydukça ve yüzüme yalancı tebessümlerini gördükçe ahh dedim bu şirkete hiç yakışmadın sen. Ama dur...Şimdi değil belki,şimdi ben fikrimi açıkça söyleyemiyorum bunca gerginliğin üstüne. İma ediyorum ya anlarsa patronum diye.
Ama dur sen...Görülecek er geç her şey. Benim üstüme basmaya çalışmaların,ben fark ettiğimde pardonların,ahh şu sistemi hala öğrenemedim ondan oluyor bunlar ın...Bi sen akıllısın biz aptal dimi?
Benim şirkete gelmeden rahatsız oluşların. Geleceğimi bilirsen süslenip püslenmelerin,bilmezsen o pejmürde hallerin.
Neden haber vermiyorsun canımmmm hiç alaka gösteremedimlerin altında yatan sahteliklerin...
Ve bugün..o iki kız işten ayrıldı. Patronum mesaj gönderdi bana. Tüm şirkete ikisinin de işten çıktığını duyuyur musun diye.
Önce yutkundum,sonra tabi dedim.Hemen ilgileniyorum.
Bir metin hazırlayıp watshap üstünden tüm elemanlarımıza gönderdim. Hemen ardından biri,çok sevdiğim teknisyenlerimden biri aradı. Kelimelerle dans hanım size bir şey soracağım;o kadın yüzünden mi çıktı bu kızlar işten ?
Bak dedim,ben sana onunla ya da diğerleriyle ilgili detay söyleyemem,dert yanamam.Herkesi korumak ve politik olmak zorundayım zira yüz yüze bakıyoruz.
Ama evet dedim olabilir,mümkündür,insanın aklına gelmiyor değil tabi :)
"Bakın dedi şu an çok sinirliyim. Yazık oldu  ve o kadının bize vereceği zararı patronumuzla bizzat paylaştım. Ama biliyor musunuz eğer bir gün siz onun yüzünden pes edip bu şirketten ayrılırsanız ben kendimi tutamam,kimse saygı beklemesin o zaman Murat'tan."
Yapma dedim,doldurma kendini. Kimse vazgeçilmez değil.Ama beni yerimden etmek de kolay değil.Yani zaman ne gösterir bilinmez,her şey olabilir de ona yenilmek istemem doğrusu.Sakın dedi,sakın ani karar vermeyin. Sen boşver dedim bunları ama olur da ikimizin aynı saate işi denk gelirse senden bencilce rica ediyorum ki önce benim müşterime git lütfen.
Bunu söylemek için kendinizi yormayın,her zaman önceliğimiz sizsiniz,diğer elemanlarla da konuşmanıza gerek yok,biz aramızda o insanın ne olduğunu gayet iyi tartıp biçiyoruz hiçç merak etmeyin siz. Sizin işinizin iptal olması için alttan alta çalışıyor ama biliyor musunuz,"sizden çok tırsıyor.Size olan bakış açısını fark etseniz içiniz öyle rahat olurdu ki.O herkese tasladığı üstünlüğü sizden bahsederken yerle bir oluyor. Ağırlığınız onu korkutuyor." Ohh dedim vermek istediğim de bu zaten. Çok sevindim.Personel öyle yönetilmez,böyle hizaya getirilir."
Ve dedim ki bak beni iyi dinle. Kızlardan herhangi birine sinirlendiğinde ne onlara bağır çağır,ne patronuna şikayet et.Önce beni ara. Sinirini benimle paylaş. Sakinleşince yapman gerekeni yaparsın.Ama sakın ani hareket edip hem ailene hem bize sıkıntı çıkartma.Diğer arkadaşlarına da söylüyorum.Sinirle hareket etmeyin sakın.Önce beni arayın,dert yanın,sakinleşin.Ardından siz ne yapmanız gerektiğini bilirsiniz. Sevindi.Rahatladı
Dertleştik,kapattık telefonu.sonra düşündüm;patronuma haksızlık edecek bir ifade kullandım mı,aman haa yüzüne söyleyemeyeceğim bir şey i bir başkasıyla paylaşırsam kendimi affedemem.
Bunca kargaşanın içinde fikrimi un gibi eleyerek söylemeye çalışırken arkasından konuşan eleman modunda görünürsem,o eleman üstüne koyar,çarpar böler beni firmanın en kötüsü ilan eder :)
Bin şükür ki,nerde ne konuşacağımı bilecek kadar eğitebilmişim kendimi. Zira bu dünyada; kendi menfaatleri için insanların moralini bozan,kendi istekleriyle işten çıkıyorlarmış moduna sokup hayatlarında negatif  pay sahibi olan,haklarına giren,sevilmeyi kendine yakıştıramadığı için kötülükle beslenen ama tüm bunlara karşı yüze gülen insanlar var.
Allah doğru bildiklerimizden şaşırtmasın. Ve her daim insanların iyiliği için emek harcamaktan geri koymasın.
Varsın ben birilerinin gözünde evden çalışan,kafasına göre takılan biri olayım.Varsın birilerinin gözünü korkutan olayım. Patronumun gözünde değerli,elemanlarımın gözünde yönetici,müşterilerimin gözünde ilgili alakalı firmada pay sahibi gibi görünüyorum ya bu bana yeter. Helalinden bir kaç pozitif cümle yetiyor da artmıyor bana. Birilerine ise fazla geliyor duyduğu o kötülük dolu geri dönüş cümleleri.Ee herkes kalbinin ekmeğini yiyiyor sonuçta, değil mi? 

26 Şubat 2018 Pazartesi

Tatlı Dil

Bazı müşterilerimi öyle merak ediyorum ki. Telefonda seslerini duyup,aylarca bazılarıyla yıllarca iletişim kuruyorum. Seviyem hepsine eşit,ses tonum hep yumuşak ve kısa ve öz bilgilendirici.
ama bazıları var ki,tanımak isterdim doğrusu. Nasıl bir fiziğe sahipler,nasıl gülümserler,nasıl bakarlar ve sinirlenince nasıl tepki verirler. Merak ediyorum işte. Merak ne menen şey !

Her ne iş yapıyorsanız ve bu yazıyı okuyorsanız iletişim içinde bulunduğunuz herkese güzel sözler söyleyin. İltifat edin ya da aldığınız hizmetin hakkını verin. Resmi yada daha sıcak hiç farketmez. Bir insanın gününü güzel geçirmesinde payınız olduğunu bilin. 
Hepsi bu. Tüm mesele bu. Sadece bu. Bu kadar !