16 Kasım 2015 Pazartesi

Karmaşık Günler

Öyle tuhaf günler ki... Kendi hayatımda her şey muntazam ilerlerken,huzurlu ve sakinken hayatı yolunda gitmeyen öyle çok insan var ki yakınımda. İnsanın elinden bir şey  gelmemesi sadece dua ederek bekliyor olması ne zor bir durum
Son bir aydır çaresizliği öyle derin hissediyorum ki. Bir faydam olsun istiyorum.Bir şey söyleyeyim iyi gelsin, bir şey yapayım iyi olsun,bir şey yapayım herşey düzeliversin...Olmuyor... sormaya korkar oldum son günlerde. Hem de öyle çok korkmak ki bu alacağım haberlere verecek cevabım hazır değilken elim nasıl telefona gidiyor bu cesaret nereden geliyor inanın bilmiyorum.

Kimsenin haberi yok belki benim yaşadığım durumdan ama kendi hayatımı yaşayamaz oldum nerede ise. Neye sevinsem hastane odasına gidiyor aklım gülen gözlerim ışığını kaybediyor,neye sevinç çığlığı atacak olsam kesiliyor sesim.Evet hayat devam ediyor tabi ki...Ama zor vakitler işte.
tüm bunların dışında son 3 gün öyle zor,öyle karışıktı ki.  Beni yazmaya sevk eden de son 3 günde yaşadıklarım ve duyduklarım oldu.
Cuma akşamı bir aşçı yakınımızın yemekhanede ayağına kaynar su döküldüğünü öğrendik. Üstelik suyun içinde yağ çöz varmış. İki ayak da kötü derecede yanmış. Tam buna alışmaya çalışırken, cumartesi günü annemlerin 33. evlilik yıl dönümleri idi. Her yıl küçük hediyeler alırdık. Bu yıl değişiklik olsun yemeğe gidelim dedim. Dedim demesine de burnumuzdan geldi tabiri caiz ise.
Yemeğe gitmeden hemen önce ne gerek var gitmeyelim,evde kutlayalım masrafa girme şimdi,zaten kalabalığız da gibi cümleler için ufak bir tartışma yaşadım. Ardından beni ikna edemeyen ailemle düştük yollara. Tam yemek yiyeceğimiz yere oturacakken bir telefon geldi. Büyük teyzem düşmüş,ayak bileğini kırmış. Ameliyata alınacakmış. Biz mi o yemeği yedik,yemek mi bizi yedi bilmiyorum yani.
Neyse yine de anın tadını çıkarabildik. Ertesi sabah erkenden kalkıp hastaneye gittik. Daha doğrusu biz gitmek istedik de 3 saatte ancak varabildik.biraz hastanede zman geçirip eve dönmek için farklı güzergazı tercih edince bir de kadıköyde oturp br çay içelim dedik. Ardından eve gelmek için 2 saate yakın bir zaman dilimini daha trafikte geçirdik. Ama iki gün sonunda ev halkının tamanında bir mutluluk,bir memnuniyet,bir teşekkür hakimdi yüzlerinde,gözlerinde.
Şükür bu günleri yaşatan rabbe. Şükür ailem için içimden geçeni yapabildiğim maddi,manevi içinde bulunduğum şu hale.
Ben tüm bu iyi/kötü durumları yaşarken ve ailemi mutlu etmek için kırk takla atarken inanın ne yedim ne içtim farkında değilim. İçimde bir acı var ki atamıyorum.Nefes alırken dualar çıkıyor dilimden.Gece rüyalarımda bir yerlere gidiyorum,sabah iyi haberler almak için telefona sarılıyorum.
Bu ara böyle. Her evde bir hasta,ilgilenmek için canı giden bir kelimelerle dans var şuracıkta.
Biliyorum ki hiç kimseye en ufak bir faydam yok. Buna rağmen dert ediniyorum kendime.
Ben de böyleyim işte.Elde değil...Sevdiklerimi üzgün görmeye dayanamam kendimi bildiğimden beri.Yapı meselesi. Yadırgarsınız belki. Önemli değil... Kimin ne düşündüğüyle ilgilenmeyeli çok zaman geçti.
Yani uzun lafın kısası ben iyiyim de sevdiklerim de iyi olsun nolurr...Ben tek başına bir işe yaramıyorum yoksa. Hayat bir kaç beden büyük geliyor şu sıra bana...

--------
Tüm bu anlattığım,anlatamadığım bir sürü şey içime öyle oturmuş ki, sağlığıma zarar da veriyor ara sıra. O konuya hiç girmek istemiyorum. Bir sonraki yazıda güzel şeylerden bahsedeceğimin sözünü veriyorum,Allah'ım sen utandırma :)

2 yorum:

Naz Ortabey dedi ki...

umarım bundan sonra çok güzel şeyler olur da bir sonraki yazında hangisinden başlayacağını şaşırırsın :)

Kelimelerle Dans dedi ki...

naz ortabey; inşallahhhh...çok teşekkür ederimmm hoş geldin bu arada:)

Yorum Gönder