Anlatacaklarım var demiştim. En baştan özetlemeye çalışayım. Araştırmayı çok severim. Elimde hiç bir sağlam veri yokken o şeyi araştırır bulabilirim. Eski işyerinde gelen dekonttaki isimle borçlu kişinin ismi farklıyken muhasebe gelen dekonttaki borcu nereden düşeceğini bilmezken de benden destek ister ve sadece bir kaç dakikada çözümlerdik. Öyle bir şeyden bahsediyorum yani. Sitemiz kentsel dönüşüme girecek. Uzun zamandır bununla ilgili stresimiz vardı zaten ama 4 aralık akşamı oteldeki toplantıya katıldıktan sonra gördük stresin ağababasını. Normalde firmayı araştırmadan asla gitmezdim ama elim kolum bir şekilde bağlandı ve tek kelime bilgim olmadan gittim. En şeffaf şekilde dinledim. Eve gelince aklımdaki soru işaretlerinden yola çıkarak araştırmaya başladım. Sabahlara kadar. Günlerce, gecelerce; uyku hak getire. Her bulduğum veride ağzım açık kaldı. Bu kadar da olmaz diye diye...Günler sonra artık bildiklerimin altında ezilmeye başlamışken ve evler elimizden gidiyor diye içim yanarken bir şeyler yapmam lazım insanlara anlatmam lazım ki birlik olup imza atılmasın da başka şirket bakılabilsin dedim. Ama elimin güçlü olması lazımdı. Farkettiklerimin sağlam zemine dayanan kanıtlar olması lazımdı. Ama nasıl...
10 gün kadar böyle kendi başıma debelendikten sonra, yerel seçimlerde aday olan ve kendisini tüm kalbimle güvenerek desteklediğim muhtar adayına yazmak geldi aklıma. Seçim sürecinde uğradığı haksızlıklarda da sonrasında mahalle muhtarından katbekat fazla iş yaparken yardım projelerinde de bir çok kez iletişimde olmuştuk. Kendisi de inşaatçıydı. Bu firmayı bilir bilirse de bana mutlaka yardımcı olurdu. Kendisiyle yaptığı görüşmenin bitiş saati gece 02:00 dı. Tüm araştırmalarımın doğru olduğunu ve çok daha fazlasını öğrendim. İnşaatçı olmayan sadece inşaata malzeme tedariği sağlayan firmanın bizi dolandırmaktan öteye gitmeyeceğini ben anladım anlamasına da,o gece oteldeki sunumda şirketin hediye adı altında saydıklarına elleri patlarcasına alkış tutanlara nasıl anlatacaktım. Mahallenin en en en merkezi noktasındaki site için adamlara alay konusu olduk resmen.
...
Bir gün markette çok sevdiğim ama yıllardır da pek sohbetimin olmadığı kadını gördüm. Ne düşünüyorsun toplantı hakkında dedim. Verildi kızım evler verildi dedi. Yapma dedim...İmza atmadık ne verilmesi. Eee ama o alkışlar dedi. Haklıydı... Hem de çok... Dolandırıcı olduklarını ayak üstü izah ettim. Koınuşmanın sonunda ikna olduğunu pek de düşünmedim ama bir umut inşallah imza atmaz böyle böyle çabalayacağız dedim.
Anlattıklarımı düşünmüş binasındaki bir kaç kişi ile paylaşmış ve sonrası çorap söküğü misali.Bir bina ayaklanmış ben bir verdim onlar bin yapmış da harekete geçmiş. Onlar avukatla konuşup noterden ihtar çekmeye organize olurken,o firma ki usulsuz şekilde karotlar aldı binalardan ve karot dışında yıkım sayılabilecek şekilde zarar verdi her bir kata. Çocuklar çok korktu, insanlar çok üzüldü. Elden hiç bir şey gelmedi Yöneticiler o tarafın bu işi yapmasında ısrarcıydı çünkü. Kendilerine altın tepside sunulan imkanlar gözlerini kör ettiğindendir ki bizlere ait olan evler için de tehditler edildi. İmza vermeyin de bakın neler oluyor gibi. Açıkça neler olacağını anlatarak. Bu süreçte sözleşme görmediğimiz gibi boş kağıda imza toplanılmasını da gördük,o kağıda atılan imzaları da. Gece gündüz yemeden içmeden ne yapabiliriz nasıl bu evreden döndürebiliriz diye kendimizi yedik bir avuç insan. O bir avuç ki, çok güçlü, çok bilgi neyse ki. Bugün yönetici demiş ki bunlar da kendi cumhuriyetini kurdu burada pes vallahi :)) Gurur duydum bu hakaret karşısında.
Bu süreçte noterde buluştuk 15-20 kişi. İmza anında engellendik de bir başka noterde aldık soluğu. 14 den 19 a kadar uğraştık bir damla su bulamadan. Döndük evlerimize. Kimi dişçi randevusuna geç kaldı, kimi seansına, kiminin bekleyen evladı arayıp durdu, kimi evde bıraktığı babasında aklı kalırken, birinin de hastası arabada bekledi saatlerce.
Hala oradan cevap gelmedi ama bu süreçte mücadelemiz devam etti. Geçen hafta bir gece o aradı beni.(ismi bende kalsın şimdi) dışardaydım çok konuşamadım. Sonra ben onu aradım. Yüksek mimar olan abisi ve kendisi ile uzun bir görüşme yaptık. Dinledim, anlattım. Her anlattığıma şaşırdılar. Kendileri de çok iyi tanıyorlar. Arkadaşlar belli ki. Ama doğrunun yanında olmak dimdik bir omurga ister. Sağolsun desteklerini esirgemediler. Ve konuşmanın sonunda fazlaca iyi bir firmanın sahibinin arkadaşı olduğunu daha önce de bize ulaşmak istediklerini ama yöneticinin teklifi bile görmeden redettiğini anlatmıştı. O firmanın teklifini bir kez daha iletmek istediğini belirtti. Ben de konuyla ilgilenen komşulara sordum. Teklif bekliyordunuz aciliyetiniz vardı. Bir de bu firmayı görmek ister misiniz diye. Önce sıcak bakmadıysa da kabul etti. 2-3 günlük gel gitler sonrası teklif verilebildi. Ben m2,taşınma ve kira ücretlerini görüştükten ve onlara kendilerini seçmemiz için bir takım alternatifler anlattıktan sonra aradan çıktım konuyu ilgili komşulara pasladım. Madem demişler bizim bir türlü ulaşamadığımız firma kelimelerle dans hanıma ulaşmış hemen gidelim. O gece evet gece toplantıya gitmişler şirkete. Gece 12 de önce Barandan ben daha onunla konuşurken komşulardan teklif detayları geldi. Birbirleriyle görüşmekten çok memnun olmuşlar. Çok da güzel teklifleriyle konuyu taçlandırmışlar. O andan itibaren boş kağıda imza atanları bu şirketin ne kadar güvenilir olduğunu anlatmaya ve yapacakları toplantıya katılıp sözleşmelerini almaya ikna etmeye çalışıyoruz. Ama nasıl güveneliiiiimmm diyenler boş kağıda imza atanlar olması dışında bir sorunumuz yok. Kapı kapı dolaşıp doğrular anlatılıyor. Telefonlardan bilgiler en detaylı haliyle paylaşıyor. Öncesinde sağolsunlar her şeyi bana da aktarıyorlar ve soruyorlar tamam mıdır eklemek istediğin bir şey var mı diye. Dün gece mesela 00:00 da şartname gönderildi. Hızlıca inceleyip bir kaç şeyi not almalarını istedim. Sürekli toplantı halindeler firmayla ve bilgiler geliyor sabah akşam. Aşırı yoruldum ama çok iyi iş çıkardık bence. Bundan sonrası yalnız değiliz. Firma bize hem hukuki hem de manevi destek sağlayarak süreci götürüyor. Güzel şeyler olacak,eminim.
Tüm bunların öncesinde bir sabah kanama ile uyandım. Ahh idrar yolu enfeksiyonum arttı demek ki diyip gerekli önlemleri aldım. Ertesigün ilaca başladım. Olmadı sonraki gün antibiyotik aldım. Cıkss bir şeyler ters gidyordu. Beni anlayabilen doktora pek denk gelemediğimden tüm haftasonu araştırdım ve 2 yıl önce gidip memnun kaldığım doktoru hatırladım. Pazartesi sabah karşısındaydım. Kanser olabilir,inşallah değildir dedi. Tetkikler yapıldı. Yapılırken beni gördüğünde iyi haberleri getirdin mi dedi. Yok hocam,tahlil temiz iyi haber yok dedim. O temizse diğerine geçilecek ve kapsamlı tarama yapılacaktı çünkü.Her iyi iyi olmuyor işte. Ertesi gün ultrasonda çok sayıda taş tespit edildiğindeki sevincimi anlatamam size. Hemen bir tedavi planladık ve beklememiz gerektiğini kabule geçtim. Kanama devam bu arada. O gün eve nasıl geldim Allah bilir sadece. Çünkü yanımda sadece O vardı. Zor bir gündü. Esas zorluk eve gelince başlayacakmış nerden bileyim. Aslında 13 yaştan biliyordum da doktoruma anlatamadım işte, mecburuz deyince. Her gün aralıksız 3 saat süren titreme nöbetleri, tamamen biten gece uykuları,aşırıdan daha aşırı mide bulantıları, kuru ekmekle geçen günler. Neyse bir kaç güne titreme bitti, sonra zamanla bulantı. Kanama inatçıydı 15 güne yakın sürdü. Psikolojik olarak pek kuvvetli olduğum sanılır ama bu konu beni epey etkiledi. Kan... Bu yaştan sonra kan tutacaktı neredeyse. Kırmızı olan her şeye mesafe koydum bir süre. Öyle bir bezmişlik yani. Neyse sonsuz şükür ki geçti. Her şey geçer zaten. Ama taşların büyük kısmının hala bedenimde olduğunu bilmek, her an yeniden gelecek bir krize hazır olmamı gerektiriyor. EvvelAllah...
Tüm bunlarla başetmek oldukça zor olduğundan lisede başlayıp 20 li yaşların sonuna kadar devam ettiğim takı tasarımına tekrar başladım. Önce eldeki takıları tadilat yapıp satışa çıkardım ki beklediğimden iyi gitti.(bedavaya yakın fiyattan vermiş olmamın etkisi olabilir). gidebildiğim ilk fırsatta yeni malzemeler alıp yepyeni tasarımlarla da sahalarda olacağım. Bu ara bana en iyi gelen şey olduğunu fark ettim. Ve tüm bu süreci sessiz sakin kimseyi kırıp dökmeden ve dertlerimi anlatıp yormadan sıkmadan bunaltmadan geçirmek adına,en sevdiklerimden biraz uzaklaştım. Sinem her gün nasıl olduğumu sormasa onunla bile görüşmeyebilirdim. Sağolsun elimi hiç bir durumda bırakmıyor kendisi. Eeee böyle yaptım da iyi mi oldu yooo olmadı. Bugün öğrendiğim ki ameliyat olmuş pek kıymet verdiğim... Hadi ben uzak kaldım, sen niye adım atmadın... Soru değil kızgınlık... Adım atmamasına da değil,onun yanında olamadığıma kızgınlık... Neyse her konuya, herkese yeterim evelAllah. Zihnimi toplamak için biraz zamana ihtiyacım vardı ve bu bencillik sürecinde böyle bir haber almak derinden üzdü. Neyse ki haberler iyi, sağlık yerinde. Yine de... Neyse...
Bu arada benim kız büyüyor teyzeleri, amcaları. Sen benim yeğenimsin desem kızınım ya senin o nerden çıktı diye çıkışıyor. Sen benim biricik kızımsın falan desem, ben senin kızın değilim ki annemin kızıyım niye öyle diyosun diye yine kızıyor. Bu dört buçuk yaş pek sallıyor beni. Dengesi olmayan ruhumu ters yüz ediyor da ona belli etmeden manevralarla hallediyorum konuları. Ya da ben öyle sanıyorum bilmiyorum :)
Varlığına sonsuz şükrettiğim, kıymetlim. O da beni kıymetlim diye seviyor ya eriyorum, bitiyorum. Bunca zorluğun içinde seni bize veren Allah, kimbilir ne hediyeler hazırlıyor senin ömrün için de.
Dün gece sen ağlayarak uyudun ya,çok güzel dualar gönderdim evrene. Senin gözünde bir damla yaşa sebebiyet verene ne vereceğini çok iyi bilir senin çok sevdiğin Allah.
Allah'ı sev kızım, çok sev. İyi insanları ve hayvanları ve çiçekleri sev kızım, çok sev. Kendini en çok sev. Gerisini boşvermeyi öğreteceğim ben sana. Söz öğreteceğim.
0 yorum:
Yorum Gönder