Subscribe to RSS feed

23 Ocak 2026 Cuma

Nazar Cikti Nazar

 Dun gece gelen bir mesajla nevrim dondugunden ben ve bir kac komsu sabahi sabah ettik. En son sabah ezaninda dualar ediyordum dusunun. Sabah, yapilan hata duzeltilir sandik ama oyle olmadi. Neyse burada isler baya sarpasardi. Gun boyu agriyan basima bi de bugun gozumden yaralanma eslik edince fenalardayim. Aksama kadar oynamadigimiz oyun kalmamisken hadi anneteyze bana takla attiiirr dedi. Yapamam, olmuyor, buyudun tutamiyorum derkennn o minnak dirsegi sol gozume giriverdi. Evde neyseki bu haller icin gerekli damla vardi ama kanlanma ve agri devam ediyor. Bir kac doz alinca gecer diye dusunuyorum. Hayir yani aglayip sizlayamadim da onca saat. Aman korkmasin, aman uzulmesin diye diye gecti vakit. O arada gozumun sulanmasi da gecti,bugulu gorme de. Agri ve kanama da gecer bi ara. 

Bu olayin ustune, baktim agliyor korkudan. Ben yerde gozumden elimi cekemez halde, bi cizgi film acin da seyredelim azicik yaa dedim. Ben istemem cizgi film falan ama sen istiyosan ac da bakariz dedi. Actik. Arkam donukmus.  Ee sen actirdin, izlesene deyince farkettim. :) El ele izledik biraz. Sonrasi annesi geldi, yemek-icmek vs. 

Insallah cok derinlerine islememistir. Bir kac oyunla anlayip rahatlatmak icin uygun zamani bekliyorum. 

22 Ocak 2026 Perşembe

İnanın ki Özet

 Anlatacaklarım var demiştim. En baştan özetlemeye çalışayım. Araştırmayı çok severim. Elimde hiç bir sağlam veri yokken o şeyi araştırır bulabilirim. Eski işyerinde gelen dekonttaki isimle borçlu kişinin ismi farklıyken muhasebe gelen dekonttaki borcu nereden düşeceğini bilmezken de benden destek ister ve sadece bir kaç dakikada çözümlerdik. Öyle bir şeyden bahsediyorum yani. Sitemiz kentsel dönüşüme girecek. Uzun zamandır bununla ilgili stresimiz vardı zaten ama 4 aralık akşamı oteldeki toplantıya katıldıktan sonra gördük stresin ağababasını. Normalde firmayı araştırmadan asla gitmezdim ama elim kolum bir şekilde bağlandı ve tek kelime bilgim olmadan gittim. En şeffaf şekilde dinledim. Eve gelince aklımdaki soru işaretlerinden yola çıkarak araştırmaya başladım. Sabahlara kadar. Günlerce, gecelerce; uyku hak getire.  Her bulduğum veride ağzım açık kaldı. Bu kadar da olmaz diye diye...Günler sonra artık bildiklerimin altında ezilmeye başlamışken ve evler elimizden gidiyor diye içim yanarken bir şeyler yapmam lazım insanlara anlatmam lazım ki birlik olup imza atılmasın da başka şirket bakılabilsin dedim. Ama elimin güçlü olması lazımdı. Farkettiklerimin sağlam zemine dayanan kanıtlar olması lazımdı. Ama nasıl...

10 gün kadar böyle kendi başıma debelendikten sonra, yerel seçimlerde aday olan ve kendisini tüm kalbimle güvenerek desteklediğim muhtar adayına yazmak geldi aklıma. Seçim sürecinde uğradığı haksızlıklarda da sonrasında mahalle muhtarından katbekat fazla iş yaparken yardım projelerinde de bir çok kez iletişimde olmuştuk.  Kendisiyle yaptığım görüşmenin bitiş saati gece 02:00 dı. Tüm araştırmalarımın doğru olduğunu ve çok daha fazlasını öğrendim. İnşaatçı olmayan sadece inşaata malzeme tedariği sağlayan firmanın bizi dolandırmaktan öteye gitmeyeceğini ben anladım anlamasına da,o gece oteldeki sunumda şirketin hediye adı altında saydıklarına elleri patlarcasına alkış tutanlara nasıl anlatacaktım. Mahallenin en en en merkezi noktasındaki site için adamlara alay konusu olduk resmen. 
...

Bir gün markette çok sevdiğim ama yıllardır da pek sohbetimin olmadığı kadını gördüm. Ne düşünüyorsun toplantı hakkında dedim. Verildi kızım evler verildi dedi. Yapma dedim...İmza atmadık ne verilmesi. Eee ama o alkışlar dedi. Haklıydı... Hem de çok... Bu isin onlarla olamaya agini ayak üstü izah ettim. Koınuşmanın sonunda ikna olduğunu pek de düşünmedim ama bir umut inşallah imza atmaz böyle böyle çabalayacağız dedim. 
Anlattıklarımı düşünmüş binasındaki bir kaç kişi ile paylaşmış ve sonrası çorap söküğü misali.Bir bina ayaklanmış ben bir verdim onlar bin yapmış da harekete geçmiş. Onlar avukatla konuşup noterden ihtar çekmeye organize olurken,o firma ki usulsuz şekilde karotlar aldı binalardan ve karot dışında yıkım sayılabilecek şekilde zarar verdi her bir kata. Çocuklar çok korktu, insanlar çok üzüldü. Elden hiç bir şey gelmedi Yöneticiler o tarafın bu işi yapmasında ısrarcıydı çünkü. Kendilerine altın tepside sunulan imkanlar gözlerini kör ettiğindendir ki bizlere ait olan evler için de tehditler edildi. İmza vermeyin de bakın neler oluyor gibi. Açıkça neler olacağını anlatarak. Bu süreçte sözleşme görmediğimiz gibi boş kağıda imza toplanılmasını da gördük,o kağıda atılan imzaları da. Gece gündüz yemeden içmeden ne yapabiliriz nasıl bu evreden döndürebiliriz diye kendimizi yedik bir avuç insan. O bir avuç ki, çok güçlü, çok bilgi neyse ki. Bugün yönetici demiş ki bunlar da kendi cumhuriyetini kurdu burada pes vallahi :)) Gurur duydum bu hakaret karşısında. 

Bu süreçte noterde buluştuk 15-20 kişi. İmza anında engellendik de bir başka noterde aldık soluğu. 14 den 19 a kadar uğraştık bir damla su bulamadan. Döndük evlerimize. Kimi dişçi randevusuna geç kaldı, kimi seansına, kiminin bekleyen evladı arayıp durdu, kimi evde bıraktığı babasında aklı kalırken, birinin de hastası arabada bekledi saatlerce.
Hala oradan cevap gelmedi ama bu süreçte mücadelemiz devam etti. Geçen hafta bir gece o aradı beni.(ismi bende kalsın şimdi) dışardaydım çok konuşamadım. Sonra ben onu aradım. Yüksek mimar olan abisi ve kendisi ile uzun bir görüşme yaptık. Dinledim, anlattım. Her anlattığıma şaşırdılar. Kendileri de çok iyi tanıyorlar. Arkadaşlar belli ki. Ama doğrunun yanında olmak dimdik bir omurga ister. Sağolsun desteklerini esirgemediler.  Ve konuşmanın sonunda fazlaca iyi bir firmanın sahibinin arkadaşı olduğunu daha önce de bize ulaşmak istediklerini ama yöneticinin teklifi bile görmeden redettiğini anlatmıştı. O firmanın teklifini bir kez daha iletmek istediğini belirtti. Ben de konuyla ilgilenen komşulara sordum. Teklif bekliyordunuz aciliyetiniz vardı. Bir de bu firmayı görmek ister misiniz diye. Önce sıcak bakmadıysa da kabul etti. 2-3 günlük gel gitler sonrası teklif verilebildi. Ben m2,taşınma ve kira ücretlerini görüştükten ve onlara kendilerini seçmemiz için bir takım alternatifler anlattıktan sonra aradan çıktım konuyu ilgili komşulara pasladım.  Madem demişler bizim bir türlü ulaşamadığımız firma kelimelerle dans hanıma ulaşmış hemen gidelim. O gece evet gece toplantıya gitmişler şirkete. Gece 12 de önce Barandan ben daha onunla konuşurken komşulardan teklif detayları geldi. Birbirleriyle görüşmekten çok memnun olmuşlar. Çok da güzel teklifleriyle konuyu taçlandırmışlar. O andan itibaren boş kağıda imza atanları bu şirketin ne kadar güvenilir olduğunu anlatmaya ve yapacakları toplantıya katılıp sözleşmelerini almaya ikna etmeye çalışıyoruz. Ama nasıl güveneliiiiimmm diyenler boş kağıda imza atanlar olması dışında bir sorunumuz yok. Kapı kapı dolaşıp doğrular anlatılıyor. Telefonlardan bilgiler en detaylı haliyle paylaşıyor. Öncesinde sağolsunlar her şeyi bana da aktarıyorlar ve soruyorlar tamam mıdır eklemek istediğin bir şey var mı diye. Dün gece mesela 00:00 da şartname gönderildi. Hızlıca inceleyip bir kaç şeyi not almalarını istedim. Sürekli toplantı halindeler firmayla ve bilgiler geliyor sabah akşam.  Aşırı yoruldum ama çok iyi iş çıkardık bence. Bundan sonrası yalnız değiliz. Firma bize hem hukuki hem de manevi destek sağlayarak süreci götürüyor. Güzel şeyler olacak,eminim.

Tüm bunların öncesinde bir sabah kanama ile uyandım. Ahh idrar yolu enfeksiyonum arttı demek ki diyip gerekli önlemleri aldım.  Ertesigün ilaca başladım. Olmadı sonraki gün antibiyotik aldım. Cıkss bir şeyler ters gidyordu. Beni anlayabilen doktora pek denk gelemediğimden tüm haftasonu araştırdım ve 2 yıl önce gidip memnun kaldığım doktoru hatırladım. Pazartesi sabah karşısındaydım. Kanser olabilir,inşallah değildir dedi. Tetkikler yapıldı. Yapılırken beni gördüğünde iyi haberleri getirdin mi dedi. Yok hocam,tahlil temiz iyi haber yok dedim. O temizse diğerine geçilecek ve kapsamlı tarama yapılacaktı çünkü.Her iyi iyi olmuyor işte. Ertesi gün ultrasonda çok sayıda taş tespit edildiğindeki sevincimi anlatamam size. Hemen bir tedavi planladık ve beklememiz gerektiğini kabule geçtim. Kanama devam bu arada. O gün eve nasıl geldim Allah bilir sadece. Çünkü yanımda sadece O vardı. Zor bir gündü. Esas zorluk eve gelince başlayacakmış nerden bileyim. Aslında 13 yaştan biliyordum da doktoruma anlatamadım işte, mecburuz deyince. Her gün aralıksız 3 saat süren titreme nöbetleri, tamamen biten gece uykuları,aşırıdan daha aşırı mide bulantıları, kuru ekmekle geçen günler. Neyse bir kaç güne titreme bitti, sonra zamanla bulantı. Kanama inatçıydı 15 güne yakın sürdü. Psikolojik olarak pek kuvvetli olduğum sanılır ama bu konu beni epey etkiledi. Kan... Bu yaştan sonra kan tutacaktı neredeyse. Kırmızı olan her şeye mesafe koydum bir süre. Öyle bir bezmişlik yani. Neyse sonsuz şükür ki geçti. Her şey geçer zaten. Ama taşların büyük kısmının hala bedenimde olduğunu bilmek, her an yeniden gelecek bir krize hazır olmamı gerektiriyor. EvvelAllah... 
Tüm bunlarla başetmek oldukça zor olduğundan lisede başlayıp 20 li yaşların sonuna kadar devam ettiğim takı tasarımına tekrar başladım. Önce eldeki takıları tadilat yapıp satışa çıkardım ki beklediğimden iyi gitti.(bedavaya yakın fiyattan vermiş olmamın etkisi olabilir). gidebildiğim ilk fırsatta yeni malzemeler alıp yepyeni tasarımlarla da sahalarda olacağım. Bu ara bana en iyi gelen şey olduğunu fark ettim. Ve tüm bu süreci sessiz sakin kimseyi kırıp dökmeden ve dertlerimi anlatıp yormadan sıkmadan bunaltmadan geçirmek adına,en sevdiklerimden biraz uzaklaştım. Sinem her gün nasıl olduğumu sormasa onunla bile görüşmeyebilirdim. Sağolsun elimi hiç bir durumda bırakmıyor kendisi.  Eeee böyle yaptım da iyi mi oldu yooo olmadı. Bugün öğrendiğim ki ameliyat olmuş pek kıymet verdiğim... Hadi ben uzak kaldım, sen niye adım atmadın...  Soru değil kızgınlık... Adım atmamasına da değil,onun yanında olamadığıma kızgınlık... Neyse her konuya, herkese yeterim evelAllah. Zihnimi toplamak için biraz zamana ihtiyacım vardı ve bu bencillik sürecinde böyle bir haber almak derinden üzdü. Neyse ki haberler iyi, sağlık yerinde. Yine de... Neyse...


Bu arada benim kız büyüyor teyzeleri, amcaları. Sen benim yeğenimsin desem kızınım ya senin o nerden çıktı diye çıkışıyor. Sen benim biricik kızımsın falan desem, ben senin kızın değilim ki annemin kızıyım niye öyle diyosun diye yine kızıyor. Bu dört buçuk yaş pek sallıyor beni. Dengesi olmayan ruhumu ters yüz ediyor da ona belli etmeden manevralarla hallediyorum konuları. Ya da ben öyle sanıyorum bilmiyorum :)

Varlığına sonsuz şükrettiğim, kıymetlim. O da beni kıymetlim diye seviyor ya eriyorum, bitiyorum.  Bunca zorluğun içinde seni bize veren Allah, kimbilir ne hediyeler hazırlıyor senin ömrün için de.
Dün gece sen ağlayarak uyudun ya,çok güzel dualar gönderdim evrene. Senin gözünde bir damla yaşa sebebiyet verene ne vereceğini çok iyi bilir senin çok sevdiğin Allah.

Allah'ı sev kızım, çok sev. İyi insanları ve hayvanları ve çiçekleri sev kızım, çok sev. Kendini en çok sev. Gerisini boşvermeyi öğreteceğim ben sana. Söz öğreteceğim. 

21 Ocak 2026 Çarşamba

Az Kaldi

 Anlatacak cok sey var. Neler oldu neler... 

Bir kafami toparlayayim, gelecegim. Uzun uzun anlatacagim. 

(Telefondan yazdigim ve otomatik klavyeninde bu panelde calismamasi sebebiyle harfler farkli cikiyor;affedin.) 

Otomatik klavyeyi (sadece buraya yazarken cikmiyor.) ayarlama imkani var ise bilen aydinlatabilirse duaci olurum. 

21 Kasım 2025 Cuma

Iyi Geceler ve Gunaydin

Hiç bir sey anlatmadan da çok sey anlatirsin sen demisti, beni en iyi taniyanlardan biri. 
Ve blogcu. Comu da sayarsak toplamda 20 yildir sanal dunyada ve oncesinde yazmayi ogreneliberi her alanda yazan biri olarak en iyi rahatlama yontemi elbette kalemle kurulan bağda sakli benim için.  Onca sey oluyorken, kendim icin bir sey yapmak dendiginde iste buldum burdayim kendi alanimda derin nefesler alip hayata daha da saglam tutunabilirim dedigim yer tam burasi. 
Neyse simdilik uyuma zamani. Sabah minnosum erkenden beni ister yanina. Gözü acmak yetmez, akli da açik tutabilmek gerek sabahin nurunda. 
Iyi geceler. Güne güzel  baslatan sebepleriniz artarak çogalsin. 

Not(sadece bir kac gün, bir gün de olur tatile gitmek istiyorum. Isteme kisminda takili kaldim. Lütfen hedefe dönüstür ve beni oraya isinla Allahim.) 

Çocuklar

 Diyorlar ki bir "çocuğa" bu kadar değer verip, bağlanma. Hayir yani görülmüs sey değil sendeki. Her ne olursa olsun vazgecmiyorsun. Biraz da kendini düsünür müsün? 

Sadece kendimi dusunerek yasayabilenlerden olmadim hic bir zaman. Oyle olsaydim da yine ayni tutumda olurdum, hayatimdaki tum cocuklar icin. Cunku beni sadece onlar kosulsuz seviyor, kabul ediyor, yeri geliyor bağrina basiyor. Boyle tatli sevilebilmek, saygi ve her halinle kabul gorebilmek herkese nasip olmuyor saniyorum ki elestiriliyorum cok cok uzun zamandir. Önemli mi hiç değil. Tek önemsediğim o "çocuk" kalplerinde yer etmeye layik goruldugum. Allah eksikliklerini gostermesin. Zira düsünmek bile büyük delilik. 

20 Kasım 2025 Perşembe

Sarilmanin Gucu

 Bir kere de yazmaya basladi mi insan, durmuyor kalem... Ya da bende bir çalcenelik var ki bahane ariyorum :) 

Neden epeydir yazmiyorsun dedi? 

Verecek cevap bulamadim. Verdigimden aldigim cevabi da uzerine katinca mecburen yine yeniden dans etmeli kelimeler. 

Tam da insanlarin en cok kendi planlarini onemsemeleri cok normalken sadece kendi planlarini onemsediklerini farkettigim ve beni de gor diye diye pesinden dolandigim bir gunde ve tabi ki o gunun sonunda bile bir sey degismeyince, yazmak her zamankinden daha onemli hal aliyor. Ve baskaca da bir care kalmiyor. Bu cumleyi yazarken hala bir care aradigima kiziyor, caresizligimin iki yanagindan bir alnindan opup kocaman sariliyorum. Sarilmak cok iyi gelir. Umudunuza sarilin, hayallerinize, hedeflerinize ve sizi iyi hissettirenlere sarilin. Sahi ben ne zaman sana sarildim? Bana kollarini acar misin? 

19 Kasım 2025 Çarşamba

Yazmamanin Agirligini Hafifletme Cabasi

Yazmadikca yazamiyor da insan. Yazmamaya alisamiyor da ote yandan. Ve bir diger taraftan; yazsam dokulecegim, dilim dokulurken kalbimin sokulmesinden geri durmak isterim. Oyle ki anlasilmasin ne hissettigim. Yasananalari herkes gorur ama hissetmek seni cok icten, tum her halinle sevenlerin isi. Yoksa oyleleri susmayi ogreniyor, soguk kanlilikla yasayip geciyor insan; hislere takilmadan. Ee o zaman yazmaya ne hacet. Hep ayni cumleleri mi kuralim? Anlatip anlatip nerelere varalim? Varmayi umalim da husrana mi ugrayalim? Bir yerlerde benzer hislere denk gelip birlikte mi cogalalim? 
Cogaldikca benzer kalpler, buyur ayni duygular ve hisler. Gerek var mi sahi? 
Bilmem ki. 
(Telefondan yazdigimdan ve bu telefonun klavyesini henuz cozemedigimden harfler farkli cikiyor affola) 


4 Ağustos 2025 Pazartesi

Bitti

Bitti...

Yılın en sıcak gününde 70 yaşındaki avukatımla birlikte ofislerinde buluşmayı istediler,imza atmak için. Hay hay dedik son kalan sabrımızla.

Güler yüzle gittik, lakin öyle karşılanmadık. O güne dair yaşadıklarım,inanır mısınız flu şekilde. Dilaraya kocaman sarılıp nasılsın dediğinde çok iyiyim dediğim ve inansın diye kocaman da gülümsediğim an dışında çok az şeyi hatırlıyorum.  Keşke girerken ve çıkarken yüzüme bakılmadığını,bir helallik almaya bile gerek görülmediğini de unutsam... Haa bir de haftalar önce yüzüme söylenen ve sonra arkamdan herkesin duyacağı şekilde hakaretlerini...

Neyse işte bitti. Her şey bitti. Güzel bitmedi. Hatta pek kötü bitti ama sonuca bakalım biz ki bitti. 

İçimi kaplayan tarifsiz bir huzur var şimdi. Dinlenmeler doyamıyorum.  şükrüm sonsuz. Allahım yanımda olduğun için minnettarım.

21 Temmuz 2025 Pazartesi

Görünen ve Yaşanan

Çok şey oluyor ve ben hiçbir şey olmuyormuş gibi davranıyorum. Aman kimse üzülmesin,aman ortalık gerilmesin vs. Ee bir de kıymetli avukatımın süreci zorlaştıran bazı tavırları. Hani yani tüm bu yıpranmışlığımla yine de mücadele edeceğim ama olmuyor. Tek başına degilsen eğer cümle cümle aktarıyorsan her şeyi. O zaman söyleneni yapacak,süreç yönetimini ona bırakacaksın. Hem karşı taraftan hem de karşı tarafın onu muhatap kabul etmemesinden dolayı hep kendim ön planda olmaktan aşırı yoruldum. Bana söylenen her şeye sustum,her şeye. Tek bağırdığım nokta; sen avukatımı nasıl muhatap almazsın yaa oldu.  Ama işte aldığım yanıtla bunlarla yol yurunmeyeceğini bir kez daha anlamış oldum. Kendimi helak etmenin ötesine geçmeyecekti. Evet sonuçta kazanan ben olacaktım şüphesiz ama alacağım para giden sağlığımı ve huzurumu geri vermeyecekti. Bu sebeple konu bir an önce kapansın diye haklarının büyük kısmından feragat ettim. Buna rağmen olanlar... Hala art niyetli algılanmak... Nasıl bir akıl seviyesi diye düşünmüyorum artık. Düşündükçe vardığım noktalar oldukça korkutucuydu çünkü.
Bu surecte beni aptal gören çok oldu. Olsun. Görünenle yaşanan bir değil ve bunun izahını yapmak hiç kolay değil. 
Az kaldı inşallah. Çok az daha sabredersem bu işi sonuçlandıracağım. Sayılı gün çabuk geçer. Ve sonra kendim için güzel bir tatil planı yapmaya niyet ediyorum. İnşallah gerçeklestirebilirim. Hayırlısı...

10 Temmuz 2025 Perşembe

Konuşsam mı Artık?

 Bir şeyler yazma zamanı artık. Susmaktan, konuşmam gereken zamanda da sakin kalmaktan çok yoruldum.  Bir süre daha süreci yönetmeye devam etmek zorundayım biliyorum. Ama sonra... Sonra ben nasıl tam anlamıyla bu ruhumda biriken stres ve üzüntüyü boşaltacağım bilmiyorum.


İşten ayrıldım.

...

Keşke iki kelime ile anlatilabilecek kadar kolay ve sade olsaydı.  Haftalar oldu,sürecimiz hukuk yoluyla,avukat danışmanlığında devam ediyor. Bana karşı yapılan haksızlıkları,hakaret,tehdit ve hirpalamaları insan üstü bir sakinlikle cevaplıyorum. Zaten süreç yönetimi iyi olan biriyim ama avukatım ekstra sakin olmamı söylemese ve süreci mahkemeye taşımak için hiccc aceleci davranmayıp, iletişim yolu ile çözmek istemese bu denli sakin kalamazdım. Öte yandan çok ama çok sayıda insan (ki ben daha işten ciktigimi kimseye ilan etmemisken üstelik) sonsuz destek verdi. Şükrüm de,minnetim de sonsuz. Haftalar oldu. Haftalar... Ve ben her tamam bitti,gidiyoruz mahkemeye dediğimde avukatım tarafindan durdurulmam,sakinnnn, orada yaşadığın her şeyi bir kenara bırak beni dinle. Şöyle konuş,bunu söyle,onunla olmuyorsa diğeriyle görüş. Ama lütfen sakin kal. Senin sakinliğine ihtiyacımı var denilmesi... Benim bir avukatım varrrr yeter artık bırakın beni bittim ben yahuuu dediğimde ben avukatla muhatap olmam diyenlerle ardı ardına muhatap olmak zorunda kalmam. Bittim... Bittim de okeye dönüyorum hissiyatındayım diyim siz anlamaya çalışın. Ya da boşverin. Ben fazlaca yıprandım bir başka minicik bile gerilmesin isterim. Bu surecte kendi dertlerini bir kenara bırakıp (uzunca bir süre üstelik.) benim sırtımı sıvazlayarak gücüme güç katan dostlarım olmasa emin olalım ki bu kadar ilerleyemezdim. Aklımın durduğu noktada akıl olanlarım. Geri adım atsam,parayı bir kenara bıraksam da huzurumu bulsam dediğimde şimdi değil,kalan son gücünle devam diyenlerim. Hakkınızı ödeyemeyeceğimi bilirim.  

Sinem... 12 yıl olmustur tanışıklığımız. Dost değil kardeş olduk artık. Sürece onun eşinin hesaplamaları yön verirken,en zor görüşmelerimde yanımda olup(denk gelip) elimi sıkı sıkı tuttuğun için minnettarım. Ve nasıl her seferinde de yanyana olduğumuz vakte denk geldiğine hala şaşkınım.

 Titreyen elim değil güçlü sesimle konusabildim sayende.

İşe yeni girmesine rağmen benim yanımda yer alıp,tüm yıpranmışlıklarını hatırla ve  son kalan gücünle hakkını ara diyen o kadın.

Sen olmasan çoktan pes etmiştim.

Ve samimi olmadığım halde yanımda olan,tüm ictenliğiyle bana destek veren,akıl olan,fikir olan eski ve yeni çalışma arkadaşlarım... Hepinize minnettarım.


Ve Çağlar... Sen benim 17 yılımsın. Sayısız zor anımda hep ilk yanımda olan, beni ayağa kaldıransın. Öyle ki her seferinde hiç bıkmadan yanımda,arkamdasın. Bir kere de amma da abarttın,yeter artık bu konuyu kapat demezsin. Sıkılıp kendi hayatına dönmez,beni kolsuz kanatsız bırakmazsın. Kimseyi dinlemediğimde ama ben de öyle düşünüyorum deyip bana bir fikri kabul ettirmeyi çok iyi bilirsin. Beni en iyi tanıyansın. O sebeple ne kadar üzüldüğümü de ne kadar mutlu olduğumu da en iyi sen anlarsın.  İyi ki(!)

Süreç yönetimi pek iyi olan ve sakinliğini sağlamayı ve korumayı bilen biri olarak bu kadar güçlü ve bu kadar sağlam ve bu kadar sık ve bu kadar sakin olabileceğimi bilmiyordum. Yaşayarak öğrenmek çok yıpratıcı oldu ise de olması gerekeni demek ki.  

Tüm bunları yazarken süreç hala bitmedi bu arada. Ben bittim süreç bitmedi. Bir avukatım olduğu halde kendi kendimin arabulucuğunu yapıyorum öyle bı süreç.  Çünkü karşımdakiler avukatımı muhatap almıyor ve biz buna müsemma gösteriyoruz. Hala delirmiyoruz. Biz nasıl delirmiyoruz ? Sinir krizi geçirip bana verip veriştiren insana hala son kararın nedir diye sorabiliyorum ben mesela. Bu nasıl bi irade. Bu nasıl bir süreç yönetimi ya da ne derseniz deyin yani. 

Neyse şimdilik doldum taştım sadece. Daha anlatacak çok şey var... Konuşuruz yavaş yavaş. Bir halledebilelim de inşallah.